|
Dersim katliamiyla
ilgili 'Atatürk'ün haberi vardi-yoktu' tartismalari
zirve yaparken Radikal Gazetesi'nden Abdullah Kiliç
ve Ayça Ömer konuyla ilgili bir yazi dizisi baslatti.
Olaylarin gerçeklestigi dönemde Dersim'e 4 devlet
adaminin gidip, operasyonlari yerinden takip ederken; Atatürk,
Inönü, Celal Bayar ve Fevzi Çakmak'in bölgedeki
ziyaretlerine iliskin bilgi ve belgeler için Genelkurmay
arsivlerinin açilmasi gerekiyor..
DEVLETIN ZIRVESI DERSIM'DE
Dersim'de Atatürk, Inönü, Celal Bayar ve Fevzi
Çakmak'in rolünü ortaya koyan çok
sayida bilgi ve belge var. Gerçeklerin tam olarak ögrenilmesi
için Genelkurmay arsivleri de açilmali.
Baslarken...
Alevi ve Zaza/Kürt nüfusu barindiran, sarp bir cografyaya
sahip Dersim, tarihi boyunca 'devlete kapali' bir yapi olarak
bilindi. Etnik ve dini yapisiyla hep 'farklilik' gösteren,
çok sayida asiret ve oymaktan olusan Dersim'de Ermeniler
de yasiyordu.

Dersim'e Cumhuriyet'ten önce, Osmanli döneminde
de harekâtlar düzenlendi. 1907, 1908, 1909, 1916,
1926, 1930, 1931, 1935, 1937 ve 1938'de büyük çapli
10 askeri harekat yapilan Dersim'de bu askeri harekâtlar
sonucunda kaç insanin öldügü, kaçinin
baska bölgelere sürüldügü, kaç
kisinin yaralandigi henüz tam bilinmiyor. Ancak bilinen
bir gerçek var: Asileri bastirmak için yapilan
operasyonlarda gühahsiz halk katledildi. Son harekâtla
ilgili tartismalar bugün yeniden alevlenirken, Radikal,
bazi tarihi belge ve bilgileri gün isigina çikardi.
Dizimize fotograf ve belge vererek katkida bulanan Hasan Saltik'a
tesekkür ederiz.
1938'deki bombardimanda subay olarak görev yapan Orgeneral
Muhsin Batur, ölmeden önce yazdigi kitapta Dersim
günlerini söyle anlatir:
"...Elazig'in biraz uzaginda Harput'un eteklerinde çadirli
ordugâh kurduk ve bir müddet sonra ilk durak Pertek
olmak üzere harekete geçtik ve iki ayi askin bir
süre özel görev yaptik. Okuyucularimizdan özür
diliyor ve yasantimin bu bölümünü anlatmaktan
kaçiniyorum..." Iste her sey Batur'un söylemekten
kaçindigi, dilini isirdigi anilarinda gizliydi. 1938'de
Dersim'de ne oldugunu tam olarak ögrenmek ancak Genelkurmay
Baskanligi'nin arsivlerinin arastirmacilara açilmasina
bagli. Genelkurmay Arsivleri'nde Dersim ile ilgili çok
sayida belge ve fotograf var. Yine Dersim harekâtiyla
ilgili savas uçaklarinin bombardiman yaptigi sirada
çekilmis görüntülerin oldugu biliniyor.
Genelkurmay'in elindeki bilgi, belge ve görüntülerin
sansürsüz olarak en azindan arastirmacilara açilmasi
Dersim ile çesitli spekülasyonlari ve iddialari
minimize edecektir. Nedense Genelkurmay, bugüne kadar
Dersim tartismalarinin hep disinda kaldi. Basin bu olayla
ilgili o dönemde sansüre tabi tutuluyor, haberler
kontrollü sekilde halka ulasiyordu.
Yine Türk Tarih Kurumu'nun arsivlerinde de Dersim ile
ilgili fotograflar mevcut. Onlar da nedense bunu kamuoyuyla
paylasmaya pek yanasmiyor.
TBMM bu konuda en seffaf kurum. Dersim ile ilgili zabitlari,
görüsmeleri, alinan kararlari TBMM arsivlerinde
bulmak mümkün... Biz bu yazi dizisinde yine devlet
kurumlarindan çikmis çok sayida belge ve fotografi
kullanacagiz. Bunlarin bir kismini resmi yollarla aldik, bir
kismini da özel koleksiyonculardan temin ettik. Yani
hiçbiri 'gizli' ya da ulasilamaz degil. Bunlara ulasmak
için sadece biraz gayret yeterli.
Atatürk:
Haydutlar bertaraf edildi
Dersim
ile ilgili en çok tartisilan ve bugüne kadar pek
kimsenin söylemeye cesaret edemedigi konularin basinda
"Atatürk'ün ve Ismet Inönü'nün
harekâttan haberi var miydi?" sorusu geliyor. Eldeki
belge ve bilgilere göre her ikisinin de askeri operasyonlardan
haberi vardi. Ikisinin de yapilan her operasyonda emri ve
imzasi bulunuyordu.TBMM'teki tutanaklara ve Meclis konusmalarinin
zabitlarina bakildiginda bu net görülüyor.
