
Inönünün 1935te tasarladigi
DersIm Harekati adim adim uygulandi
Basbakan Ismet Inönü
1935te Sark Gezisinde tuttugu notlarda
Dersimde nelerin hangi sirayla yapilacagini
tek tek yazmisti: Dersimin islahi için
bir program dahilinde genisletecegiz.
Genç Cumhuriyetin Dersim
bölgesiyle ilgili tutumunu Basbakanlik Devlet
Arsivleri Genel Müdürlügünün
kamuya açtigi gizli belgelerden izlemek mümkün.
Belgelere göre, Ankara, uzun yillardir Dersimde
olup bitenleri çok yakindan izliyor, Istihbarat
raporlarinin ardi arkasi kesilmiyor. Özellikle
asiretlerin kendi aralarindaki çatisma ve barismalar;
Seyit Rizanin neredeyse bütün önemli
görüsmeleri kayda aliniyor. Ankara için
bölge bir an önce feodal yapisindan kurtarilmali;
halki da Bati illerinde saglanmaya çalisilan
yasam standardina kavusturulmaliydi. Bu yukaridan
bakisi zorlayan sebeplerden birisi de süphesiz
silahli asiretlerin asayisle ilgili sik sik çikardigi
zorluklar ve merkezi hükümete çok
da boyun egmeyen yapisiydi.
 |
Bölgenin cografi yapisinin elverissizligi;
saglam karakol binalarinin azligi; yollarin yetersizligi
ve coskulu nehirlerin üzerinde güvenilir
köprülerin olmayisi da sorunu derinlestiriyordu.
Bütün bu bakis açisinin en billur
hali, 1935 yilinda Basbakan Ismet Inönünün
Sark Gezisinde bölgeyle ilgili tuttugu
notlardan okunabiliyor. Inönü, Dersime
ayirdigi 2 sayfalik notta nelerin ne kadar zamanda
ve hangi sirayla yapilacagini tek tek yazmisti. Basbakanin
Dersime bakis açisi her seyi özetliyordu.
Daha ilk cümlede islah diyor ve devam
ediyordu: Dersimin islahi için
bir program dahilinde tevessü (genisletmek) edecegiz.
Program; hazirlik, silahtan tecrid ve icap ed erse
iskan safhalarini ihtiva edecektir. Keza öyle
de oldu.
Yazdiklari kesintisiz
yerine geldi
Harekatin kritik bir döneminde
Basbakanligi Celal Bayara devretmis olsa da
1935te yazdiklari kesintisiz ve eksiksiz yerine
getirildi. Inönü, hazirlik ve silahsizlanma
için 3 yil öngörüyordu; dedigi
gibi oldu. 1937de baslayan ve esasen 1938 sonunda
tamamlanan harekatla hazirlik ve silahtan tecrit gerçeklestirildi.
Dersim Vilayetini yeni usulde
teskil edeceklerini yazmisti notlarina; gerçekten
adi Tunceliye çevrilen Dersim için
özel bir kanun çikarildi ve yönetimine
getirilen vali Inönünün istedigi
gibi tam yetkiliydi. Inönü, bir Kolordu
Komutaninin vali olmasini; kaza kaymakamlarinin
da yerli olmayan muvazzaf subaylardan seçilmesini
tasarlamisti. Korgeneral Abdullah Alpdoganin
Vali olarak tayini de onun planinin bir parçasi
olarak hayata geçti. Daha 1935te valiye
olaganüstü yetkiler verilmesini de öneren
Basbakan, dönemin öztürkçelestirme
akimina uygun olarak vali yerine ilbay kelimesini
kullanarak söyle yazmisti: Ilbaylik bir
kolordu karargahi gibi fakat maksada elverisli olarak
teskil olunacaktir. Asayis, yol, maliye, ekonomi,
adliye, kültür, saglik subeleri olacaktir.
Idama kadar infaz Ilbaylikta bitecektir. Adliye usulü
basit, hususi ve kesin olacaktir.
Son cümle olacaklari anlatiyordu:
Topyekün bir hücum, kati ve sert uygulamalar
ve ayni sertlikte hizli ve özel yargilamalar
sonunda kültüründen ekonomisine kadar
müdahale edilen; iskan yani zorunlu sürgünlerle
tamamlanan bir operasyon...
BÖLGENIN TÜRKLESTIRILMESI
1935 yilinda kabul edilen 2848 sayili
Iskan Kanununun bazi maddelerinin degistirilmesiyle
ilgili bir notta da aslinda Dersim bölgesinin
genel bir Türklestirme bakis açisinin
da hedefi oldugunu gösteriyor. Belge, kanunun
degistirilen 2. maddesine göre Türkiye iskan
bakimindan 3 parçaya ayriliyor. Bir numarali
mintikalarin Türk kültür ve nüfusunun
yogun olmasinin istenildigi yerler olarak tanimlaniyor.
Iki numarali mintikalar ise Türk kültürüne
benzemesi istenilenlerin nakil ve iskanina ayrilan
yerler. Son maddede ise yer, sihhat, iktisat, kültür,
siyaset, askerlik ve inzibat sebepleriyle bosaltilmasi
istenilen ve iskan ve ikamet yasak edilen yerler olarak
tanimlaniyor. Dersimin, 1937 yilinda büyük
askeri operasyon basladiginda 3 numarali mintika oldugunda
hiç süphe yok. Ileride çatismalar
yogunlastiginda da görecegimiz gibi Dersimin
büyük bölümü iskan ve ikamet
açisindan yasakli ilan edilecek ve büyük
kiyimlar, çatismalar bu bölgelerde gerçeklesecek.
