|
Hizir
Orucu
Hizir, bugün oldukça genis bir cografyada dara düsenlerin,
ezilenlerin, karda tipiye tutulanlarin, denizde bogulmak üzere
olanlarin, iskence görenlerin, hastalarin, fakirlerin, yetis
imdadima ya Hizir diyerek çagirdiklari ortak bir
isimdir. Ölümsüz oldugu bilinir.
Hizir; Alevilere göre, kimi zaman bir melek, kimi zaman kurtarici
ve yaraticidir. Alevi kizilbaslar misafiri Hizirla, Hiziri
da Hz. Ali ile özdeslestirmislerdir. Alevi Kizilbaslar. Hizir,
Nebîdir, (yani peygamberdir) Hizir, Sâh-i Merdan
Alidir. Ya da Hz. Alinin insanlara aninda yardimci
olmasi için gönderdigi yanibasimizdaki temsilcisidir.
Hizir Kültünün izlerini Nuh Tufaninda,
Tevratta, Kuranda, Hz. Alinin kabrinin
bulundugu Necefte, Hz. Hüseyinin sehid oldugu
Kerbelâda bulmak mümkündür. Yakin tarihimizde
orta Asyada Ahmet Yesevide, Anadoluda da Haci
Bektas Veli, Abdal Musa, Sah Kulu, Seyyit Battal Gazi, Hamza Baba,
Pir Sultan Abdal ve Dersimdeki Düzgün Babada
oldugu gibi Alevilerin ziyaret yerleri ve önderleri bünyeside
yasatildigini biliyoruz.
Bu arada Hizir inancinin Dersimden 400 yil önce göç
edenler araciligiyla Arnavutluka oradan da Makedonyanin
Tetova kentinde bulunan Harbâti babaya kadar
tasidigini, gelenek ve görenekleriyle balkanlarda yasatilmakta
oldugunu bilmekte fayda vardir. Türkiyeden 1960li
yillarda isgücü olarak basta Almanya olmak üzere,
Avrupa ülkelerine gönderilen Aleviler araciligiyla Hizirin
Avrupaya ve hâttâ Amerikaya tasindigini
da yasamaktayiz. Bugün Avrupada dogup büyümekte
olan Alevi çocuklari Hiziri yasadiklari ülkenin
dili ile anlatiyor ve yorumluyorlar. Artik Hizir bana yardim
et yerine Hizir hilft mir demektedirler.
Takdir edilir ki, Hizir adi, somuttan soyuta geçildiginde;
koruyucu, kurtarici, yaratici, yardimci kimligi nedeniyle; yari
insan, yari melek, yari peygamber simgesi olarak karsimiza çikabiliyor.
Hizir, toplumsal yasamda adalet ve güvencenin de sembolü
olmustur. Haksizliga ugrayanlari Hizir belani - cezani -
versin dediklerini ve burada haksizliga ugrayanlarin Hizira
sigindiklarini görüyoruz.
Hizir Anadolu insani için her zaman dogru, çaliskan,
her yerde hazir nazir, adaletli, yardimsever, dar günde
imdada aninda yetisen, Bilge, Ulu, Evliya veya Dervistir.
Öte
yandan Hizirin yasadigi dönemle ilgili olarak çesitli
düsünceler bulunmaktadir. Ancak, Hizirin Hz. Ibrahim
döneminde yasadigi Babilden göç ettigi
tezleri ile birlikte, Süleyman peygamber döneminde de
yasadigini iddia edenler bulunmaktadir. Ancak, üzerinde ciddiyetle
durulan iddialardan biri de Hizirin Hz. Musadan çok
önce, iran hükümdari Efridûn döneminde
yasadigi ve Zül-Karneynin öncü kuvvetlerini
yönettigidir. Bir baska iddia ise, kitabin ileriki sayfalarinda
deginecegimiz ve Hizirin Hz. Musa döneminde yasadigini
anlatan bir görüsmedir.
Hizira
verilen degeri Fakir Ednâ su sözlerle dile getirir:
Çok
günah isledim senin katinda
Eris Sâh-i Merdan sen imdad eyle
Kul daralmayinca Hizir yetismez
Yetis Hizir Nebî sen imdat eyle
Türkiyede ki Aleviler tarafindan cemlerde seslendirilen
beyitlerde, Hizirin bir baska adinin da Behrûz olarak
dile getirildigi görülmektedir. Yine ayni beyitlerde
adi Behrûz olan Hizirin Süryanice konustugu vurgulanmaktadir.
Tanri tarafindan insanlara yardim etmek için görevlendirilmistir.
Kudüste oturduguna inanilan Hizir, istedigi anda istedigi
yerde görülebilir.
Asagida Hizir hem Sâh-i Merdan Ali olarak gören,
hem de diger adinin Behrûz ve dilinin de Süryanice
oldugunu vurgulayan Sükrü Metin Babanin bes kitadan
olusan bir nefesini aktararak, konuya açiklik getirmeye
çalisacagiz.
Sâh-i
Merdan Ali
Zulmet
deryasini nur edip gelen
Hizir-Ilyas Sâh-i Merdan Alidir
Gariban mazlumun halini bilen
Hizir-Ilyas Sâh-i Merdan Alidir
Bir
anda cevelan eder cihani
Kalbi saf olanin dest ü damani
Bir ismi Behrûzdur lisani Süryani
Hizir-Ilyas Sâh-i Merdan Alidir
Merdi
meydan eylemektir iyi er
Gafil olma kardes çeragin söner
Her gördügün Hizir bilmektir hüner
Hizir-Ilyas Sâh-i Merdan Alidir
Ehl-i
iman eyler ikrar sebati
Kendinde seyr eder sifati zati
Hizir ile içen Ab-i Hayati
Hizir-Ilyas Sâh-i Merdan Alidir
Sükrü
Metin baba bu demden içer
Sâk-i kevserle Sirâti geçer
Hiziri ademde arayip seçer
Hizir-Ilyas Sâh-i Merdan Alidir
Sükrü
Metin Baba
Kurân-i
Kerimde Hizir
Hizir veya Hizir-Ilyas hakkinda saglam bilgiler edinebilmek için,
geçmise uzanmakta fayda var. Günümüze degin
gelen Hizirin hangi tarihlerde yasadigi ve geçtigi
yerler hakkinda kisaca bilgi edinmek, konuyu anlamak açisindan
önem tasimaktadir. Bu nedenledir ki, günümüzde
Anadoluda yasayan Hizirin öncesine yani Kurân-i
Kerimde Hizir ile ilgili ayetlere göz atalim.
