RADIO ZAZA Tv ZONÊ MA KAMIYA MAWA ! BUMISÊ QÊSEY BIKE XU VIRA MÊKE ! Vila Kę

Dersim harekati arsivlerini kim acacak
Khulê 74 Duisburg 20.11.11
Tecavüze ugradigini yazdi...Tuncelide Intihar

Sabiha Gökçen'in Dersim ile ilgili sözleri

Khule 74 Serri / Berlin

Erzincan Cayirlilar Gecesi
Dersim tartismalari dinmiyor
Iclal Aydin'in Dersim yazisi
Ayip ve zulüm günleri

CHP'li Aygün: Dersim'in sorumlusu devlet ve CHP'dir
Seyit Riza'nin torunu Çankaya Köskü'ne çikiyor!

Güner'i Civaoglu: Atatürk'ün hayatini Dersimli kurtardi

Ayip ve zulüm günleri

Pir Seyid Riza ve arkadaslarinin idam edilmelerinin üzerinden 74 yil geçti. Seyid Riza’nin idama giderken söyledigi sözler halen güncelligini koruyor: “Evlâdi Kerbelayix. Bi hatayix. Ayiptir. Zulümdür. Cinayettir.” Seyid Riza idama giderken asil tavriyla tarihe geçti. Bu yasli adam rap rap yürüdü…
1937’de Dersim’de toplu katliam yapilmistir. “Toplu katliamlar” için uluslararasi sözlesmeler ve evrensel hukuk “Soykirim” tanimini yapar. Bu baglamda Dersim katliami bir soykirimdir. Dersim soykirimi inançsal, kültürel, etnik bir soykirim olmanin yaninda dogaya ve tüm dünya insanligina karsi islenmis bir suçtur.
Ve Dersim soykirimi 1938’de baslayip bitmemistir. Hala devam etmektedir. Katliamin tarihi arka plani vardir. Dersim insani ve Pir Seyid Riza’nin katledilmesinin temel nedeni Kürt/Alevi olmasidir. Dikkat edilirse Pir Seyid Riza “idam” sehpasinda “Evlade Kerbelayimo be guneyimo!” demektedir. Pir Seyid Riza “Evladi Kerbela” deyimini çok bilinçli olarak seçmis ve tarihi bir gerçegi vurgulamistir. “Davadan dönersem Kerbela benden davaci olur!” sözü de Pir Seyid Riza’ya aittir. Peki, Kerbela nedir? Kerbela’da ne olmustur? Neden Pir Seyid Riza kendini “Kerbela” üzerinden tanimlamistir?
Tabi Dersim’i ve Pir Seyid Riza’yi anlatirken Alisêr, Zarife, Besê, Nuri Dersimi ve bu degerlerin temsil ettigi gerçekle birlikte ifade etmek gerekir. Zira bu degerler Dersim ve Pir Seyid Riza sahsinda bütünlesmistir. Ayrica bir baska aci gerçek de “Rayber” ve onun gibi katil sürüsüne her türlü olanagi saglayan devsirmelerdir.
Alevilik inancinda pirlik, dedelik makami kadar “Analik makami” da önemlidir. Aleviler pir ve dedenin esine “Havva Ana, Meryem Ana, Fatma Ana” sifati verirler. Dolayisiyla Besê ve Zarife de Anadir.
Kerbela nedir? Bu sorunun cevabi insanlik tarihinde gizlidir. Cevap bir tek cümle olsa da yasanmis tüm tarih boyunca temel çeliski olmustur. Insanlik tarihi iki anlayis karsi karsiya gelmistir. Birincisi “Insanin bir irade ve özgün bir güçtür, insan haklarini kullanabildigi, haklariyla birlikte yasayabildigi oranda insandir.” Diyerek “insanin bu becerileri sayesinde doga ile etkilesim içinde geliserek, güçlenerek yasayabilecegini” savunur. Ikinci anlayis ise “Insan kendine yetmez aciz bir varliktir. Yönetilmeye muhtaçtir.” der. Kerbela’dan önce, Kerbela katliami sirasinda ve sonrasinda çatisma konusu budur.

