Hakki Çimen

Hakki Çimen XIZIR - GILGAMES DESTANI´NDAN DÊSIM ITIKATIN´E

 

Dünyanin her tarafinda oldugu gibi günümüzdeki Ortadogu kökenli inanç ve kültürleri de Antikçag ve öncesi inançlarin üzerine insa edilmistir. Ortadogu Inançlarin hemen hepsinde birçok ortak özellikler vardir. Bu ortak özelliklerin en önemlilerinden biri de Xizir Inancidir. Xizir abehayat, yani ölümsüzlük suyu içmis ve ölümsüzdür. Zor durumlarda hazir ve nazir olan, yardim eden, kurtarandir. Xizir baristir.
Xizir, degisik adlarla bazi inanç ve kültürlerde koruyan patron (Schutzpatron), bazilarinda nebi (peygamber), bazilarinda büyük tufanda Hz. Nuh`un yardimina kosan ve gemisini kurtarandir. Ancak Xizir (Sumerce Utnapistim veya Ziusudra), Gilgames Destani´nin Akadça verziyonunda büyük tufanda tanri Ea´nin emri üzerine gemi yapan, kendisini, ailesini ve her yaratiktan bir çifti gemisine alarak kurtan Hz. Nuh´un kendisidir.
Hz. Xizir, Dêsim Alevi Itikatinde ak sakalli, qir at sirtinda darda olanlarin imdadina aninda kosan, yardim edip kurtaran ve tekrar sir olan tanri mertebesindedir.
Ziusudra, Utnapistim, Chidir, Chadhir ve Khizer tanimlamalari, antik Ordadogu dil, kültür ve inançlarindaki Xizir´in adlaridir. Gilgames Destani Sumerologlarca M.Ö. 2750 yilina tarihlendirilmektedir. Diger bir deyisle Uruk krali Gilgames´in M.Ö. 2750 yillarinda yasadigina inanilmaktadir. Bu destanin Millattan 2750 yil önce anlatildigina ve standart olarak kabul edilen Akadça versiyonunun M.Ö. 1200 yillarinda Sin-leni-unninni adinda bir bilge din adami tarafindan çivi yazisiyla kil tabletlere yazilmis oldugu konusunda uzmanlar hemfikirdir.
Gilgames Destani, dünya literatürünün en eski sözlü ve yazili kaynagi olarak kabul görmektedir. Mevcut kutsal kitaplar dahil, Homeros´un Ilyada Destani´ndan da çok daha yaslidir. Gilgames Destani, günümüzdeki yasam, ölüm, aci, dehset, kahramanlik, macera, entrika, ask v.s. romanlarinin yazilmasinda; Tarzan, Superman, Mogli ve benzeri filmlerinin yapilmasinda ilham kaynagi olmustur.
Bu destanda üçte ikisi tanri ve üçte biri insan olan Gilgames, güçlü, kuvvetli, iriyari ve ayni zamanda acimasiz Uruk kralidir. Uruk´u çevreleyen ve o döneme göre dev surlari o yaptirmistir. Gilgames, yaban hayati süren güçlü, kuvvetli Enkidu´yu, güzel bir rahibeyi kullanarak Uruk´a getirtiyor. Önce onunla sabahtan aksama kadar güresip dövüsüyor. Bu kavga esnasinda duvarlar yikiliyor, direkler çöküyor. Kavgada berabere kalinca onunla arkadas oluyor. O günden itibaren Enkidu´yu öz kardesi gibi seviyor.
Gilgames, Enkidu´yla bereberce yasadiklari birçok maceradan sonra Enkidu önce hastalaniyor ve ardindan ölüyor. Gilgames bir hafta boyunca Enkidu´nun ölüsünün basinda bekliyor. Ölünün burnundan ilk kurtçuk düsünce Gilgames´in dünyasi yikiliyor. Kendisini ölüm korkusu sariyor. Ölüme çare bulmak üzere yola çikiyor. Aradigi ölümsüzlük suyunu içmis olan Utnapistim, yani Xizir´dir.
Günlerce günesin kavurdugu çöllerden, insan kafali akrep yaratiklarin nöbet bekledigi dikenli ve tasli daglardan, asfalt siyahindan karanlik tünellerden binbir güçlükle geçiyor. Siduri, dünyanin öte kiyisinda gelen geçene içecek sunmaktadir. Gilgames, o güne kadar hiç kimsenin asamadigi zor engellerden sonra Siduri´ye rastliyor. Siduri, Gilgames´i avurtlari
çökmüs, gözleri çukura düsmüs, üstü basi perperisan bir hayalet olarak görünce önce kaçiyor
ve ardindan onu Utnapistim´in (Xizir`in) gemi katani olan Ursanabi´ye yönlendiriyor.
Utnapistim uzaklarda okyanusta cenette oturmaktadir. Ona ulasmak için dokunani aninda
öldüren sularla temas etmeden geçmek gerekiyor. Ursanabi´nin gemisinde öldürücü sulara
dokununca zarar görmeyen tas adamlar, kayigin bu korkunç sularda ilerlemesini