El-Kehf Suresi
Bunun için Kurân-i Kerimde ki el-Kehf
(Magara) sûresinin bazi özelliklerini aktarmakta fayda
vardir. Bu özellikleri aktardiktan sonra, konumuza dönerek,
el-Kehf sûresindeki ayetleri oldugu gibi aktaracagiz.
El-Kehf süresi, Kuran-i Kerimde 83 sûreyi
içermektedir. Tamami 110 ayetten olusan el-Keyf sürelerinin
28. ayeti disindakilerinin (28. ayet Medinede yazilmistir)
tamami Mekkede yazilmistir. Bu sûreyi digerlerinden
ayiran en önemli özelligi, asirlar boyunca tüm
müslümanlar tarafindan ilgi gören ve süreli
olarak tartisilan üç önemli olayi içermesidir.
Anlatilan her üç olay da tasavvuf çevrelerinde
genis yanki bulmus ve konularla ilgili olarak çesitli yorumlara
neden olmustur.
El-Kehf sûresinde anlatilan üç olay söyle
geçmektedir:
a-
Ashab-i Keyf adiyla taninan kisilerin basindan geçenler
(9.-26. ayetler)
b- Asil konumuzla ilgili olarak Hz. Musa ile Hizirin bulusmasini
anlatan (60.-82. ayetler)
c- Zül-Karneyn ve Yecuc Mecuc olayidir.
(83.-98. ayetler)
Iste bu üç önemli ve ilgi uyandiran konular nedeniyledir
ki, el-Keyf sûresi, müslümanlar arasinda Yasin
sûresinden sonra en çok okunan sûre olmustur.
Islam tarihi ile ilgili olarak özellikle de Hallac-i Mansur
(857 yilinda Turda dogmustur. Enel Hak yani
Ben Tanriyim dedigi için uzun yillar
hapis yattiktan sonra 922 yilinda verilen fetva ile önce
kollari ve bacaklari ardindan kafasi kesilerek derisi yüzülen
Hallac-i Mansur, Bagdatta idam edilerek halka teshir edilir)
üzerine yaptigi arastirmalariyla taninan ve 1962 yilinda
ölen dünyaca ünlü Fransiz arastirmaci Louis
Massignon, Hallac-i Mansur ile ilgili ilk kitabini 1914 yilinda
yayinlar. Massignon, uzun yillar emek verdigi çalismasini
Hallacin tutkusu; Mistik Islam Sehidi adi altinda
2000 sayfalik eserinde toplamistir.
Yine Buharinin Ubey Ibn Kabtan aktardigi bir
hadiste Peygamber söyle demistir:
Hz.
Musaya, insanlarin en bilgini kimdir diye soruldu? O da,
benim karsiligini verdi. Tanri, Allah bilir
demedigi için Musaya vahyedip söyle azarladi:
Denizlerin birlestigi yerde bir kulum vardir ki o senden
bilgilidir. Yorumcular bu kulun Hizir oldugu görüsündeler.
Islam tarihi ile oldukça içli disli olan Massignon,
Kuran-i Kerimde yer alan bu üç olayin
çok önemli oldugunun da altini çizmektedir.
Massignona göre, bu üç olay, islam dinin
en önemli ip ucunu vermektedir. Buna göre, birinci olayda,
bütün kalpleriyle kendilerini Allahin iradesine
teslim eden iman sahiplerinin üstünlügü; ikinci
olayda, Hz. Musanin karsisina çikarilan manevi kilavuz
durumundaki bilge, dervisin (Hizirin) esrarengiz kisiligidir.
Üçüncü olayda ise, buna ragmen, insanin
kendini buna karsi koymaya çalismaktan alikoyamamasidir.
El-Kehf sûresinin bu bölümüne kisaca degindikten
sonra, Hz. Musa ile, ona kilavuzluk eden esrarengiz (yani Hizir)
sâhsiyet arasinda geçtigi belirtilen olay ve konusmalari
A. Yasar Ocakin arastirmasindan aktariyoruz. Kuran-i
Kerimin 60. ayetinden itibaren 80. ayete kadar olan bölüm
söyledir:
60-
Bir zamanlar Musa, genç bir adamina (bazi kaynaklara göre
usagina) söyle demisti: Ben iki denizin birlestigi
yere varincaya kadar durmayip gidecegim, yahut maksadima erinceye
kadar uzun zamanlar geçirecegim.
61- Bunun üzerine onlar, bu iki deniz arasinin birlesik yerine
ulasinca baliklarini unuttular. Balik bir denize dogru yolunu
tutmustu.
62- Vaktaki oradan geçip gittiler. Musa genç adamina
dedi ki, Kusluk yemegimizi getir. Bu yolculugumuzda andolsun
ki yorgun düstük
63- Genç adam, Gördün mü kayaya sigindigimiz
vakit ben baligi unutmusum. Ona söylememmi Seytandan
baskasi unutturmadi; o, sasilacak bir suretde denize atildi, yolunu
tutup gitti.
64- Musa Iste, dedi, bizim arayacagimiz bu idi Simdi
izlerinin üzerine gerisin geri döndüler.
