Asme û Perin ardindan Azdane albümünü
de çikaran Sena, yürüyorum yolumda bir
kaplumbaga misali... diyor.
Kurmanci,
Zazaki ve Türkçe söyledigi sarkilari ile Kürt
müzik dünyasina renk katan sanatçi Sena, Ocak
2005 yilinda çikardigi Asme û Per (Ay
Isigi ve Kanat) isimli ilk albümünden sonra Eylül
2009da Azdane isimli yeni albümüyle
müzikseverleriyle bulustu. Müzik insanin içine
bir sir gibi yerlesir, onun tinilarinin büyüsüne
kapilip sürüklenir ve gidersiniz. Ben içimdeki
müzigin pesine düsmüsüm, kendimi ariyorum,
ruhumu ariyorum diyen Sanatçi Sena ile müzigin
insanlik üzerindeki etkileri ve toplumsal degeri üzerine
sohpet ettik.
2009
yilinin sonbaharinda Azdane isimli yeni müzik
albümünüzün dinleyicler ile bulustu. Azdane
ne demek ve niçin bu isime karar verdiniz?
Dogaya
bagimliligimiz, Doga ile uyumumuz, organik olarak devinimlerimizle
ispatlaniyor zaten. Tipki köklerimiz gibi
Bir agacin
kök salip büyümesi, filiz verip çiçek
açmasi ve meyve vermesi doganin kanunudur. Imkansizliklar,
çaresizlikler içinde umut ve inanç ile yola
koyulurken ve ayrica o dönemde geçirdigim önemli
bir ameliyat ardindan yenilenmek ve yasama yeniden sarilmak adina
ikinci albümün isminin Azdane olmasina karar
verdim. Bu terimi içsellestirdim, yani filizlendi.
Albümünüzde
Zazaca parçalar agirlikta...
Biliyorsunuz,
müzigin dilinde sinir yoktur aslinda. Müzik ile tüm
dünyada, tüm insanlara, tüm canlilara kosulsuz
ulasabilirsiniz, bütünlesir ve sevilirsiniz. Müzik
insanin içine bir sir gibi yerlesir, onun tinlarinin büyüsüne
kapilip sürüklenir gidersiniz. Ben içimdeki müzigin
pesine düsmüsüm, kendimi ariyorum, ruhumu ariyorum.
Her dilin bir güzelligi vardir. Fakat müzigi farkli
dillerde okumak baska, anadilinde okumak bir baskadir. Insanin
kendi dilinde konusmasi, aglamasi, gülmesi, müzik yapmasi,
eser okumasi bir baskadir. Bu nedenle albümde yer alan eserlerin
çogunlugu kendi dilim olan Zazacadan olusuyor. Bunun yaninda
albümde bir Kurmanci, iki de Türkçe eserler vardir.
Albümünüzde
daha çok hangi eserler sizi etkiledi?
Aslinda
tüm eserleri severek okudum. Tabii ki bir kaç eser
var zaman ve anlam bakimindan farkli bir önem tasimaktadirlar.
Örnegin Canê mi ruhumun ve canimin acidigi
bir anda olusan eserdir. Diger bir eserler ise Cime tu,
ve xo vira meke
Bu
albümü çikarabilmek için çok emek,
sabir ve zaman harcadiniz. Bu konuda en belirgin engelleri bizimle
paylasabilir misiniz?
Var
oldugu sürece her alanda karsilastigi zorluklar olur tabii
ki. En basta ekonomik diyebilirim. Genelinde ise yasamin kendisidir.
Geçirdigim önemli ameliyat söz konusuydu. Gidip
gelmeler beni hem fiziki hem de ruhsal alanda yoruyordu. Bir de
studyo çalismamdaki zaman kisitligi beni dönem dönem
strese sokuyordu. Bu da verimli konsantrasyonu engeller. Bunun
yaninda engel hissettigim önemli bir diger nokta ise dostluk
ve dayanismadir. Zazaca dilinde birçok anonim eser var.
Bu eserler birilerinde olmasi ve bunlari dinleyicilerimle paylasamamam
beni üzdü. Bu eserler paylasilmiyor, kendi mallariymis
gibi saklaniyor.
Sizce
anonim eserler konusunda niçin böylesi bir tutum sergilenmektedir?
Dogrusu
bunlari bilemiyorum. Engeller yasadigim için dogrusu yüregim
biraz buruk. Bu eserlerin çogu bizde vardi. 12 Eylül
dönemi har vurup harman savurdugu dönemdi.
Ne kitaplar ne eserler talan edilip yakildi. Çok aci. Arastirma
içindeyim. Umarim yolumdaki engeller azalir ve daha verimli
ve daha güzel çalismalarimi dinliyicilerimizle paylasirim.
Öyle veya böyle; kesin bir kararlilik ile yolluma devam
ediyorum. Gidebildigim yere kadar
Diger
bir nokta ise günümüzde sanata ve sanatçiya
verilen degerdir. Bunu nasil degerlendiriyorsunuz?
Aslinda
her alanda, her yerde bir ugras ve emek söz konusudur. Karsilastigim
en büyük zorluklar; verilen sözlerin yerine getirilmemesi,
emegimin karsiligini alamamam. Beni çok kisi dinlesin beklentisi
içinde degilim, ama emegimin hakkimin verilmesini isterim.
Halkimiza, kültürümüze, dilimize ve sanatimiza
sahip çikalim diyoruz. Haklarimiza sahip çikalim
diyoruz. Bu çok güzel bir sözdür. Fakat
bazilarimiz yine hak yiyor. Bu da hos bir tavir degildir. Insanlik
disi tutumlardir bunlar. Bu konuda evrensel bakmaliyiz. Tüm
halklara saygi göstermeliyiz. Nasil olsa bizdendir
deyip bir sanatçiyi daha da çok ezmenin, hor görmenin
insanliga hiç bir faydasi yok. Hersey saygi ve sevgi temelinde
korunup deger verilirse, güzellesir ve çogalir.
