Hakki Çimen

Hakki Çimen

DERSIM FESTIVALLERI NEDIR, NE DEGILDIR?

Son yillarda çok yogun bir sekilde “Dersim“ kavrami, milliyetçi ve yayilmaci Türk, Kürt politikacilari tarafindan sömürülmeye baslandi. Sahipsiz Zaza halkina, „Dersim“ adi altinda maddi ve özellikle manevi sömürüyü kabul ettirmek amaciyla birçok dernek kuruldu. Dersim derneklerinin yani sira halihazirda bir de “Dersim Federasiyonu“ var.
Ister Türkiye´de ve isterse Avrupa´da olsun, bu derneklerin tüzükleri bir kalemden çikmisçasina ayni amaçlari içeriyor. Tüzüklerinde temel alinmis iki öge var. 1. Dersim halkinin dilini, kültürünü korumak; Dersimi her bir yaniyla gelistirmek, 2. Dersimlileri, içinde yasadiklari egemen toplumun sosyal ve siyasal yasamina entegre etmek. Yani yasadiklari ülkedeki sisteme ayak uydurmalarini saglamak.
“Dersim Dernegi“, “Dersim Federasiyonu“ adiyla bu bölgenin çogunlugunu olusturan ve soykirim görmüs Alevi Zaza halk anlatilmak istenmiyor. Tam tersine bu halki inkar etmek için “Dersim“ kelimesi bir kilif olusturuyor. Zaza halkini inkar etmek ve Dersim Zaza Soykiriminin acisini sömürmek için ayni is, Alevi dernekçileri tarafindan “Alevi“ kelimesiyle de yapiliyor.
Mesela, Ankara´da birçok milletten yasayan insanlar var. Ankara´da bir milyonun üzerinde Zaza ve Zaza kökenli yasamasina ragmen „Ankara Dernegi“ denince basta Türk dili ve kültürü akla gelir. Gene „Berlin Dernegi“ denince, bu dernekte basta Alman dili ve kültürününün islendigini anlariz. Aslinda Dersim deyince, orada çogunlugu olusturan Zaza halkinin etnik kimligi, dili ve kültürünün akla gelmesi gerekmez mi? Gerçek bu olmasina ragmen Dersim derneklerinin hiç biri Zaza halkinin etnik kimligini, dilini ve kültürünü temele alarak is yapmiyor. Bu dernekler tüzüklerine, „Zazaca (Kirmancki) Dili´ni, Dersim Alevi Itikatini ve kültürünü koruyup gelistirecegiz.“ seklinde yazmis olmalarina ragmen, bu amaçlari gerçeklestirmek yönünde çaba harcamiyorlar.
Gerçekte Dersim derneklerinin yöneticileri, bireysel profil sahibi olmayi ve kendilerine gelir getiren islere agirlik veriyorlar. Almanya´daki Dersim dernekleri, Almanlarin, türkçü, kürtçü legal ya da illegal partilerinin istekleri dogrultusunda ve bu güçlerin izin verdikleri kadar is yapiyorlar. Son zamanlarda bu derneklere üye olan Zazalar, yer ve mekana göre Alman, Kürt, Türk, Türk Alevisi, v.s. olmakta hiç güçlük çekmiyorlar. En çok güçlük çektikleri kimlik ise Zaza olmaktir. Halihazirdaki Dersim ve Alevi dernekleri, Zaza üyelerini kendi milli kimligini inkar etme ve asagilama yönünde programlar yaparak terbiye ediyorlar. Isin arka planinda türkçü ve kürtçüler var. Onlar internasiyonalist Dersimli kiliginda bu derneklere sizmis olup siyasi propagandalariyla sahipsiz Zazalari milli kimliklerinden koparmaya çalisiyorlar. Bu karanlik kisiler, Alevi Zazalari, Sunni kardeslerine karsi kiskirtmaktadirlar. Dersim derneklerinin ve Dersim Federasiyonunun yönetimi çevresinde, yalniz Sunni Zaza kardeslerimize karsi göreceli bir „Dersimci irkçiligi„ gelistirilmektedir. Hedef, Alevi ve Sunnisiyle Zaza milletinin birlesmesini engellemektir.