65- Derken, kullarimizdan öyle bir kul buldularki, biz ona
tarafimizdan bir rahmet vermis, nezdimizden has bir ilim ögretmisdik.
66- Musa ona (yani Hizira) Sana ögretilen ilimden
banada ögretmen için sana tabi olayim mi? dedi.
67- O (Hizir) da Musaya Dogrusu sen benim beraberimde
asla sabredemezsin.
68- Iç yüzünü kavrayamadigin bir bilgeye
nasil sabredebilirsin?
69- O (Musa) da: Allah dilerse beni sabredici bulacaksin,
sana hiç bir iste karsi gelmiyecegim dedi.
70- O (Hizir) da: Eger bu suretle bana tabi olacaksan ben
sana kendisini anip söyleyinceye kadar, bana hiç birsey
sorma dedi.
71- Bunun üzerine kalkip gittiler. Nihayet bir gemiye bindikleri
zaman o (Hizir), gemiyi deliverdi. Musa dedi ki, Içindekileri
suda bogasin diyemi onu deldin? Andolsunki büyük bir
is yaptin.
72- O (Hizir) dedi ki: Sen beraberimde asla sabredemezsin
demedim mi?
73- Musa: Unuttugumuzdan dolayi, dedi. Beni muaheze etme.
Su arkadasligimizda bana güçlük yükleme.
74- Yine gittiler. Nihayet bir oglan çocuguna rast geldileri
zaman o, hemen bunu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz
masum bir cani, diger bir can karsiligi olmaksizin öldürdün
ha! Andolsun ki sen kötü bir is yaptin!
75- O (Hizir) dedi: Ben sana beraberimde asla sabredemezsin
demedim mi?
76- Musa, Eger, dedi, bundan sonra sana birsey sorarsam
benimle arkadaslik etme! O taktirde tarafimdan muhakkak
bir özre ulasmisimdir. Benden ayrilmakta mazur sayilirsin.
77- Yine gittiler. Nihayet bir memleket halkina vardilar ki, orada
ahalisinden yemek istedikleri halde kendilerini misafir etmekten
imtina etmislerdi. Derken yikilmak üzere olan bir duvar buldular.
O (Hizir) bunu hemen dogrultu verdi. Musa dedi ki: Dileseydin
elbet buna karsi bir ücret alirdin.
78- O (Hizir) Iste, bu benimle senin ayrilisimizdir. Sana,
üzerinde asla sabredemedigin seylerin iç yüzünü
haber verecegim.
79- Gemi denizde is yapan yoksullarindi. Onun için
ben onu kusurlu yapmak istedim ki, arkalarinda her saglam gemiyi
zorla almakda olan bir hükümdar vardi.
80- Oglana gelince, onun anasi da babasi da iman etmis kimselerdi.
Bunun için onlari azginlik ve kafirlik bürümesinden
endise ettik.
81- Istedik ki onlarin Rabbi bunun yerine temizlikçe
daha hayirlisini, merhametce daha yakinini versin.
82- Duvara gelince, bu o sehirde iki yetim oglanindi. Altinda
onlara ait bir define vardi. Babalari iyi bir adamdi. Binaenaleyh
Rabbin diledi ki, ikiside rüstlerine ersinler. Definelerini
çikarsinlar.
Bu Rabbinden bir merhametti. Ben bunlari kendi reyimle
yapmadim. Iste üzerine sabredemedigin seylerin içyüzü.
Yukaridaki ayetlerin içerigini inceledigimizde karsimiza
sunlar çikmaktadir.
Kurân-i Kerim 60.- 80. ayetlerinde görüsme
ile ilgili olarak bahsedilen iki denizin birlestigi yerler hakkinda
çesitli rivayetlerde anlatilmaktadir. Bunlara göre;
1.
Karadeniz ve Hazar denizi arasi (Azerbaycan).
2. Ermenistanda Kur ve Res (Aras) nehirleri arasi.
3. Akdenizle Kizildeniz arasi.
4. Ürdün ile Kuzum nehirleri arasi.
5. Antakya.
6. Eyle.
7. Atlas Okyanusu kiyisindaki Endülüste bir sehir.
8. Afrikada Tanca sehri olduguna dair görüsler
de ileri sürülmektedir.
Kaynaklar bize, Israilogullarinin peygamberi Hz. Musa, bir adami
ile birlikte, kendisiyle bulusmasi emredilen yere iki denizin
birlestigi yere yani Mecmaul Bahryne gittigini
göstermektedir. Hz. Musa gidecegi yeri taniyabilmek için,
yanina azik olarak aldigi baliktan yararlanacaktir. Çünkü,
baligin canlanip denize kaçmasi halinde, bu Hz. Musa için
bulusma yerine geldigine dair bir isarettir. Ancak, Hz. Musanin
genç adami, deniz sahilinde ugradiklari bir kayanin yaninda
baligin canlanip denize kaçtigini ona haber vermeyi unutmustur.
Yolda acikip baligi yemek istediklerinde genç adam olayi
hatirlar ve Hz. Musaya anlatir. Hz. Musa hemen gerisin geri
kayaliga geri döner.
Geri döndügünde aradigi kisinin gerçekten
kayalikta bekledigini görür. Bekleyen kisi kendisine
Allah tarafinda rahmet, ve ilim verilen bir kuldur.
Hz. Musa hemen yaninda kalmak ister. Bilge Kul, önce bunu
kabul etmez. Hz. Musanin israri sonrasinada ayetlerde anlatilan
olaylar gelisir ve sonunda Bilge Kul, Hz. Musadan ayrilmadan
önce yaptigi tüm olaylarin, Allahin emri oldugunu,
bunlari bu nedenle, gerçeklestirdigini söyler. Ve
böylece Hizir oldugu bir çok ilim adami tarafindan
kabul edilen Bilge Kul ile Hz. Musanin beraberlikleri sona
erer.
