Yaklasik
1 ay önce CHP'li Hüseyin Aygün'ün açiklamalariyla
baslayan Dersim tartismalari, hala devam ediyor. Zaman gazetesinin
tarih yazilariyla öne çikan yazari Mustafa Armagan da
bugünkü kösesinde Dersim tartismalarina degindi,
ancak Armagan'in dikkat çektigi baska bir konu vardi: Diger
Dersim'ler..
Armagan, diger Dersim'lerden oldugunu iddia ettigi Zilan Katliami'ni
yazdi bugünkü kösesinde..
Iste
Armagan'in o yazisi:
Bu
defaki Dersim tartismasi, CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin
Aygün'ün 10 Kasim 2011 tarihli Zaman'da çikan demeciyle
basladi ve bu konuda en son konusmasi gereken Deniz Baykal'in açiklamasiyla
doruguna ulasti.
Baykal'a göre Dersim tartismasi bir "tuzak"ti ve
CHP bu tuzaga düsmeyecekti. Oysa bu bir "tuzak" ise,
buna düsmemenin yolu, onu görmezden gelmek degil, taniyip
bu kabuk baglamis yaranin sahiplerinden özür dilemekten
geçmez miydi?
Bu defaki Dersim 'açilimi', uzun bir süredir bu köseden
benim de kendi imkânlarimla katkida bulundugum yakin tarihin
aydinlanmasi girisimleri için çok önemli bir
adim oldu. Bunun arkasi gelecek ve baska Dersim'ler de birer ikiser
gün yüzüne çikacak. Bakin, simdiden siraya
girdiler bile.
ZILAN KATLIAMI
Cumhuriyet devrinde yasanan bu 'öteki Dersim'lerden birisi
de, 1930 yazinda gerçeklestirilen Zilan katliamidir. Öyle
ki, bu katliam, yapildigi tarihte -Zilan'i duymazliktan gelen solcularimizin
kulaklari çinlasin- Zürih'te toplanan Sosyalist Enternasyonal
tarafindan kinanmis, dünya kamuoyunun dikkatlerini "Türk
oligarsisi"nin Kürt halkini kurban ettigine çekmis,
bölgede islenen "kanli suçlar"in kapitalist
ülkeler tarafindan görmezlikten gelindigini ifade ederek
bunu protesto etmistir. (W. Jwaideh, Kürt Milliyetçiliginin
Tarihi, Iletisim: 2004, s. 413-4)
ZILAN'DA NE OLDU?
1925 yilinda patlak veren Seyh Said ayaklanmasinin siddetle bastirilmasi
ve ardindan gelen kitlesel zorunlu iskân uygulamasi adeta
Kürt milliyetçiliginin gelismesi için uygun bir
zemin hazirlamis oldu. 1927 baharinda bir Kürt Milli kongresi
toplandigini ve kongrede bütün milliyetçi örgütlerin
dagitilarak hepsinin Hoybun (Bagimsizlik) adli bir örgüt
çatisi altinda birlestirilmesine karar verdi. Ve bir bayragi
da olan minyatür bir devletin Agri Dagi eteklerinde kuruldugunu
görüyoruz.
ILK ATES KÜRTLERDEN GELDI
Önceleri sasirtici bir sekilde uzlasmaci davranan Türk
yetkilileri müsait davrandilar ama Kürt milliyetçileri
bunun bir tuzak oldugu inanciyla anlasmaya yanasmadilar. Bunun üzerine
Türk devleti Mayis 1930'da 4. ve 6. Kolordulara Salih (Omurtak)
Pasa komutasinda hareket emri verdi. Yine de ilk ates, Kürtlerden
geldi. 11 Haziran'da baslayan hücum ilk asamada basarili oldu,
Türk ordusu Agri Dagi'ndan atildi.
TÜRK ASKERI KONTROLÜ ELE GEÇIRDI
Ancak
savas uzayip yayildikça kimin daha dayanikli oldugu anlasiliyordu.