‘Halka hizmet Hakka hizmettir’

Muhammed Mustafa’nin Mekke’de “Peygamberligini ilan etmesi” ile birlikte O’nun temsil ettigi degerler üzerinden iki akim karsi karsiya gelir. Birisi Imam Hüseyin’in babasi Sahi Merdan Ali’nin savundugu ilim ve irfan yolu, digeri Muaviye’nin babasi Ebu Süfyan’in savundugu ihtisam ve paraya dayali iktidar yoludur. Bu durum çok dogaldir. Çünkü “Insan yasadigi gibi düsünür.”
Sahi Merdan Ali toplumda halk gibi yasayan bir bireyidir. Ebu Süfyan ise kervanlara hükmeden zengin bir tacirdir. Ali’nin “Islam’dan” anladigi “Ilim, irfan, adalet, merhamet ve esitliktir.” Ebu Süfyan’in anladigi “Nüfuz alanini artirmak ve daha fazla mal satabilmektir.” Bu minval üzere devam eden tarihte Sahi Merdan Ali sadece Ebu Süfyan ile degil, Muaviye ile de mücadele etmek zorunda kalacaktir. Hatta bu “Dava” Imam Hüseyin’e de miras kalacak ve Imam Hüseyin de Muaviye’nin oglu Yezit ile mücadele etmek zorunda kalacaktir. Sahi Merdan Ali ve Imam Hüseyin’in “Hatasi” insan olmak ve adaleti savunmaktir. Kerbela’da Imam Hüseyin’in cani pahasina savundugu degerleri Selmani Farisi, Bilali Habesi, Abuzer’ül Giffari, Üveys’ül Karani… gibi “Halka hizmet Hakka hizmettir.” gerçegini savunanlar temsil etmektedir. Yezit ise tipki Siffin Savasi’nda Muaviyenin yaptigi gibi hileyi, düzenbazligi, kirli iktidari ve ihtisami temsil etmektedir. Kerbela’dan önce Imam Hüseyin’in “Biat etmesi için” mal-mülk de dahil olmak üzere her olanak ayagina serilmistir. Ama Imam Hüseyin “Hakikat benden davaci olur!” diyerek “Biat” etmemis ve bütün önerileri geri çevirmistir. Pir Seyid Riza da Kerbela katliaminda Imam Hüseyin’in hakikati temsil ettigini bildiginden “Kerbela benden davaci olur” diyecek kadar tarihi, hakikati bilen ikrar ve iman sahibi bir ermistir.
Kanimca Islam tarihi dört evrede ele alinmalidir. Birinci evre Muhammed Mustafa’nin yasadigi “Asri Saadet” dönemi “Medine Islam’i” ve bu dönemde yasananlardir. Ikinci evre Sahi Merdan Ali ve Muaviye’nin karsi karsiya geldigi dönemdir. Üçüncü evre Imam Hüseyin ve “Ehli Beyt’in” Yezit ordulari tarafindan katledildigi Kerbela Katliami ve sonrasidir. Dördüncü evre ise Muaviye anlayisinin Islamiyet’e egemen oldugu günümüze kadar gelen zalim ve kirli iktidarlar dönemidir.