Bir çok kaynak, Hz. Musanin beraberindeki genç
adaminin usagi oldugunu yazar. Hz. Musanin usaginin adi
Yusa ibn Nün, Bilgin ve Kul olarak ayetlerde ifade edilen
kisinin ise Hizir (Arapça telafuzu Hard )dir.
Hizirin peygamberligi ve ebedi yasadigi konusunda çesitli
rivayetler vardir. Kimilerine göre Hizir, (Al Hazir
yesillik anlamina gelmektedir) Hz. Âdemin kendi ogludur.
(Islam ve yahudi inançlarina göre ilk insan Ademdir.
Kumlu toprak ve çamurdan yaratildigi kutsal kitaplarda
yazilidir. Ilk Peygamberdir. Islam yorumcularina göre,
tanri tüm Meleklerine Adem önünde secde etmelerini
buyurmus. Seytan buna uymamis ve bu olay Adem ile Seytanin
cennetten kovulmasina neden olmustur. Tanri tarafindan kendisine
verilen 1000 yillik ömrünün 40 yilini Hz. Davuda
bagislamasi nedeniyle 960 yil yasamis. Ömrünün
200 yilini tövbe ederek geçiren Adem, Cebrail tarafindan
Arafata götürülerek Hava ile bulusturulmus.
Süryani ve Hiristiyan kaynaklarina göre ise, Tufandan
sonra Kudüse gömülmüstür.)
Bazilarina göre de Hizir, Kabil veya El Yasanin ogludur.
Bazi önemli kaynaklar ise Hiziri peygamber mertebesine
koyarken, kimileri de; onun Velî veya Nebî oldugunu
yazarlar.
Hz. Muhammed bir hadisinde söyle buyurmustur: Hizira
bu adin verilmesinin nedeni, kuru bir yerde post üstünde
otururken hemen arkasinda yesil otlar belirmesindendir Kimi
anlatimlara göre ise, Hz. Ilyas ile kardestir. Biri karada
digeride denizde insanlarin yardimcisi olmaktadir.
Yine Buharinin Ubey Ibn Kabtan aktardigi bir
hadiste Peygamber söyle demistir:
Hz.Musaya,
insanlarin en bilgini kimdir diye soruldu? O da, benim
karsiligini verdi. Tanri, Allah bilir demedigi için
Musaya vahyedip söyle azarladi: Denizlerin birlestigi
yerde bir kulum vardir ki o senden bilgilidir. Yorumcular bu kulun
Hizir oldugu görüsündedirler.
Ünlü
bilim adami Hazine göre Hizir diridir. Yine Hazeni,
Delaliu Hayat Serhi Kara Davud adli eserinde Hizirin
Hz. Muhammede biat etmediginden yola çikarak öldügünü
iddia etseler de, hak inancinda ve efsanelerde yasatilan Hizir
yasiyor olsaydi, o halde mutlaka Hz. Muhammede biat etmesi
ve birlikte savasmasi gerekiyordu. Hizir Biat etmedigine ve savasmadigina
göre yasamiyor.
Ne var ki, Hz. Musa ile gezip dolasan ona deyim yerindeyse akil
veren Hizir, kimi zaman peygamberlik mertebesine yükselerek
Nebî olmus, kimi zabaman da Hz. Alinin kendisi olarak
kabul görmüs ve nesilden nesile yasatilarak günümüze
kadar gelebilmistir.
Hizirin ebedilestigini iddia eden bazi kaynakalar ise, Hizirin
Zul Karneynin veziri oldugunu savunarak, sunu
ileri sürerler. Zul - Karneyn Ab-i Hayati bulmak için
yola düstükten sonra, Ab-i Hayati ilk bulan, ilk içen
ve onunla ilk yikanan Hizir oldugunu savunurlar. Hâttâ
bu arada Zul Karneynin yolunu kaybederek geri
döndügü de iddialar arasinda yer almaktadir. Hizirin
yasadigini iddia eden kaynaklar, Ab-i Hayat suyunu ilk içenin
Hizir oldugundan yola çikarak, Hizirin ebedilestigini
savunmaktadirlar.
Ne var ki, bu iddialarin disinda gözden irak tutulmamasi
gereken en önemi bir konu da, Hizirin bir koruyucu
ve iyilik melegi oldugudur. Bunun için bazi kaynaklarin
neden savasa katilmadi seklindeki söylemleri,
baris, dostluk ve sevgiden yana olan bilge Hizir için dogal
karsilanabilir.
Hizir, Hazir ve Nazirdir
Islam dünyasinda peygamberin hikayelerini anlatmakta taninan
Kassasul-enbîya diye tabir edilen eser çok
ragbet görmüstür. Bunlarin en çok taninan
ve okunanlarindan; Ebû Ishak Ahmed Es-Salebî
(öl.1037)nin el-Arâis adli eserinde Hizir ve
Hizir-Ilyas konusunda oldukça zengin bilgilerde bulunmaktadir.
Hizir kimilerine göre ölmüs bile olsa günümüze
dek, dara düsenlerin, zorda kalanlarin, hasta olanlarin,
yola çikanlarin hep yaninda olagelmistir.
Hz. Musa ile arkadaslik yapan, Hz. Muhammede ve Hz. Aliye
dua ögreten, Bozatina binip mucizeler yaratan, Hizirdir.
Önemli olan Hizirin yerde mi gökte mi, yasiyor
mu, öldü mü sorusu yerine, Orta Asya, Türkiye
ve Balkan Alevilerinin hâlâ günün yirmi
dört saati onunla yasiyor olmasidir. Bir baska nefeste Hizirin
Alevi inancindaki üstün yeri çok iyi belirtilmistir.
Hz. Ali Hizir birligi düsüncesinden hareketle
Aleviler nefeslerde, Hizirin Oniki Imamla iliskisini
de dile getirirler.