saglamaktadirlar. Gilgames, Korku ve sabirsizligin etkisiyle Ursanabi´nin gemisinde sulara
dokununca zarar görmeyen tas adamlari kirip sulara atiyor. Bunun üzerine Utnapistim´in gemi
katani, Gilgames´e ormandan üçyüz agaç kestirterek gemiye yükletiyor. Gilgames, geminin
içine su siçratmadan bu agaçlari yavasça suyun dibine daldirip, geminin Utnapistim´e dogru
yol almasini sagliyor. Gilgames, üçyüzüncü agaci da kullandiktan sonra Utnapistim´e
ulasamayinca gemi katani Ursanabi´nin kaftanini yelken olarak kullaniyor. Rüzgarin
yardimiyla sonunda Utnapistim´in huzuruna çikiyor.
Gilgames´in ölüme çare konusundaki sorulari üzerine Utnapistim (Ziusudra, Chidir, Chadhir,
Khizer) tanrilarin bir sirini, kendisinin bu siri insanogluna vermeyerek nasil sakladigini ve
tanri Ea´nin emrine uyarak nasil gemi yaptigini, büyük tufandan sonra tanrilarin onu nasil
ölümsüzlükle ödüllendirdiklerini söyle anlatiyor:
„Çok eski zamanlar öncesinde ben Þuruppak´in kraliyken tanrilar (Anu, Enlil, Ninurta,
Ennugi, Ea) yeryüzündeki insanlar çok ahlaksizlastiklarindan, onlari büyük bir tufanla
bogmak konusunda yemin içtiler. Tanrilar, bu karari insanlardan gizli tuttular.
Tanri Ea, evimin boru çeperine (kamistan çeper) sunlari (vahiy) fisildadi: <Hey Þuruppak´in
krali! Yakinda büyük tufan olacak. Herseyi bogacak. Evini yik, isini birak. Dünya malini terk
et, aileni ve kendi hayatini kurtar. Acele büyük küp bir gemi yap. Aileni ve her mahluktan bir
çifti gemine al!>
Insan cinsinden yalniz ben onlarin bu sirrini duydum. Ea´nin emrine uyarak hemen bir gemi
yapmaya basladim. Gemi tamamlaninca gök karardi. Ailemi ve her yaratiktan bir çifti gemiye
yükledim. Gök yarildi. Alti gün ve yedi gece durmadan korkunç firtinali yagmurlar yagdi.
Dünya öyle karanliga gömüldü ki, hiç kimse kendi elini dahi göremiyordu. Yeryüzünü azgin
sular kapladi. Insanlarin anasi tanri Aruru gibi bazi tanrilar, bu felaketten hiç memnun
olmadilar. Yedinci gün firtina dindi. Hiç bir yerde yasama dair bir isaret yoktu. Insan nesli
çamura gömüldü. Firtinalar azalinca geminin kapagini açtim. Önce bir güvercin saldim. Çok
geçmedi geri geldi. Sonra bir kirlangiç saldim. O da geri geldi. Çok bekledikten sonra bir
karga saldim ve o geri gelmedi. Sular çekilince hayvanlari serbest biraktim. Geminin
oturdugu dagda tanrilara bir koyun kurban kestim. Kurbana Enlil haricinde tüm tanrilar geldi.
Sonra Enlil de geldi ve hiddetlenerek (tufandan kurtulan Utnapistim ve digerlerini kast
ederek): <Kim bunlari kurtardi?> Tanri Ea yumusak sözlerle: <Ey bilge ve kahraman Enlil,
bunlarin kurtulmasini ben istedim. Çünkü tüm insanlari cezalandirmak dogru degildir. Keske
sadece suçlular cezalandirilsaydi daha iyi olurdu. Ben sirimizi insanlara vermedim. Sadece
Utnapistim duydu. Þimdi onun ne olacagina, kaderine sen karar ver.>, dedi. Bunun üzerine
Enlil, hanimimla birlikte kendisine secde etmemizi istedi. Secde ettik. Enlil, elini alnimiza
sürerek bizi kutsadi. Ve oradaki diger tanrilara söyle seslendi: <Bugüne kadar Utnapistim ve
hanimi ölümcül insanlardi. Þu andan itibaren onlar da biz tanrilar gibi ölümsüz olacak ve
cenette yasayacaklardir.>, dedi.
Utnapistim bunlari anlattiktan sonra ölüme çare arayan Gilgames´e: „Uyuma! Uykuyu
yenebilirsen, ölüme çare bulabilirsin.“, diyor. Bunun üzerine Gilgames uyumamaya çalisiyor.
Ancak oracikta duvarin dibine oturunca, uzun yolculugun verdigi yorgunluktan hemen
uykuya daliyor. Utnapistim, ispat olsun diye hanimina hergün yeni ekmek pisirtip, bir ekmegi Gilgames´in önüne indirtiyor. Yedinci gün Gilgames uyandiginda bu ekmekleri ona göstererek, uykuya yenildigini ispatliyor ve dolayisiyla ölümsüz olamayacagini kendisine söylüyor.