Ali-Muaviye, Hüseyin-Yezit gerçegi

13 Kasim 2011 günü “Gadir Hum Bayramiydi.” “Kurban Bayramindan” bir hafta sonra özgün olarak Arap Aleviler tarafindan kutlanan “Gadir Hum Bayrami” tüm Aleviler için özel bir gündür. Gadir Hum’da yasananlar anlasilirsa Ali-Muaviye, Hüseyin-Yezit gerçegi daha net anlasilabilir.
Pir Seyid Riza, Medine’den sonra ikili karaktere bürünen Islam tarihinde Sahi Merdan Ali ve Imam Hüseyin karakterini Bese Ana ve Zarife Ana da Fatma Ana’yi temsil eder. Dolayisiyla Dersim katliamini yapanlar ve Pir Seyid Riza’yi idam edenler de Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezit karakterini temsil edenlerdir.
Pir Seyid Riza ve Dersim Katliami’nin Roma/Bizans, Selçuklu, Osmanli tarihinde Alevilere yapilan katliamlarla da yakin iliskisi vardir. 1230’lu Yillarda Baba Ilyas’in katledilmesi olayi vardir. Bir kaynaga göre “Roma/Bizans kuvvetleri tarafindan”, bir baska kaynaga göre “Selçuklu kuvvetleri tarafindan” Amasya kalesinde idam edilmistir. Baba Ilyas talipleri ise “O’nun yardima gelen Boz Atli Xizir ile birlikte sir olduguna” inanirlar. Bu olaydan sonra (1239) Baba Ishak Samsat/Samosata (Kefersud) yöresinde talipleri ile birlikte yürüyüse geçer. Maras, Malatya, Kayseri, Sivas, Yozgat (Bozok), Amasya, Çorum yöresinde halkin katilimi ile daha da güçlenerek Kirsehir’e kadar tüm bölgeyi kontrolü altina alir. Selçuklu “Sultani” II. Giyaseddin Keyhüsrev Konya’daki sarayini “Terk etme” hesabi yaparken zirhli Frenk/Haçli ordularinin yardimi ile Baba Ishak ve yarenleri Kirsehir yakinlarindaki Malya Ovasi’nda katledilirler.
Baba Ilyas ve Baba Ishak’in yürüdügü güzergah sekiz yüz yildir egemen sistemlerin “Tekçi zihniyeti” olusturmalarinin laboratuari olmustur. Baba Ilyas ve Baba Ishak’in yürüdügü yol üzerinde Osmanli döneminde birçok katliam yapilmistir. Bunlarin en bilineni Kalender Çelebi (Hacibektas Ocagi mürsidi/ Nurhaklardaki katliamda basi bir bal teknesinde Istanbul’a gönderilmis, gövdesi Hacibektas dergahindaki Balim Sultan türbesinde sirlanmistir) ve yarenlerinin katledilmesidir (1527/ Nurhak Yöresi.) 1511 ile 1527 yillari arasinda orta Anadolu’da Osmanliya karsi yedi Alevi ayaklanmasi gerçeklesmistir. Bu ayaklanmalarin sebebi Osmanlinin “Vergi salmasi” ve “Alevi ocak sistemine müdahale ederek Alevileri Sünnilestirme” çabasidir. Cumhuriyet döneminde ise Koçgiri, Çorum, Sivas, Malatya, Maras katliamlari yapilmistir. Amaç yine Alevilerin ocak sistemini dagitmak ve Sünnilestirmektir. Egemen sistemler her dönemde buraya sistematik bir asimilasyon, yok etme, göçe zorlama politikasi uygulamislardir. Yeri gelmisken resmi tarihin çarpitmalarindan birini de düzeltmeden geçmeyelim. Hacibektas Baba Ilyas Halifelerindendir ve hiçbir zaman Osmanli ile “isbirligi” yapmamistir.
Seyh Bedrettin’in, Torlak Kemal, Börklüce Mustafa ile birlikte Aydin, (1402 Ankara Savasi sonrasi 11 yillik “Fetret” devri I. Mehmet dönemi) Manisa yöresinde örgütledigi “ayaklanma” da inançsal, kültürel, siyasal amaçlari bakimindan Pir Seyid Riza ve Dersim ile ortak karakteristik özellikler gösterir. Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal Manisa’da “idam” edilir. Seyh Bedrettin ise 1416/1420? Yilinda Serez’de üryan olarak “idam” edilir...
Yavuz’un “Misir Seferi”, 1514 Çaldiran savasi ve sonrasi da Alevi katliamlari nedeniyle insanliga karsi islenmis bir suçtur. Pir Sultan Abdal da bu dönemde Yavuz ve Osmanli zihniyeti tarafindan katledilmistir.
Kisa bilgiler vermeye çalistigim tarihi süreç Alevi toplumu ile Selçuklu ve Osmanli arasindaki çatismalari göstermektedir. Aleviler Selçuklu, Osmanli ve Cumhuriyet döneminde sayisiz katliam yasamislardir. Resmi tarih bu katliamlari “Ayaklanma oldu, biz de bastirdik!” diye verse de hiçbir zaman bir ayaklanma olmamistir. Yapilan baski, zulüm, haksiz vergi, ocaklari dagitma girisimi gibi durumlar karsisinda Aleviler sesini yükseltince devlet güçleri katliam yapmistir. Bu, Koçgiri ve Dersim’de de böyledir. Zira yeni olusturulacak “Ulus Devlet” için Alevi hele de Kürt/Alevi kimligi ortadan kaldirilmasi gereken bir “Tehlikedir.” Bu nedenle yaklasik sekiz yüz yildir asimilasyon, sürgün, zulüm ve katliamlarla takatten düsürülmüs Aleviler ve özellikle Kürt/Aleviler “Tasfiye edilmeliydi!” Yeni Türk/Islam Ulusunun bütün “Tekleri” için bu “elzemdi.”