Yine Basbakanlik Arsivleri'ndeki 'kararnamelerde' de hem Atatürk'ün
hem de Inönü'nün imzalari mevcut.
1935,
1936 ve 1937'de Dersim'e yapilan operasyonlarin altindaki
imzalar Atatürk ve Inönü'ye ait. Haziran basinda
baslanan ve operasyonlarin en agiri ve sonuncusu olan 1938
Dersim Harekâti'ndaki 'kararname'de de Atatürk'ün
imzasi var. 9.6.1938 tarihini tasiyan 8993 sayili kararnamede
"Bir aydan fazla devam edecegi tahmin edilen Tunceli
harekâtinin muharebe ve müsademeleri istilzam edecek
mahiyet ve ehemniyette oldugu" belirtiliyor ve "881
sayili kanunun 1'inci maddesine göre onandigi" yaziliyor.
Cumhurbaskani olarakAtatürk'ün imzaladigi kararnamede
Basbakan olarak Celal Bayar imzasi bulunuyor.
9.6.1938 tarihini tasiyan Atatürk imzali baska bir kararnamede
de kara, hava ve jandarmanin Tunceli'ye yapacagi harekâtin
'sefer mahiyetinde mühim bir harekat' oldugu yazili.
Atatürk'ün Dersim'den degisik yillarda baska illere
göç ettirilen ve ettirilecek yerliler ile ilgili
kararnamelerde de imzasi mevcut.
Bravo ve alkislar Celal Bayar'a!
Yine
TBMM Arsivleri'nde bulunan önemli bir belge ise 1 Kasim
1938 tarihini tasiyor. Hasta oldugu için TBMM'nin açilis
törenine katilamayan Atatürk'ün bu konusmasini
Basbakan Celal Bayar milletvekillerine okuyor. Söze "ReisimizAtatürk'ten
aldigim emir üzerine bu seneye ait nutuklarini okuyorum"
diyerek baslayan Bayar'in okudugu metinde Dersim ile ilgili
kisimlar söyle: "Uzun yillardan beri devam eden
ve zaman zaman had safhaya ulasan Tunçeli'ndeki toplu
sekavet hadiseleri muayyen bir program dahilindeki çalismalarin
neticesi olarak kisa bir zamanda bertaraf edilmis o mintikada
bu gibi vakalar bir daha tekerrür etmemek üzere
tarihe devrolunmustur. (Bravo ve alkis sesleri)"
Dersim ile ilgili imzasi bulunan diger bir devlet adami da
Inönü'den sonra Basbakan olan Bayar. Bölgeyle
ilgili geçmis yillarda bir de islah raporu bulunan
Bayar'in son harekat olan 1938'de Basbakan olarak imzasi var.
Yine hemen her operasyonun askeri ayagini Genelkurmay Baskani
olarak Maresal Fevzi Çakmak'in yürüttügünü
biliyoruz.
Basbakan Ismet Inönü'nün 18 Eylül 1937'de
Dersim harekatiyla ilgili TBMM'de yaptigi, çogu zaman
da alkislarla ve bravo sesleriyle kesilen konusma metni elimizdeki
belgelerin en önemlilerinden biri:
Inönü: Bütün
engeller ortadan kaldirildi
"Simdi size, Tunceli'ndeki vaziyetin bugünkü
halini arzetmek isterim. Cumhuriyet'in imar ve islah programina
muhalefet eden, nüfuslari az olmakla beraber, alti asirettir.
Bugün bu alti asiretin ne kadar adami varsa, bunlar reisleriyle
beraber faaliyet imkanindan tamamen mahrum birakilmistir.
Cumhuriyet ordusu, ve zabitasi, bu hadise esnasinda yaptigi
takiplerde, hurafe olarak zihinlerde yerlesen ne kadar uçurum
halinde dere ve ne kadar çikilmaz dag varsa, hepsini
Ankarasokaklari gibi bastan basa geçmislerdir. Kanun
götüren ordu, jandarma neferlerinin, ayak basmadigi
yer, inmedigi dere ve çikmadigi tepe yoktur. Cumhuriyetin
islahat ve imar programina muhalefet eden bütün
engeller ortadan kaldirilmis ve program bir an fasila vermeksizin
ilerletilmektedir.
Uzun süren ve Cumhuriyet kanunlarini behemehal yürütmek
için gösterilen azim, siddet karsisinda bile zayiatin
binnetice hafif olmasina dikkatinizi celbetmek isterim. Silahlar
çok müessir ve silahlari kullanmak için
hiçbir tereddüt olmadigi halde isyan edenlere
karsi silah kullanan ordu heyetleri ve Cumhuriyet jandarmasi
bir hayati kurtarmak ve korumak için son derecede sefkatle
hareket etmistir. Isyana istirak eden asiret reislerinin hepsi
mahkemeye verilmislerdir. Umumi, tabii olan adliye mahkemesine
verilmislerdir. Cumhuriyet idaresinin kuvvetli oldugu kadar
sefkatli ve adaletli oldugunu göstermek itibariyle Tunceli
hadisesi en son ve en mukni, bir misal olmustur."
|