Utnapistim, Uruk´a geri dönüs yoluna çikmadan önce Gilgames´e banyo yaptirarak, krallara yakisan elbiseler giydirtiyor. Gilgames, Ursanabi ile yola çikmak üzerelerken Utnapistim´in hanimi: „Bu adam çok uzak yoldan geldi. Böyle eli bos geri gönderme.“, deyince, Utnapistim, Gilgames´e deniz kenarinda bir yer göstererek: „Denizin derinligide dikenli bir bitki var. O bitki ölüme çaredir.“ Gilgames gösterilen yeri kazarak denizin dibine iniyor ve dikenli bitkiyi çikariyor.
Ancak o dikenli bitkiyi kendinde denemiyor. Çünkü bitkiyi önce Uruk´ta çok yasli birinde denemek istiyor. Eger o yasli gençlesirse o vakit kendisinin bu bitkiden yiyecegini tasarliyor.
Yolda bir mola esnasinda bir gölde yikanirken, bir yilan sessiz sedasiz ölüme çare bitkiyi alip gidiyor. Gilgames sudan çikinca ve bitkiyi bulamayinca gene dünyasi yikiliyor. Çevreyi aradiginda yilanin degistirmis oldugu deriye rastliyor. Böylece hem yilanin ölümün çaresini çaldigini ve hem de bu bitkinin tesiriyle hemen deri degistirip gençlestigini anliyor. Gilgames, ülkesine bir ölümlü olarak geri dönüyor.