VE SONUNDA HAREKAT
BASLIYOR
UZUN hazirliklarin ardindan Dersime
büyük askeri operasyon Mayis 1937de
basladi. Çok yetkili Vali olarak atanan Korgeneral
Abdullah Alpdoganin komutasindaki birliklerin
durumunu ve muhtemel askeri planlari içeren
Haziran 1937 tarihli rapora göre bölgeye
sevkedilen asker sayisi 6 bin 320 ve operasyon için
kullanilacak tank, araç ve hayvan sayisi da
2 bin 565 olmustu. Harekat hizli ilerledi ve Eylülde
Seyit Rizanin teslim olmasi; mahkemelerin kurulmasi,
hizla çalismasi ve idamlarin da oldugu cezalandirmalarla
sona erdi. Cumhurbaskani Atatürk, asayis sorunlari
nedeniyle Martta açmaya gelemedigi Singeç
Köprüsünü, Seyit Rizanin
asilmasindan 2 gün sonra açarken disaridan
bakan bu isin sona erdigini sanabilirdi. Öyle
olmadi. Elazigda tren istasyonunda bazi bakan
ve komutanlarla yaptigi kisa toplantida Tuncelide
yapilacaklar kararlastirilmisti, Herkesi, Cumhuriyet
tarihinin en kanli yili bekliyordu: 1938... Köylerin
bombalanacagi, yakilacagi, binlerce masum sivilin
yargisiz infazlarla hayatini kaybedecegi aci dolu
bir yil olacakti 1938...
Dersim Harekati
sefer mahiyetinde
Harekatin bir savas gibi algilandigini
gösteren baska belgeler de Basbakanlik Arsivlerinin
açtigi dosyalarda mevcut. 1937deki hükümet
kararnamelerinde olsun Genelkurmay, Içisleri
ve Milli Savunma Bakanliklarinin yazismalarinda olsun,
harekatin sefer hamiyetinde oldugu vurgulaniyordu.
Yazismalarda Dersimde baslayan harekati
askeriyenin, sefer mahiyetinde mühim harekattan
bulundugundan bahisle cümlesi kullanilarak
askerlere normal yemek ögününün
verilmesi öngörülüyordu. 1936da
bölgede mümkün oldugunca silah toplanmis,
asilerin teslim olmasi için yogun çalisilmis
ve bölgeye büyük çapta asker
takviye olarak gönderilmisti. Hükümet
isi çok ciddiye aliyordu ve harekata katilanlarin
terhis zamani geldiginde birkaç kere erteleme
kararnamesi çikardi. Operasyona katilan er
ve yedek subaylar ancak harekat sona erdiginde evlerine
dönebilecekti.
Parasizlik geciktiriyor
Hatay ise sikistiriyor
1938 yili Haziran ayinda baslamasi
planlanan ikinci kapsamli Tunceli Harekatinin
önündeki en büyük engellerden
birisinin de para oldugu görülüyor.
Bizzat Genelkurmay Baskani Maresal Fevzi Çakmakin
Basbakanliga 4 Haziranda yazdigi yazida bu konuya
detayli ve biraz da sitemkar olarak degindigi görülüyor.
Çakmak, 20 Mayista ihtiyaç olarak
gösterilen 959 bin liranin ancak 400 bin lirasinin
verilebileceginin belirtildigini ama harekatin baslamasi
karlastirilan günde sadece 88 bin lira verildigine
dikkat çekiyor.
Maresalin operasyonun baslamasini
geciktiren bu sorunun bir an önce çözülerek
tahsisatin ivedilikle yapilmasini istedigi yazida
ilginç bir cümlesi daha var: Bu
harekatin en geç üç ay içerisinde
tamamen nihayet bulmasi HATAY meselesi ile de alakadar
oldugundan...
Anlasilan, Ankara, o günlerde
Iskenderun Sancagi olarak otonom yönetime sahip
Hatayla ilgili önemli gelismeler olacagini
biliyordu. Gerçekten de Eylülde
Cumhuriyet haline gelen Hatay, Maresalin uyari
dolu mektubundan 1 yil sonra Türkiyeye
katilacakti. Ankara, hem Hatay meselesine yogunlasmak;
hem içeride böyle sancili bir meseleyle
ugrasirken Hatayin anavatana katilmasini saglamakta
zorluk çekecegini biliyor olmaliydi.
Muhafiz alayi da
Dersimdeydi...
28 Eylül 1937de Cumhurbaskani
Atatürkün Basyaveri, Basbakan Vekilini
telefonla arayarak, Atatürkün Dersimde
bulunan Muhafiz Alayinin orada isinin bittigini
ve dönmesinin uygun olacagini belirttigini aktardi.
Atatürk, alaya dogrudan manevrada görev
verilmesinin ayrica bir tatbikat olacagini ve gerekli
tertibatin alinmasini istiyordu. Bu belge sayesinde
Muhafiz Alayinin da Dersim Harekatina
katildigini ögrenmis oluyoruz.