Hintliler günümüzde de Hâce Hizir adinda
bir dervisi kutsamaktadirlar. Dereler ilahi ya da akarsular cini
oldugu inanci vardir. Anadoluda oldugu gibi Hintlilerde
de Hâce Hizirin ak sakalli, yesiller giymis bir ihtiyar
bilge olduguna inanirlar. Detaylara indigimizde Hintlilerin anlattigi
Hâce Hizir ile bazi farkliliklar tasisa da
Alevilerin gönüllerinde yasattigi Hizir aynidir.
Halk ozanlarimizdan Pir Sultan Abdal ise Hiziri Söyle
anlatiyor bir siirinde:
Bismillâh
dedim de girdim helâle
Gözüm açib baktim bir hûb cemâle
Sidk ile çagirdim ceddim Celâle
Eris Hizir Nebî câni gözlerim
Hizir, Anadolu insanin anlatiminda degisik kiyafet ve görünümlerle
zaman zaman, Bozat sirtinda, kimi zaman da yaya olarak insanlarin
karsisina çikmistir. Kimi zaman fakir kiliginda zenginlerin
evine konuk olarak, fakirlere yaklasmini yani yardimci olup olmadiklarini
yasamistir. Kimi zamanda ak sakalli Dervis olup, dar zamalarda
insanalarin imdadina yetismistir. Yani Hizir, ummetini gözetler,
denetler, vicdani degerleri ölçerek, gönüllere
konuk olup, sevdalilara yardimci olan elle tutulmaz, gözle
görülmez Nebîdir, Sah-i Merdan Alidir,
Evliyadir, Insan-i Kâmildir (Bâtinin inançlarinda
peygamber ve imamlar için kullanilan bir deyimdir tasavvuf
dilinde de, Tanrida yok olan insan anlamindadir. Tanrida
yok olmak, Tanri bilgisi veya askiyla dolarak kendinden geçmek
ermislige ulasmak demektir. Arapçada insan kelimesinin
karsiligi olan ins sözcügü Ibrani ve Hint dillerinde
ilk insan anlamini dile getiren adama kelimesinin çevirisidir.
Ademde bu anlamin ürünüdür)
Anadoluda
herseyin sahibi Hizirdir.
Anlatimlara göre Bagin firinina kapatilip yakilmak istenen
kureys efsanesinde ise, Hizirin kartal donunda firina girip
kanat çirparak alevleri söndürdügü
ve atesi küllere, firini buzlara kestirerek Kureysi kurtardigi
aktarilir.
Halk inaçlarina göre, Hizir gittigi ve gezdigi yerlerde
herkesin imdadina yetismis olup, ugradigi yerlere bereket saçmistir.
Yine bir baska anlatima göre Hizir Orucu sirasinda genç
kizlar ve erkekler oruç aksamlari su içmeden yatarlar.
Rüyalarinda kendisine kim su ikram ediyorsa, ilerde onunla
evlenilecegine inanilir.
Görüldügü gibi Hizira yakistirilan misyon
çok Tanriliktan tek Tanriliga kadar, bütün
inanç sürecinde ortaya çikan yari Tanri, peygamber
kilavuz, Tanri ve Tanrilasmis kisi pozisyonunda bütün
bu inançsal tiplemelerin ve suretin izlerini görebiliyoruz.
Hizir
Portresi
Nebî
Hizir
Yalvarmasi
boynumuza farzoldu
Edeb erkân müminler arzoldu
Müminin secdesi Hak niyaz oldu
Yetis Hizir Nebî sen imdad eyle
Kim
kaildir mahsere kalan davaya
Sah Hasana agu vedi Muaviye
I. Hüseyin mürrüvvet eyle canima
Yetis Hizir Nebî sen imdad eyle
Musa
Kazim ile salayi veren
Imam Riza ile mescide giren
Takî ile Nakî canima gelen
Yetis Hizir Nebî sen imdad eyle
Askerinin
askerine katilan
Kul olup Belh Buharada satilan
Çöl Kufe sehrinde nara atilan
Yetis Hizir Nebî sen imdad eyle
Kirklarin
cemine beraber gelen
Servet Muhammedin bacini alan
Sancagini çekip Zülfikâr çalan
Yetis Hizir Nebî sen imdad eyle
Fakir
Ednâm der ki bu sirra eren
Üstadim Hatayi darina duran
Tamuda yanar mi nurunu gören
Yetis Hizir Nebî sen imdad eyle
Görüldügü gibi Alevi insani Hiziri her
yerde yaninda görmek istemistir. Yaradanin temsilcisi olarak
kabul etmistir. Yetis Ya Ali, Ya Nazir dir diyerek,
Hz. Ali ile Hiziri bütünlestirmistir. Hizir,
Hazir ve Nazirdir diyerek, insanlarin yanlis yapmalari önünde
dikilmistir. Yine, Orta ve özellikle Dogu Anadoluda
insanlarimizin avlanmasinin günah olarak kabul ettikleri,
dag keçisine avcilar tüfeklerinin namlusunu çevirdiklerinde
karsisinda ak sakali ile dimdik duran, hiç konusmadan asasini
sallayarak dur diyen bilge/dervisin de Hizir oldugu
anlatilir.
Bu bölgemizde söylenen ve kulaktan kulaga aktarilarak
günümüze gelen bir siirde söyle denir.
Yetis
Ya Hizir
Hizir
sen dert ve gamlarin melhemisin
Denizlerin deryalarin
Keleklerin gemilerin
Göllerin irmaklarin
Köprü
ve çetin geçitlerin basisin, kilavuzusun
Hizir beklenmedik anin misafiridir
Dumanli-tufanli günün kavusanidir
Hizir çigirini/izini kapatma tez yetis, sakin geç
kalma
Yola çikanlara Hizir Yoldasin ola denilerek,
Hizira elçilik, rehberlik ve kollama misyonlarida
yüklenmistir. Hâttâ, kore savasina katilan bazi
Dersim askerlerin savas sirasinda karsi askeri güçler
tarafindan kusatma altina alindiklarinda, Yetis Hizir
dediklerinde ak sakalli, asali. Bembeyaz giysiler içerisinde
en önde kosanin, karsi güçleri bozguna ugratan
komutanin, kendilerine yardimci olan bilgenin veya dervisin de
Hizir oldugunu iddia ederler.