Destandan da anlasilacagi üzere Utnapistim, Gilgames´e ölümsüzlügün sirina ermeden önce basindan geçenleri anlatirken ne kadar eski (kadim) oldugu çikiyor ortaya. Bundan hareketle Xizir Inanci (Utnapistim, Ziusudra, Chidir, Chadhir, Khizer, Al-Chidr, Hidir, Chisers), ilk insanin ortaya çikisiyla yasittir. Bu destana göre Hz. Xizir, kutsal kitaplarin Nuh Tufani olarak günümüze tasidigi Hz. Nuh´un kendisidir. Hz. Nuh´un yanisira Hiristiyan dünyasindaki Noel Baba, St. Martin ve benzeri ulularin veya darda olanlarin yardimina kostuklarina inanilan koruyan patronlarin (Alm. Schutzpatron) veya dar zamanda ilkyardimcilarin (Alm. Nothelfer) hepsinin kaynaginin Hz. Xizir (Utnapistim, Ziusudra, Chidir, Chadhir, Khizer, Al-Chidr, Hidir, Chisers) oldugununu söyleyebiliriz.
Dêsim Inancinda, Dêsim´in Zazaca dualari ve gulvanglari, Xizir, Kurês, Duzgin´ .almem ve .alferat´la baslar ve çogu Xizir´la biter. Dualarimizin birinde: “Xizir ti ca u berjen de ra/Bergêu perjen de ra./Hizir sen basucundasin/Yakin çevre ve çeperdesin.“, denilmektedir (“Dersim Halk Anlatilarinda Hizir Inanci“, D. Cengiz). Bu dua Gilgames Destani´nda Utnapistim, Gilgames´e, ölümsüzlüge nasil ulastigini anlatirken, “Tanri Ea, evimin boru çeperine (kamistan çepere) sunlari (vahiy) fisildadi.“ sözleriyle alakali görünmektedir (benzerlik olusturmaktadir).

Öyle ki Dêsim Itikati, kadim kültürler birikimi üzerine kurulu bir inançtir. Bu inançta homojen tanriya karsi asla çikilmadigi gibi büyük ragbet de yoktur. Bu Inanca tabii olanlar, diger inançlara ayni elin parmaklari gibi saygili bakmaktadirlar. Dêsim Itikatinde Xizir barisin kendisidir.

Temeli sadece yardim ve dayanisma üzerine kurulu bir inançta kendinden olan ve kendinden olmayan yoktur. Bu nedenledir ki baska inanç mensuplarina karsi durup dururken kin tutmak, düsmanlik tohumlari ekmek, onlari iftiralarla küçük düsürmenin yeri asla olamaz.
Xizir Inancinda baskalarinin yerini yurdunu isgal etme, oranin insanini kesme, boyunduruk altina alma, sömürme, asimile ederek zorla kendine benzetme; sömürmek amaciyla dünyanin kesfi, ilk top ve bombalar, motorlu ve elektronik araçlar, atom enerjisi ve bombasi, hidrojen ve zehirli tüm kimyasal silahlar, uzaya firlatilan uydu ve kesif araçlari v.s. yoktur.
Bugün medeniyet olarak tanimlanan tüm bu teknik buluslarin hemen hepsi askeri amaçlarla yapilmistir. Teknikle gelistirilen askeri üstünlükler çok tanrili dogal inançlari çahil, gerici ilan ederek, her bir konuda islerini kolaylastiran tek tanriyi yaratmistir.
Krallar ve diktatörler de, iktidarlarini güçlü ve uzun ömürlü kilmak gayesiyle kendilerini tek tanrinin yeryüzünde insana görünen iktidar sahibi olan vekili ilan etmislerdir. Bunlarin hasta psikolojileri sebebiyle günümüze kadar yaptiklari zulüm, döktükleri kanlar neticesinde milyarlarca insanin çektigi acilar az çok tarih okuyanlarca bilinmektedir.
Öteden beri Anadolu´da hüküm sürmüs tüm iktidar düskünleri (hasta), çok sesli olan Dêsim Itikati´inden rahatsiz olmuslardir. Egemenler, bu inanç sahiplerini katliam ve soykirimdan geçirerek, bu halka karsi birçok iftira yayarak, Anadolu´nun diger halklari nezdinde küçük düsürmüslerdir.