En son 2 Eylül'de meydana gelen büyük bir çarpismada
Kürt kuvvetleri Türk askerini Diyarbakir'a dogru geriletmeyi
basardilar ama bu basari, ayni zamanda kuvvetlerinin son damlasini
kullandiklari anlamina geliyordu. Üstün asker sayisi ve
ikmal imkânlariyla Türk askeri kontrolü ele geçirdi
ve isyancilar dagildi; Kürtlerin komutani Ihsan Nuri Iran'a
kaçmayi basardi. Bir isyan daha bastirilmis oluyordu.
Ancak is orada kalmadi. Isyanin bastirilmasini agir ve kesin cezai
tedbirler, yani tehcir (zorunlu göç), toplu tutuklamalar
ve alelacele infazlar takip etti. Bölgedeki Kürt köyleri
uçaklarla bombalanip atese verildi. Bugün hâlâ
son taniklari hayatta olan sivillerin katledildigini biliyoruz.
'Nereden
biliyoruz?' diye soracaksiniz hakli olarak. Tabii günün
birinde bir Basbakan çikip da Dersim'de öldürülenlerin
resmi sayisini açikladigi gibi Zilan deresinde öldürülenlerin
sayisini açiklayincaya kadar da kesin ölü sayisini
bilemeyecegiz. Ancak devrin gazetelerinde, özellikle Cumhuriyet
gazetesinde önemli bilgiler var. Asagida bu bilgilerin bir
kismini o gazetelerden aktaracagim.
Mesela
16 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet'te bir yandan Agri Dagi harekâtinin
yeni basladigi ifade edilirken öbür taraftan uçaklarimizin
bombardimanin devam ettigini okuyoruz. Robert Olson'un tezi böylece
dogrulaniyor. Biz daha çok Sabiha Gökçen'in Dersim'i
bombalamasina takmis durumdayiz ama açik gerçek sudur:
Kürt isyancilarin ve köylerin bombalanmasi sayesinde stajini
tamamlamistir Türk Hava Kuvvetleri!16 Temmuz tarihli Cumhuriyet'i
okumaya devam ediyoruz:
"Agri Dagi tepelerinde kovuklara iltica eden 1.500 kadar saki
kalmistir. Tayyarelerimiz bilafasila (araliksiz) uçuslara
devam ederek, sakiler üzerinde çok yakindan bombardiman
ediyorlar. Hava atesi süreksiz devam etmekte, Agri daimi infilak
ve ates içinde inlemektedir. (...) Süvarilerin yetisemedigi
yerlerde Türk'ün demir kartallari asilerin hesabini temizlemektedir."
Fakat operasyon sadece Agri Dagi'nda degil, daha güneyde, Van
Gölü'nün kuzeyindeki Ercis'te, Zilan deresinde de
bütün hiziyla devam etmektedir. Ayni gazeteye göre
Agri eteklerinde eskiyaya iltica eden köyler ahalisi Ercis'e
sevk olunmustur.
Gazetede yazildigina göre, "Zilan harekâtinda imha
edilen eskiya miktari 15 binden fazladir. Yalniz bir müfreze
önünde düsüp ölenler 1.000 kisi tahmin
edilmektedir. Buradaki harp pek müthis bir tarzda cereyan etmis,
Zilan deresi lebalep ecsad ile dolmustur."
Bu nasil bir bilgidir? Zilan deresinin agzina kadar cesetle doldugunu
bildiren gazetedeki haberin bir kismi devletin okuru gaza getirmek
için verdigi yanli bilgiler olsa dahi, Agri Dagi harekâtinin
henüz baslamadigi hesaba katilirsa Zilan deresinde öldürülen
15 bin kisinin hepsinin eskiya ya da bugünkü deyimle terörist
olmasi mümkün müdür? Akla mantiga sigmayan bu
veriyi sunanlar, sadece Zilan'da 15 bin teröristin bulunmasinin
ne anlama gelecegini anlasilan kimsenin fark etmeyecegini zannetmektedir.
Bu açikça bir katliamdir ve katliamin Dersim'de veya
Zilan'da olmasinin bir önemi olmamak gerekir. Dersim için
ayaga kalkan Türkiye'nin Sünni Van'a bagli Erçis'teki
Zilan halki için de sesini yükseltmesi gerekmez mi?
Velhasil diger Dersim'leri de tartismaya hazir miyiz?
|