Hâttâ bu bölgemizde yani Dersim, Varto, Bingöl,
Erzincan, Elazig ve Sivasta Zazaca konusan Aleviler, zaman
zaman Bizim Dilimiz Hizir Dilidir derler. Hizir için
niyaz-lokma (Hizir niyazi) pisirip dagitirlar. Hizir yeni dogan
bebegin, can çekisen hastanin basucundadir. Yola çikan
yolcu ona emanettir. Hizir emanetlerin bekçisidir. Insanlarimiz
birine geçici olarak bir sey teslim ettiklerinde Bu
Hizir Emanetidir derler. Yine Dogu Anadoluda en agir
beddualarin basinda Hizir kökünü kaziya
seklindeki bedduadir.
Hizir, Anadolu insanimiz için her zaman dogru, çaliskan,
her yerde hazir, adaletli bir bilge, Dervis, Ulu ve Evliyadir.
Örnegin insanlarin darda oldugu zaman imdada yetismediginde
ise, yine insanlarimizin tepkisi ve sitemiyle de karsilasabilmistir.
1937-38 Dersim olaylari sirasinda zor kosullarda kalan insanlarimiz.
aninda tavir takinmayan, kendilerine yardim etmeyen Hizira
ve Düzgün Babaya (Tunceli/Dersimin Nazimiye
bölgesinde her yil ziyaret edilen ve kutsal olduguna inanilan
bir dagdir) tepki göstermislerdir.
Asagidaki misralarda görüldügü gibi, kimi
Alevi insani olaylar karsisinda Hizirin sessiz kalmasina,
tavir takinmamasina hemen tepki göstermistir. Haksizliga
Hizirin seyirci kalmasini hazmedemeyen Alevi insani, tepkisini
en sert biçimde açiga vuruyor. Hizirin hep
mazlumun yaninda yer almasini istemistir. Hizira her yerde
koruyucu ve kollayici bir misyon yüklemistir.
Aleviler Hiziri her zaman gönüllerinde yasatmislardir.
Bununla birlikte Hiziri misafirleriyle bütünlestirmis
olup, misafire Hizir misafiri diyerek hürmette
kusur etmez. Misafir- Hizir iliskisini konu eden Sah Hatayinin
bir nefesini oldugu gibi aktariyoruz.
Aleviler misafirlerini Hizirla, Hizirida Hz. Ali ile
özdestirmislerdir. Konaga (eve) gelen misafir Hizir veya
Hz. Ali gelmis gibi itibar ve hizmet görür. Hâttâ
Bektasi babalarina verilen icatnamelerde ayende ve revendeye
itam-i-taam (gelip gidenlere yemek yedirme) sarti
konulmaktadir. Eskiden dergâh ve tekkelerde misafirler için
özel olarak ayrilmis bir miktar yiyecek bulundurulurdu. Anadolu
Alevi köylerinde kirsal alanda yasamakta olan, tarimla ugrasan
Aleviler, evlerine miman (misafir) götürmek için
birbirleriyle yarisirlardi. Bir eve misafir gitmedigi zaman ugursuzluk
sayilirdi. Insanlarimiz arasindaki inanca göre, günesin
aydinlatmadigi, misafirin ugramadigi evde dirlik ve birlik olmazdi.
Hizir inancinin oldukça yogun olarak yasatiligi Tunceli
(Dersim)de Hizir adi oldukça sik kullanilir. Hizir
Gölü (Golê Xiziri), Hizir Köprüsü
(Pirde Xiziri), Hizir geçiti (Gavanê Xiziri), (Lingâ
Xiziri) ve Hizir Evi veya mekâni (Bone Xiziri) vardir. Hâttâ
her ilçenin bile Hiziri vardir. Hozat Hiziri
(Xizirê Xozati) veya Kirmizi Köprü Hiziri
(Xizire Pirdê Suri) gibi.
Alevi insani kendi inançsal ihtiyaçlarini yine kendi
karsilamistir. Yukaridaki örneklerde de görüldügü
gibi, her köyün, her mezranin, hâttâ her
asiretin kendi Hiziri vardir. Hizira verilen deger,
biçilen misyon arastirildikça daha net ve çarpici
bir sekilde ortaya çikmaktadir. Öyleki, Aleviler Allah
veya Hz. Muhammet adindan çok Hizir adini kullanmaktadir.
Anadolu halk inançlarina göre, Hizir genellikle dilenci
ve fakir dervis kiliginda ak sakalli, nur yüzlü bir
ihtiyar kiliginda dolasmaktadir. Genel inanca göre Hiziri
kolay kolay tanimak mükün degildir. Ancak orta parmagiyla
sehadet parmaginin ayni boyda oldugu söylenmektedir. Hâttâ
parmaklarindan birinin kemiksiz oldugu da idda edilmektedir. Hizir,
karsilastigi her kimseye Dile benden ne dilersen dediginden,
bu sözü nedeniyle gittigi yerlerde teshis edilmektedir.
Hizir sik sik görülmüs degildir. Görüldügünde
de genellikle bozatinin üzerindedir. Buna göre, Haci
Bektas Vilayetnamesinde Hizirin Haci Bektas Velinin
cenazesine geldigi anlatilirken bir tarifi yapilmaktadir. Buna
görer: Yüzünde yesil peçe, altinda
boz bir at, elinde bir mizrak bulunmaktadir.
Yine bu örnege benzer Otman Baba Velayetnemesinde ise
zarada bir çiftçi, çift sürerken
aniden karsida boz atli yesil cidali, yüzü nikapli bir
server belirir.