Dersim derneklerinin son yirmi yillik icraati, bu derneklerin, Zaza halkinin milli kimligini, Zaza Dili ve Kültürü koruyup gelistirmek olmadigini, tersine öldürmek oldugunu gösteriyor.
Dersim Federasyonu, Almanya´nin Leverkusen sehrinde 8 Ekim 2011 tarihinde 6. Dersim Festivali yapti. Festival günü salondaki sahneye bakan iç balkonda Mesut Keskin kardesimle
yan yana kitap standi yaptik. Zaza Dili ve kültürü için ürettiklerimizi sattik. Benim
izlenimlerime göre Zaza Dili´ne ve Zazaca yayina yogun ilgi var. Masaya koydugum
kitaplarin çogu satildi.
Leverkusen gecesinde birçok Zaza kardesimle görüsmelerimiz oldu. Bunlarin çogunlugu
özetle Dersim derneklerinin ve FDG´nin kurulus amaçlarindan saptirildigini; bu nedenle
gidisatindan memnun olmadiklarini; Dersim kelimesinden çok artik Zaza Kimligi ve Dili´nin
öne çikarilmasi gerektigini söylediler.
Bunlarin yani sira iki Alman benimle görüsmeye geldi. Ilki Niederrhein Bölgesinde
integrasiyon sorumlusu olan bir baydi. Kisa tanismamizdan sonra „Hakikaten “Dersim“
adinda bir millet var mi?“, diye sordu bana. Ben de kendisine: Dersim kelimesinin sadece bir
cografik ad oldugunu; bu adla anilan bir milletin olmadigini; Zaza milletinin, Dersim
nüfusunun ezici çogunlugunu olusturdugunu; yaklasik 100 yil önce O. Mann ve K. Hadank
adinda iki Alman bilim adami tarafindan yazilan „Mundarten der Zaza“ kitabinda „Dersim
Zazalarin en güçlü kalesidir.“ seklinde tarif edildigini; ancak 1937/38 Dersim Zaza
Soykirimiyla Zaza halkinin susturuldugunu ve milliyetçi ve isgalci Türk, Kürt örgüt ve
partileri tarafindan Zaza örgütlenmesinin hep engellenmekte oldugunu; Zazalari, milli
kimliklerinden koparmak amaciyla “Dersim“ adi altinda örgütlenmeye zorlandigini; ancak
Zaza Milli Meselesinin gittikçe aktuellestigini; Dr. Selcan tarafindan Zaza Dili´nin
garmatiginin yazildigini ve alfabesinin, bu dile en uygun morfolojisiyle hizmete baslamis
oldugunu; yaklasik 200´ün üzerinde Zazaca kitabin mevcut oldugunu; Bingöl ve Tunceli
Üniversitelerinin Zaza Dilini, kültürünü, tarihini ve inancini arastirma çalismalari yapmaya
basladigini; bu üniversitelerde Zazaca kurslarinin verilmekte oldugunu; cografik Dersim adi
altinda saklanarak örgütlenme yerine halihazirda Mannheim ve Istanbul´da olmak üzere iki
dernegimizin dogrudan Zaza halkinin milli adini kullanarak demokratik olarak örgütlenmis
bulunduklarini anlatmaya çalistim.
Ikinci Alman Dersim Gemeinde Köln e.V. çalisani Bayan Nadja Thelen-Khoder´di. Güler
yüzlü, yüreginde halkimiza yer açmis, dost ve iyi bir insan. Nadja, Sassafras Verlag tarafindan
yayimlanan ”Das Weinen der Lehmziegel- Zazaische Märchen“ kitabimi satin almak
istedigini söyleyince, ben de son kitabi on dakika önce Dersim Gemeinde Köln üyesi sevgili
Hasan Öztürk´e sattigimi, ondan ödünç alabilecegini söyledim. Bu isi böyle hal edince Nadja
Dersim Gemeinde´yi ve özellikle Yasar Kaya´yi ve onun yürüttügü Dersim 1937 - 38 Sözlü
Tarih Projesi´ni çok övdü. Yasar´i kutsal inek yapmaya çalisti. Ben de su cevabi verdim:
„Dersim´de 1937/38 de jenoside ugrayan halk, tüm dünya tarafindan “Zaza” olarak
adlandiriliyor. 1937/38 de jenosidi, sadece ve sadece Dersim Alevi Zazalarina uygulandi. Y.
