DERSIM

           

Dersim Katliamindan Kurtulanlar Konustu

Dersim katliamindan kurtulanlar konustu: Aci dolu günler bir daha yasanmasin

TUNCELI Ck sayida insanin Ödürüldügü, binlerce insanin yasadigii topraklardan sürgün edildigi Dersim olaylarindan kacarak hayatlarini Kurtaran Taniklar o günlerin bir daha geri gelmesini istemiyo
Dersim Olaylarindan Kaçarak Hayatlarini Kurtaran Taniklar, O Günlerin Bir Daha Geri Gelmesini Istemiyor.

Çok sayida insanin öldürüldügü, binlerce insanin yasadigi topraklardan sürgün edildigi Dersim olaylarindan kaçarak hayatlarini kurtaran taniklar, o günlerin bir daha geri gelmesini istemiyor.
1938 yilinda henüz 15 yasinda olan Sadiye Yüksel, aci ve korku dolu günlerin gözünün önünden gitmedigini söylüyor. O günlerde köyün ileri gelenlerinin katlettigini söyleyen Sadiye Yüksel (85), kendisinin de kardesi ile birlikte bahçeye saklanarak kurtulmus.



Yüksel, Tunceli merkeze bagli Kocakoç köyünde yasarken, bir gün köye gelen silahli gruplarin çok sayida insani toplayip derede öldürdüklerini anlatiyor. Bu sirada kendilerinin kardesi ile kaçarak bahçeye gittiklerini belirten Sadiye Yüksel, "Iki kardesim ve bendim, birini sirtima aldim. Birinin de elinden tutup götürdüm. Annem, 'Sen git yoksa öldürürler sizi' dedi. Askerler gitti saklandigimiz yerden çiktik. Sonra bir baktik ki insanlari öldürmüsler ortalikta insan cesetleri vardi." diyor.

Agir makinelerin kurulmasinin ardindan ortaligin cehenneme döndügünü ifade eden Yüksel, kundaktaki bebekten kadinlara kadar herkesin öldürüldügünü söyledi. Yüksel sözlerine söyle devam etti: "Agir makine taramasinin ardindan biz gittik. Baktik ki bebekler, kadinlar hepsi kan içinde, birinin kolu yok birinin bacagi. Insanlara çok hakaret etmisler. Bunlari gözümle gördüm, anlatamiyorum o günleri. Çok insan öldürüldü. Kötü bir gündü Allah o günü bir daha geri getirmesin."

Amcasinin yatakta hasta oldugu için öldürülmekten kurtuldugunu, ancak diger amcasinin baska bir yere götürülerek öldürüldügünü belirten Sadiye Yüksel, çevre köylerde de alan agalari olarak bilenen asiret reislerinin de öldürüldügünü anlatti.

1938 yilinda Demirkapi köyünde 300 kisinin öldürüldügünü kendisinin de bir çavus lakapli Bako diye biri tarafindan kurtarildigini ifade eden 91 yasindaki Salman Yesildag ise çok sayida masum insanin da yok yere öldürüldügünü dile getiriyor. Tunceli merkeze bagli Demirkapi köyündeki insanlarin, köye gelen süvariler tarafindan bir alana toplan 300 kisinin, çocuk kadin demeden agir makinelerle tarandigini dile getirdi.

"ÇOCUKLARIN BAGIRTISI GÖGE ÇIKMISTI"

Dersim olaylarinda kendi ailesinden 24 kisinin öldürüldügünü ifade eden Yesildag, bugün yürütülen tartismalarda partilerin oy avciligi yaptiklarina dikkat çekiyor. Yesildag o günlerde olanlari söyle anlatti:

"1938 den önce Demenanlilar, Bahtiyarlar ve Seyit Riza asiretinin bir kismi çete halinde çalisiyorlardi. Sonra asker geldi, Demirkapi köyünün üst tarafinda karargahi kurdular, silahlarinizi verin, dediler. Ben 20 yasindaydim. Silahi olan verdi; silahi olmayanlari dövdüler ve iskence yaptilar. On bes gün sonra köyün her tarafini çembere aldilar, süvari birligiydi. Herkes neyi varsa aldi yanina, köyün üst tarafinda topladilar. Bizi köyün üst tarafinda bir yer var oraya kadar getirdiler. Sedyeyle bir seyler getirdiler. Babama sordum dedim bu nedir? Dedi, agir makinedir. Bize diz çöktürdüler kadinlar ayri çadirda erkekler ayri çadirdaydi. Bizi çembere aldilar taramaya basladilar. Sonra ara verdiler, ellerim babama bagliydi. Babam disleriyle ellerimi açti. Atla dedi ve balkonun arkasindaki çalida otur. Sorarlarsa sana, deki ben bunun ogluyum. Alay komutani asagi bakiyordu. Çalinin arkasinda gizlendim, hepsini kirdilar. Önce erkekleri sonra kadinlari, birinci sefer piyade tüfegi ile sonra agir makine sonra süngülerle öldürdüler. Çocuklarin bagirtisi göge çikmisti."

Babasinin disleriyle ellerindeki bagi çözerek kurtuldugunu ve kendisini çavus Bako diye birinin sahiplenmesiyle hayatta kaldigini belirten Yesildag daha sonra yasananlari ise "'Tarama bittikten sonra alay komutani askerlere bunlari niye ayirdiniz." dedi. Çavus Bako, 'benim oglumdur' dedi. Komutan inanmadi, küfür etti. Bunun üzerine Bako dedi, oglum degil benim yanimda çalisiyor. Daha sonra karargahi köye kurdular. Biz orada kaldik, sonra hayvanlari suya götürme bahanesiyle kaçarak kurtuldum." sözleriyle anlatti.

Aradan bir süre geçmesinin ardindan kurtulan insanlarla birlikte Tapti köyüne gittiklerini, her tarafin yandigini ve ortaligin ceset kaynadigini dile getiren Yesildag, daha sonra Heç köyüne geçerek burada hayatta kaldiklarini ögrendigi, agabeyi ve iki amcasi ile bulusarak kendi köylerine döndüklerini belirtti. Salman Yesildag, sözlerini söyle tamamladi: "Köye geldigimizde her sey yanmis kül olmustu. Ev yok bark yok, hepsini yakmislar. Bir fert kurtulmamis. Gittik mezar kazdik, her mezara dört bes ceset koyduk. Sonra çevre köylerden aldigimiz yardimla evimiz kurup hayatimizi devam ettirdik. Babalarimizi seven insanlardan kimisi ekmek verdi, kimisi yatak. Ve o günleri atlattik."