Dede Korkut hikayelerinde ise Dirse Han oglu Bugaçi
bozatli Hizir ölümden kurtarir.
Karacaoglan ise Hiziri söyle tarif eder:
Deryalar
üstünde Bozatli Hizir
Benli Boza binmis o da geliyor
Halk inançlarina göre Hizir, çok genis bir
cografyada görülmüstür. Bu nedenledir ki,
görüldügü her yerde: Hizir Evi,
Hizir çesmesi adi verilmistir.
Iran:
Sirvan bölgesinde Bacervan sehri yakinlarinda Hizir evi bulunmaktadir.
Suriye: Samda Ümeyye Camisinde Hizir makami vardir.
Lübnan: Cebel eteklerinde Hz. Hizir Aleyhisselâm makami
oldugu biliniyor.
Kudüs: Mesciti Aksâda bir Hizir kapisi
vardir.
Fas: Fes sehrinde sidi Harazemde Hizriyye tarikati bulunmaktadir.
Burada da Hizir makami vardir.
Cezayir: Hz. Musa ile birlikteligi yikilmak üzereyken düzelttigi
duvarin telemsende oldugu anlatilmaktadir.
Irak: Bagdatta Hizir makami vardir.
Türkmenistan: Semerkandda Hizir makami vardir.
Misir: Iskenderiye kalesinin sahil kapisinin adi Hizir kapisidir.
Azerbaycan: Sirvanlilar Hiziri Zinde adinda ki bir türbeyi
bugün de ziyaret etmektedirler. Söylenceye göre
Hizir bu türbede yatmaktadir.
Ayrica Evliya Çelebi Kudüs yakinlarinda Hizir-Ilyas
makami oldugunu yazar. Ona göre, Ilyas Peygamber burada bir
kaya üzerinde ibadet etmis olup baslarinin ve dizlerinin
izi çikmistir. Evliya Çelebi Ayrica Çelik
üzerinde Mührü Ilyas adi ile bir mühürde
bulundugunu yazmaktadir.
Öte
yandan Türkiyede de Edirne, Kütahya, Sivas, Afyonkarahisar,
Afyon, Merzifon, Samsun, Çorum, Denizli, Erzincan, Izmir
Foça, Amasya ve Tuncelide Hizira ait mekânlar
bulunmaktadir. Adini Bingölden alan Bingöl sehrinde
ki bir gölün Hizira ait oldugu biliniyor. Istanbulda
basta Ayasofya camisi olmak üzere bir çok camide Hizir
makami vardir. Hatayda ise oldukça çok sayida
Hizir mekâni vardir. Asi nehrinin Kizildag, Musadagi ve
Harbiyeden dökülen kollari arasinda kubbeli, kapili
ziyaret yerleri bulunmaktadir.
Yukaridaki örneklerde de görüldügü gibi
Hizir, bir degil bir çok yerde farkli dillerde, farkli
ülkelerde yasamis/yasatilmistir.
Hidrellez
Anadolu halk folklorunda Hizir veya Hizir-Ilyas kültürü
çok iyi bir sekilde yansitilmaktadir. Hidrellez ve Nebî
(Hizir-Nebî) bayramidir. Hidrellez büyük bir çogunlukla
Anadolu ve Balkanlarda yasamakta olan Aleviler arasinda
biliniyor. Eskiden Roze Xizir (Hizir günü) de denilen
Hidrellez, halk arasindaki yaygin inanca göre, Hizir ile
Ilyasin bir araya ya da bulustuklari gündür. Hizir
ile Ilyasin bulustuklari günün anisina iki ismin
birlesmesinden dogan Hidrellez kavramida böylece ortaya çikmistir.
Hidrellez 6 Mayis günü kutlanmaktadir. Bu tarihin bir
baska özelligi ise, Anadoluda 6 Mayista yaz mevsiminin
baslamasi olarak kabul edilmesidir. Buna göre halk arasindaki
inanca göre, 6 Mayistan 8 Kasima kadar süren
186 gün Hizir günleri 8 Kasimdan 6 Mayisa
kadari ise Kasim günleri yani kis günleri olarak kabul
görmektedir. Yine 6 Mayista bülbülün
güle kavustuguna inanilir.
Hidrellezle ilgili inançlara göre:
1-
Hidrellez günü ve gecesi havada hiç bulut bulunmaz.
2- Hidrellez günü günes dogmadan yataktan kalkmayanin
isleri ters gider, veya hastalanir.
3- Hidrellez günü ise gidilmez, ugursuzluk olur.
4- Hidrellez günü salincakta sallanmayanin beli agrir.
5- Hidrellez günü demir tutmak ugursuzluk getirir.
6- Hidrellezde meyve vermeyen agaçlar balta ile korkutulursa
meyve verir.
7- Hidrellezde ev isi gören hamile kadinlarin çocuklari
sakat dogar.
Yukarida belittigimiz konular Anadoluda genis halk kitleleri
tarafindan kabul görmüstür.
Bir çok arastirmaci ve etnograf Hizir ve Hidrellezin
kökenlerini eski Mezopotamya ile Anadolu kültür
ve inançlarina baglarlar. Bugün bile Orta Asya, Suriye,
Balkanlar, Irak, Misir ve Iran gibi genis bir cografyada Hizir
veya Hidrellez etkinlikleri bölgenin gelenek ve görenek
zenginligi olarak düzenlenen etkinliklerde kutlanmaktadir.
Osmanli Imparatorlugu döneminde Hizir veya Hidrellez etkinlikleri
yaygin bir sekilde gerçeklestirilmistir. Kirim Türkleri
6 Mayisi dini bayram olarak kutlarlar. Makedonyada
ki Alevi- Bektasi Ederlez olarak, Kosovada yasayan Aleviler
ise, Hedirles adi altinda 6 Mayisi kutlarlar. Ayni gün
tekke ve dergâhlarda kurbanlar kesilir. Burada ilginç
olan noktalardan bir tanesi de, örnegin Hidrellez etkinliklerinin
süreç içerisinde Balkanlarda ki Hiristiyanlarin
da katilimiyla ortak bir senlige, etkinlige dönüstügüdür.