Kaya, tüm bunlari ve dolayisiyla Zaza milli kimligini (ethnische Identität) inkar ediyor.
1937/38 Zaza Jenosidi taniklarinin çogu Zazaca konustugu halde, Y. K. yürüttügü projeyle
herseyi aslindan uzaklastirarak türklestiriyor. Holocaust nasil ki Yahudilerin milli acisiysa,
1937/38 Dersim Zaza Soykirimi da Zaza halkinin milli acisidir. Bu projeyle, bizim milli
acimiz türkçülüge ve kürtçülüge peskes çekiliyor. Y. K., soykirima ugrayan Alevi Zaza halkin
milli adini inkar etmekle, jenosid kurbanlarimizi, öz nine ve dedelerini bir de kendisi
öldürüyor. Ve bununla bir sosyal jenosid yapiyor. Kürt parti ve örgütleri, 1937/38 Dersim
Zaza Soykirimini yapmada Türklerin isbirlikçileri olduklari halde, su anda yürütülen Dersim
1937/38 Sözlü Tarih Projesi sayesinde Prof. Leyla Neyzi ve Özgür Findik´in „Kara Vagon”
filmiyle yaptiklari gibi siyaset yapiyorlar. Çünkü bu proje “1937/38 Dersim Zaza Soykirimi
Sözlü Tarih Projesi” olarak halkimizin adina, yani Zaza milli kimligi adi altinda
yürütülmüyor. Bu proje, Zaza milli kimligi altinda yürütülmediginden, milli acimiz ve
ölülerimiz orta mali yapilmis. Projenin böyle “Dersim 1937 - 38 Sözlü Tarih Projesi” seklinde
genel tarif edilmesi yalniz milli kimligimize zarar vermiyor, en çok ölülerimize hakarettir. Y. K.´nin su ana kadar ki icraati hiyanettir, hainliktir.”, deyince Nadja gerginlesti ve su cevabi verdi:
„Bibirinizle ugrasmayin. Birakin Y. K. bu isi yürütsün.”, deyince Mesut da:
„Zaza Kimligimiz inkar edilmesin. FDG, Zaza Dili´ni koruma ve gelistirme yönünde çalissin. (...)” dedi. Nadja´yla sohbetimiz baris havasinda sona erdi.
8 Ekim 2011 tarihinde Leverkusen´de yapilan 6. Dersim Festivali´nde Y. Kaya ve M. Yildiz, halkin baskisi karsisinda kendilerini zorlarayarak Zazaca konustular. Ne var ki, ezilen Zaza çogunlugun devasa dertlerine vurgu yapmadan alisagelmis inkarci ve teslimiyetçi zihniyetle beylik (genel) seylerle konusmalarinin içini doldurdular. Bu sahislarin konusmalarinda gene Zaza milli kimligi dile gelmedi. Zaza Dili ve kültürünü, Dêsim Itikatini koruma yönünde söz söylemediler.
Biz Zaza aydinlari olarak yapilan iyi isleri asla küçümseme veya karalama niyetinde degiliz. Ancak su andaki gerçek sudur: Dersim dernekçiligi ve Alevi dernekçiligi adi altinda Zaza halkinin milli kimligi yok edilmeye çalisiliyor. Elbette Dersim´de ezici Zaza çogunlugun yani sira Kürtler, Türkler ve Ermeniler vardir. Gerçek sayilari ne olursa olsun asla inkar etmiyoruz. Dersim dernekçiligi, Kürt ve Türk milliyetçiligi ve sovenizmine hizmet etmekten vazgeçsin diyoruz. Türk Alevilerin devleti var. Ermenilerin devleti var. Kürtler zaten ayri örgütlüdürler. Dêrsim Zaza halki da, Zaza milli kimligi altinda ayri örgütlenmelidir.