Albümleriniz
dinleyici tarafindan nasil bir tepki aliyor?
Olumlu
elestirileri almak her sanatçinin umududur tabii ki. Bu
nedenle bana yöneltilen olumlu elestireler beni mutlu ediyor.
Hangi alanda olursa olsun yaptigin bir çalisma emek ve
zaman ister ve onu toplum ile paylasiyorsun. Bunun sonucunda mutlu
olmak ve toplum tarafindan sevilmek, taktir edilmek istersin.
Bu çok dogal bir arzudur. Bunun yaninda olumsuz elestiriler
yerinde ve ölçülü olur ise bu da beni son
derece sevindirir. Bu aslinda az da olsa bir sonraki asamamda
bana katki sunuyor. Yani yapici elestiriler beni mutlu eder. Henüz
kesin bir yorumlama için daha erken diyorum. Dinleyicilerim
Asme û Per albümünü begenmis
ve severek dinlemislerdir. Umarim bu ikinci albüm de sevilir
ve begeni kazanir.
Bunu
günümüzün müzik piyasasi ile karsilastirirsak
nasil bir sonuç aliriz?
Sartlarin
kolay oldugu ve zamanin acimsiz oldugu bir dönem içerisindeyiz.
Bir velveledir almis basini gidiyor. Rant pesinde olanlar, para
için insanliklarini, sanatini ve onurunu kaybedenler
Böylesi bir dönemde var olmak kolay degil elbet. Bunun
üzerine kadinlik statüsü eklenir ise toplum içinde
bir yer edinebilmeniz için mücadele ve güç
ister. Kendi adima, yürüyorum yolumda bir kaplumbag
gibi misali
yavas ama onurlu ve kendimden emin...
Azdane
ile Asme û Per arasindaki ne gibi farklilik ve yenilikler
var?
Aslinda
çok açik bir fark yok... Yeni çalismamda
biraz daha müzikal zenginlik olusturduk. Fakat bazen tek
bir enstrüman bile her duyguyu içinde barindirir ve
bunu dinleyiciye yansitir. Ana rahmi insanin ilk vatanidir. Sonra
ise dogdugu yer. Kendini diline gerçekligi, büyücülügü,
kutsalligi, varligi, kendin olmaktir ve aslinda tartisilamaz.
Bir dilin yok olmasi ya da yasaklanmasi o dili konusan insanin
varligini inkar etmek demektir. Diline sahip çikmak ise
kendine sahip çikmaktir. Özünü ve köklerini
bilmeyen, geçmisini inkar eden bir insan ise yasamiyordur
aslinda. Her dili bilmek, anlamak ve ona saygi göstermek
ise yasamaktir, sevmek ve var olmaktir.
Keske
insanlar hep ayni dili konussalar. Ama aslinda konusuyoruz. Insanlarin
inançlari, acilari sevinçleri, duygulari aynidir;
baska yerlerde baska mekanlarda olsalarda... Buna bir de müzik
dilini eklersek yasami, dünyayi paylasmamak için bir
engel aramamali. Her halk kendi kültürü ve müzigi
ile güzel ve zengindir. Bu zenginligi baris ve dosluk içerisinde
paylasmanin ne zarari var. Hiç dilini anlamadigin bir melodi
senin ruhuna, yüregine giriyor ansizin. Yani yasak yok orada.
Yasam ve sevgi var. Dogallik var, zenginlik ve paylasim var.
Yani
müzigin dili evrenseldir diyorsunuz...
Evet,
en ortak ve kosulsuz olan müzigin dilidir diyorum. Tüm
insanlara kosulsuz, bariscil bir duygu içerisinde gönüllere
yerlesen ve o insanin varligina hitap eden, tüm duygularina
ortak olan, onun yüregine süzülen müzikdir.
Tüm insanlarin üzerinden geçebildigi ve siniri
olmayan bir köprüdür. Bir dilin yasatilmasina,
nesilden nesile geçmesine, aktarilmasina önem veriyorum.
Bir dile sahip çikmak, bir kültüre sahip çikmak,
benim için oldukça önemlidir. Sanat ise bunun
için önemli bir alandir. Önemli olan bu alani
iyi degerlendirmektir.
Ileriye
yönelik hangi projeleriniz var?
Önümüzdeki
günlerde Avrupa turnelerimiz olacak. 9 Ocakta (Yarin)
Kölndeki Arkadas Tiyatrosunda Per Sound
müzik grubuyla bir konserimiz olacak (Theater e.V., Platenstr.
32, 50825 ayrintili bilgi için telefon: H.Akay 0221-9559510
veya 0177-870 48 09). Mayis ayinda ise Erkan Ogur ile Mainz kentinde
konserimiz olacak. Diger tarihlerdeki konserlerimiz ise su an
organize asamasinda... Diger projelerim ise halkima süpriz
olsun. Herkesin 2010 yilini yürekten kutluyorum. Baris ve
özgür bir dünyada yasamayi hepimiz için
umut ediyorum. Ilginize tesekürler.
SENA:
Sena, Dersimin Galbosan isimli Ermeni köyünde
1964 yilinda dünyaya geldi. Istanbul ve Mardinin Nusaybin
Ilçesinde kaldiktan sonra 2001 yilinda Almanyaya
gelen Sena, Wiesbaden kentinde yasiyor. Medya TVdeki müzik
yarismasi ile adini duyuran Senanin Asme û Per
ve Azdane adli albümleri bulunuyor.
NIHAL
BAYRAM
YENI
ÖZGÜR POLITIKA
|