Bir katliam kanunu: Tunceli Kanunu

1920/1921’de Koçgiri’de yapilan katliam yine Baba Ishak ve Kalender Çelebi’nin yürüdügü yol üzerindedir. Koçgiri özellikle seçilmistir. Çünkü Koçgiri Kürtler ve Türkler arasinda sosyal, kültürel, ekonomik iliskiyi saglayan stratejik öneme haiz bir bölgedir. 2 Temmuz 1993 Madimak katliami da devlet gözetiminde Türk/Islamcilar tarafindan yapilmistir. Madimak katliami Koçgiri katliaminin “Yarim kalmis islerini tamamlama” girisimidir. Koçgiri Türk/Islamlastirilir ise sira Dersim’e gelecek ve Türk/Islam tezi üzerine kurulan “Ulus Devlet” için “Tekleri” olusturmak daha da kolay olacaktir. Koçgiri katliami birer devsirme olan Sakalli Nurettin Pasa ve Topal Osman tarafinda yürütülür. 1935 Yilinda çikarilan “Tunceli Kanunu” katliam kanunudur. Ve hala Dersim’in adi bu “Katliam Kanunu” nedeniyle “Tunceli’dir!” Koçgiri ve Dersim katliamlarindan sonra devlet tarafinda “Hatira Madalyalari” bastirilmistir. Cumhuriyeti kuran devlet zihniyetinin Türk/Islam disindaki kimlik, kültür ve inançlari yok sayip yasaklamasi ve bunun için yaptigi katliamlarin da Dersim katliami ile direk iliskisi vardir. Sex Said katliami bunun en bariz örnegidir. Pir Seyid Riza ve Sex Said söz konusu oldugunda resmi tarihin kuyruklu bir yalani daha vardir. Sex Said adamlari ile birlikte Pir Seyid Riza’dan yardim istemek için Dersim’e gelmistir… Yemek hazirlanacagi zaman güya Sex Said, Pir Seyid Riza’ya demis ki “Siz Alevisiniz biz sizin elinizden yapilani yemeyiz. Ya yemegi bizimkiler hazirlasin, ya da bir sey yemeyelim!!!” Buna kargalar bile güler. Mihman ve ev sahibi iliskisi içinde kendi inancinda birisi “Seyidligi” birisi de “Sexligi” temsil eden kisilerden böyle bir diyalog bekleyenin ya aklindan zoru vardir ya da zir cahildir!...
13 Aralik 1925 tarihli “Tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatilmasina ve türbedarliklarla bir takim unvanlarin men ve ilgasina dair kanun” meshur “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” Aleviligi yasaklamistir. Ve 1925’ten bu yana Alevilik yasakli bir inançtir. Ve Alevi Yol ululari “büyücü, üfürükçü, falci ve gaipten haber veren” düzenbazlarla bir tutulmustur. “Tekke ve Zaviyeler Kanunu” Türk/Islamci devlet zihniyetinin ürünü olan hiçbir olusumu yasaklamamistir. Aksine “Fetullahçilik” gibi Türk/Islamci olusumlar “Cemaat” adi altinda bizzat devlet eliyle örgütlenmistir. Bu kanunla yasaklanan Alevilik inanci ve Kürt illerindeki sivil medreselerdir.