Zazalardan olusan Dersim dernekçilerin veya Dersim Federasiyoncularin kendi kelini tedavi edecegine, internasyonalcilik oynayarak Dersim´deki tüm etniklerin hamisi kesilmeleri ciddiyetten uzak ve dolayisiyla komiktir.
Kardeslik meselesine gelince, en çok Zaza halki, diger komsu halklarla kardeslik ve baris içinde yasama kalite ve olgunluguna sahiptir. Çünkü hiç bir Zaza, Zazalarin çogunluk olusturdugu cografyada Türkü, Kürdü, Ermeniyi hiç bir yönden inkar etmez. Ne var ki onlar Zaza halkinin yurdunu yalniz kendine mal ediyor, varligini hiçe sayiyorlar. Zaza Dilini lehçeye indirgeyerek yok etmek istiyorlar. Bu sekilde Zaza halkini asimile ederek tarihten silmeyi hedefliyorlar. Bu milliyetçi ve isgalci güçlerin kardeslik teraneleri, isgal, terör ve asimilasiyon içerdiginden asla ciddi degildir.
Leverkusen´deki 6. Dersim Festivalinin Zaza halkina hiç bir yarari olmadi. Hiç bir Türk (Türk Alevi dernekleri ve federasiyonu da dahil) ve hiç bir Kürt kurulusu, düzenlemis olduklari senlik veya festivallerde Zaza aydinini konusturmazlarken ve Zaza sanatçiya müzik bile yaptirtmazlarken, 6. Dersim Festivalinde Türk ve Kürt milliyetçiligi saziyla sözüyle propagandasini bol bol yapma firsati buldu.
1937/38 Dersim Zaza Soykirimi kollektiv acimizdir. Kürtçü örgütlerin ve türkçü Alevi dernekçilerin bu milli acimizi sömürmelerine izin vermemeliyiz. Dersimcilikle veya Alevicilikle kendi halkimizi inkar etmek çözüm degildir. Türkleri, Türk milli kimligi ve Kürtleri, Kürt milli kimligi birlestirmistir. Yalniz ve yalniz Zaza milli kimligi, Zaza halkini birlestirebilir.
Biz Dersim derneklerinin tabaninin Zaza Dili ve kültürüne bagli, samimi ve yurtsever olduguna inaniyoruz. Fakat ne yazik ki su an ki yöneticileri, halkimizin maddi gücünü ve manevi acisini sömürerek karanlik güçlerin emrinde çalismaktadirlar. Bunlar Zaza Halkinin Ulusal ve Demokratik Mücadelesini engellemeyi kendilerine asil görev yapmislardir. Umariz
ki derneklerin tabanindaki Zaza yurtseverleri, isin farkina varir ve karanlik kisilerle çalisanlari dislar.
Dersim dernekleri ve FDG´nin su an ki muglak (kimliksiz) halleriyle hiç bir yere varilmaz. Ancak eger Dersim derneklerinin yurtsever tabani, gelecekteki seçimlerde son derece muglak olan dersimciligi terketme yönünde agirligini koyabilirse, bu dernekler Zaza halkinin dernekleri ve FDG de FZD adi altinda Zaza halkinin çati örgütü olabilirler.
Türk Alevi derneklerine üye kardeslerimiz bir an önce uyanmalidirlar. Oralarda hem maddi ve hem de manevi olarak sömürülüyorlar. Ödemekte olduklari aidat ve bagislarla gün geçtikçe türklestiriliyorlar. Çünkü Türk Alevi dernekleri, programlarina Dersim Itikati´ni ve Zaza Dili´ni koymamaktadir. Bu derneklerin yönetimleri tarafindan hergün sakiz gibi çignenmekte olan “Alevi kardesligi“ bir asimilasiyon (türklestirme) tuzagina dönüsmüstür. Bu nedenlerden Dersim Alevileri, Zaza Dili´ni temele alarak “Itiqatê Dêsim“i adi altinda ayri örgütlenmelidirler.
En son Leverkusen´deki gibi karanlik güçlerin, sehitlerimizi kendi çikarlari için kötüye kullanma firsati vermemeliyiz ve karsi çikmaliyiz.
Zaza Dili´ni temel alan bagimsiz Zaza Festivallerinde bulusmak özlem ve dilegimizdir.