1970´li yillardan bu yana ‚“Kahrolsun patron aga devleti!“, diye slogan atan sözde solcu gruplar, patron aga devletine Dêsim Itikatini de dahil ederek, “Dêsim Alevi pirleri sömügendir.“, seklinde propaganda yaptilar ve Dêsim Itikati´ni içerden yipratarak, sonuç itibariyle Ankara´nin fasist iktidarlarina yardim ettiler. Bu gruplar, belli basli pirlerden birkaçini, iftiralarla adlarini kirleterek öldürdüler. Dini ileri gelenleri öldürülen ve vatani savas alani yapilan Dêsim halkinin önemli bir kesimi, mübarek Jar u Diyarlarini (Hardo Dewrês) terk ederek yaban ellere kaçti.

Dêsim´de sözde solcu ve hakikatinde Türk, Kürt ve Ermeni milliyetçisi olan gruplar, yakin geçmiste yipratmaya çalistiklari Dêsim Itikatini bugün kendi siyasi emelleri için kullanmaya çalismaktadirlar. Þöyle ki basta yaslilarimiz olmak üzere benim kusagimdan hiç bir Alevi Zaza kendisini asla “kizilbas“ olarak tanitmaz. Çünkü Zaza Dili´nde böyle bir kavram yoktur. Buna ragmen bu gruplar, her vesilede Xizir ve Dêsim Itikatini “kizilbas“ olarak propaganda ediyorlar. Amaçlari, Alevi Zaza kültüründen yoksun büyüyen kusaklari “kizilbas“ kavrami araciligiyla kendilerine sempatizan yaparak siyasi emellerine malzeme yapmaktir.
Milliyetçi gruplarin Zaza Dilini asagilamasi, Zaza halkini inkar etmesi, Dêsim Itikati ve Hz. Xizir´i ideolojilerine malzeme yapmaya çalismalari hak ve demokratik degildir. Çünkü tüm insanlari Cenabi Hak yaratmistir. Dolayisiyla tüm dilleri ve kültürleri yaratan da odur. Cenabi Hak´in nezdinde hiç bir etnigin diger bir etnik üzerinde üstünlügü yoktur.
Alevi Zaza halkinin önemli bir kesimi, devlet planli terörden kaçmis, diasporada yasiyor. “Ya Xizir aqil u fam ma de. Ma ne kesi dest de girze ke. Ne ki kesi miyanê ma sero derze ke.” atasözümüzde dile getirildigi gibi yeni kusaklarimizi ve Dêsim Itikatini, yabanci ideolojilere malzeme olmaktan kurtarmaliyiz. Zaza Dili dardadir. Alevi Zaza kültürü dardadir. Dêsim Itikati dardadir. Yeni kusaklarimiza, Dêsim Itikatini ve kültürünü tanitarak ancak yabanci ideolojilere malzeme olmaktan kurtarabiliriz. Bu tanitmanin tek ve yegane köprüsü Zaza Dilidir. Büyük sairimizin söyledigi üzere: “.onê ma .onê Xizir´iyo/ Zonê ma zonê Xizir´iyo.“ Zaza Dilini inkar etmek, Xizir´i inkar etmeye esdegerdir.
Xizir, hangi etnik, renk, din ve mezhepten olursa olsun insanlarin kalbindeki iyi niyet ve baristir. Xizir, kendisi gibi olmayanin da yasama hakkina saygi duymak ve darda olana yardim etmektir. *

Mart 2014, Almanya

YARARLANILAN KAYNAKLAR:
1.„Gilgamesch“, S. Mitchell, Goldmann Verlag, München 2006
2.“Die Sumerer“, H. Uhlig, Gustav Lubbe Verlag, Bergisch Gladbach 1989
3. “Gilgamesch Epos“, A. Schott, Reclam, Stutgart 1960
4. “Uruk Aslani Gilgames“, H. Braem, Yurt Yay., Ankara, 1998
5. “West-Östlicher Divan“, J. W. v. Goethe, H. J. Weitz, Insel Taschenbuch
6. “Die Sonne Blieb Stehen- Der Genozid in Dersim 1937/38“, E. Schulz-Goldstein, Movum Verlag, 2013, Band 1 und Band 2,
7. “Dersim Halk Anlatilarinda Hizir Inanci“ adli makale, Dr. D. Cengiz, internet Saa Sure, 2013