Hakli ile haksizin, mazlum ile zalimin davasi

“Ve Dersim soykirimi 1938’de baslayip bitmemistir. Hala devam etmektedir.” Belirlemesine tekrar dönecek olursak Roma/Bizans, Selçuklu, Osmanli döneminde baslayan sistematik politikanin günümüzde de devam ettigini görecegiz. Dersim katliami ile “bitti sanilan” uygulamalar Maras, Malatya, Sivas, Çorum’da… devam etmistir. Bu katliamlar sonucu göçe zorlanan Aleviler metropollerde de rahat birakilmamis bu sefer “Mahalle baskisi” diye nitelenen ama bizzat Türk/Islamci devlet anlayisi tarafindan örgütlenen baski ve asimilasyon süreci uygulamaya konmustur.
Türk/Islamci devlet mantigina göre “Tunceli her zaman potansiyel tehlikedir.” Çünkü “Tunceli Kürt/Alevidir!”
Türk/Islamci devlet mantiginin sekiz yüz yillik tarihinde onurun, erdemin, hakikatin sembolü olan ermislerin yaninda “Her agacin kurdu kendi özünden olur!” deyisini dogrulayan devsirmeler de vardir. Kalender Çelebi’yi yalniz birakarak bildik cüluslar için “Davadan dönen” devsirmeler vardi! Pir Sultan Abdal’i “Idama” götüren devsirme Hi(n)zir Pasalar, Dersim’in, Alisêr’in Pir Seyid Riza ve yerenlerinin katledilmesinde rol oynayan “Rayber” gibiler hep olageldi.
Pir Seyid Riza’nin davasi Hakli ile haksizin, mazlum ile zalimin, inkar ile varolusun davasidir. Pir Seyid Riza “Ben inancim, dilim ve kültürüm ve haklarimla insanim. Insan bir iradedir, insan maddi ve manevi degerler bütünüdür.” hakikatinin geregini yapmistir. Katliamcilar ise tarihin her döneminde oldugu gibi hile, dalavere, Muaviye ve Osmanli oyunlari ile Hi(n)zir Pasa oyunlarina basvurmuslardir!

Basbakan Tayyip Erdogan, “Dersim Katliami” kavramini birkaç kere kullandi. Ama bu CHP’ye karsi bir “Seçim hilesiydi.” Basbakan “Dersim Katliamini CHP yapti” imalarinda bulunup “AK PARTI” politik gelenegini aklamak istedi. Ama tarihi gerçek öyle demiyor. 1937’de Mustafa Kemal Atatürk Cumhurbaskani ve Celal Bayar Basbakandi! Celal Bayar Ittihat ve Terakki/ Hürriyet ve Itilaf sürecinde “Tesebbüs-i Sahsi” gelenegi ile Türk/Islamci liberal siyasetin temsilcisidir. Demokrat Parti’nin kurucusu ve Türk/Islamci sag liberalizmin temsilcisi olarak, Fuat Hayri Ürgüplü ve Süleyman Demirel’in Adalet Partisi, Turgut Özal’in ANAP’i ve Recep Tayyip Erdogan’in Adalet ve Kalkinma Partisinin beslendigi damardir. Dolayisiyla Dersim katliaminda hiçbir kuskuya yer birakmayacak sekilde Ittihatçi gelenek ile Itilafçi gelenek isbirligi yapmistir. Ve Pir Seyid Riza’nin “Idaminda infazi yürütmekle görevlendirilen” Ihsan Sabri Çaglayangil de ayni siyasi damardan gelmektedir. Simdi Kemal Kiliçdaroglu bir Dersimli olarak “Öyle gerekiyordu, o zaman ben daha dogmamistim bile!” diyerek CHP’yi “aklamaya” çalisiyor, Basbakan ise “CHP yapti!” diyor. Gerçek ortada…

‘Evladi Kerbeleyix, bi hatayix!’

Görüldügü gibi Dersim ve Pir Seyid Riza bu gerçeklerden kopuk ele alinamaz. Pir Seyid Riza’nin “Kerbela benden davaci olur!” “Evladi Kerbeleyix, bi hatayix!” demesi yasanmis bir tarihin dile getirilmesidir ve çok bilinçli bir tercihtir. 5 Eylül 1937’de “Görüsmek” bahanesi ile çagrilan Pir Seyid Riza “72 Arkadasi” ile birlikte tutuklanmistir. Uydurma bir mahkeme ve uydurma gerekçelerle “Yargilanan” Pir Seyid Riza, 15 Kasim (Tarih kesin degil, 14, 16, 17 Kasim tarihlerine de rastliyoruz)1937’de Harput Bugday Pazarinda (Simdi Pirin idam edildigi yere bir cami yapilmistir!) idam sehpasina yürürken sadece Dersim’i, Kürt/Aleviligi temsil etmiyordu. Pir Seyid Riza, Sahi Merdan Ali, Imam Hüseyin, Hallaci Mansur, Fazlullah Hurufi, Seyid Nesimi, Seyh Bedrettin, Torlak Kemal, Börklüce Mustafa, Kalender Çelebi, Pir Sultan Abdal gibi imamlari, mürsitleri, pirleri, ermisleri temsil eden bir tarihin sembolüydü. Pir Seyid Riza bir Kürt/Alevidir ama dünya insanliginin onurlu ve erdemli degerlerini temsil eden evrensel bir simgedir. Kimligi, kültürü, inanci ne olursa olsun her onurlu, erdemli insan Pir Seyid Riza’ya sahip çikmalidir.
“Seyid Riza, sehpalari görünce durumu anladi. “Asacaksiniz” dedi ve bana döndü: “Sen Ankara’dan beni asmak için mi geldin?” Bakistik. Ilk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyordum. Bana güldü. Savci, namaz kilip kilmayacagini sordu. Istemedi. Son sözünü sorduk. “Kirk liram ve saatim var. Ogluma verirsiniz” dedi... Seyid Riza’yi meydana çikardik. Hava soguktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyid Riza, meydan insan doluymus gibi sessizlige ve bosluga hitap etti. “Evlâdi Kerbelayix. Bi hatayix. Ayiptir. Zulümdür. Cinayettir” dedi. Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yasli adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. Ipi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayagi ile tekme vurdu, infazini gerçeklestirdi…” Bu anlatim “Hatiratim” kitabinin yazari Ihsan Sabri Çaglayangil’e aittir. Çaglayangil, dönemin “Emniyet Genel Müdürlügü tarafindan infazlari yürütmekle” görevlendirilmistir. Görüldügü gibi “Infazci” bile Pir Seyid Riza’nin onurlu durusu karsisinda gerçegi teslim etmek zorunda kalmistir.
Sahi Merdan Ali, Imam Hüseyin, Hallaci Mansur, Fazlullah Hurufi, Seyid Nesimi, Seyh Bedrettin, Torlak Kemal, Börklüce Mustafa, Kalender Çelebi, Pir Sultan Abdal yolundan giderek Hak için Hakka yürüyenlere ask olsun.
Cismi canim, ruhi revanim, kalbi devranim, askim imanim Pir Seyid Riza… Kalbi derunumun aynasinda savkiyan nur Pir Seyid Riza… Sana ve seninle birlikte Hak için Hakka yürüyenlere aski niyaz olsun…

KEMAL BÜLBÜL


YENI ÖZGÜR POLITIKA

 

DOSTÊ MA:  |  Zazaki.de   |  Piya Forum   |  Hüseyin Aygün   |  AABF  |  Tunceli Emek |  Faruk Iremet    |  FDG  | Radiozaza Forumu  | Zaza Der  |