Hizir ile ilgili olarak Iranda da çesitli gelenekler
vardir. Hizirin eve ugramasi ve ugur getirmesi için
Irandaki Aleviler, Kirk gün önceden sabah gün
agarmadan kalkarak evin önünü süpürürler.
(Bu gelenek Dogu Anadoluda ki Alevi köylerinde de Hâlâ
devam etmektedir.) Yirmi gün boyunca yine erken saatlarda
ibadet ederler. Kirk gün sonra evin yakinlarinda, yolda,
çesme basinda, tarlada veya iste dervis kiliginda yasli,
ak sakalli herhangi birini gördüklerinde Hiziri
gördüklerine ve dileklirinin yerine gelecegine inanirlar.
Ünlü
Fransiz arastirmacisi, L. Massignon bu gelenegin Irakta
ki Siiler arasinda da uygulandigina dikkati çeker. Irakta
da Türkiye ve Iranda oldugu gibi Hizira adaklar
adandigini, evin bastan basta süpürülüp temizlendikten
sonra zerde ve sütle pisirilen yemekler dagitilmaktadir.
Hâttâ Iraktaki halk inançlarina göre
Hizirin konuk geldigi evde hazir bulundurulan kinayi ak
sakalina sürdügüne inanilir.
Azerbaycanda dile getirilen bir siirde Hizir söyle
anlatilir:
Türkiyede geleneksel hale gelen Hidrellez atesi, bugün
ülkemizin bir çok bölgesinde yakilmaktadir. Ugur
getirdigine inanilarak atesin üzerinden atlayanlar vardir.
Bati Anodoluda yasamakta olan Tahtacilar, Çebniler,
Orta ve Dogu Anadoluda Kizilbaslar, Hidrellezi kutladiklari
gibi, Hizir orucu tutar ve Hizir kurbani keserler.
Hizir
Orucu
Hizir Orucu Anadoluda bölgelere göre farkli olarak
tutulmaktadir. Örnegin Tunceli (Dersim)de yasamakta
olanlar, ocak ayinin son haftasi oruç tutmaya baslarlar.
Ve üç hafta üst üste üç gün
(sali-çarsamba-persembe günleri) tutarlar. Persembe
günü ayni zamanda Alevilerde kutsal ibadet günü
olarak bilinir. Persembe günü oruç açildiktan
sonra eger, Pir gelmis ise, ayni gün aksami evde cem tutulur
ve dualar edilir.
Hz. Ali divaninda günlerle ilgili yapilan degerlendirmelerde
persembe günü ibadet günü olarak kabul edilmis
olup sunlar yazilmaktadir:
Penç-senbîdir
kazâ-yi hâcete
Kim o günde etti Hak emr-i duâ
Persembe
gününde ihtiyaç sahiplerinin istegi yerine getirilir.
Duâlari isiten Cenâb-i Hakk o günde arzu ve temennileri
kabul ederek cevap verir.
Cuma günü içinde sunlar yazilmaktadir:
Cum
ada hos ola tezvic-i arûs
Dâhi lezzât-i ricâl ile nisâ
Evlilik,
dügün yemekleri ve erkeklerle kadinlarin gerdege girmeleri
cuma gününde olmaktadir. Bu tür islerin böyle
bir günde olmasi daha uygundur.
Görüldügü gibi persembe günü bizzat
Hz. Ali tarafindan dua ve ibadet edilmesi için kutsal bir
gün olarak kabul edilmistir. Cuma günü ise, dügün
ve eglence günü olarak uygun görülmüstür.
Hizir orucu; köy köy, asiret asiret degismektedir. Bunun
iki ana nedeni/sebebi bulunmaktadir.
Birincisi; inanca göre Hizirin yasli olmasi nedeniyle
yorulmamasi içindir. Çünkü Hizir köy
köy, ev ev dolasarak küskünleri baristiriyor. Zorda
kalanlarin yardimina kosuyor.
Ikincisi; Anadoluda eskiden dedeler, pirler, rehberler,
tüm taliplerini genellikle yürüyerek dolasmak zorunda
kaldiklarindan tüm köylere, asiretlere ayni gün
veya hafta (oruç tutulan üç gün) ulasmalari
mümkün olmadigi içindir ki, Hizir Orucu yörelere
göre degismistir. Çünkü, Hizir hangi köye,
hangi eve giderse o köye ugur getirdigine inanirlar.
Aleviler, kis günü olmasina ragmen Hizir Gölüne
giderler. Bozatin ak köpükler arasinda gölden
çikacagina inanirlar. Hizir Orucu boyunca Aleviler niyaz
ve kurban keserek dua ederler. Cemler tutarlar. Hizir Gölünden
getirilen su, evlere, insanlara, hayvanlara serpilerek ugur ve
bereket getirmesi için dua ederler.
Anadoluda yasayan Aleviler, sabah günesi dogar dogmaz yakindaki
tasa veya agaca Ya Hizir diyerek niyaz ederler. Bunun
anlami, Hz. Ali sehit edildiginde günese dönerek göge
yükselmistir. Dersim / Tunceli bölgesinde Hak-Muhammed-Ali
üçlemesi birlikte ifade edilir. Dua edilirken Hak-Muhammed-Ali
yardimcin olsun derler. Burada Hakkin yerini Hizir
almaktadir. Yani bir baska deyimle Hizir Tanrilastirilmaktadir.
Hizir Orucu gece yarisindan itibaren hiç yememek üzere
tutulur ve aksam günes batip gün kararmaya baslayincaya
kadar devam eder.
Hizir Orucu; Diyanet isleri bakanligi tarafindan ön görüldügü
gibi, saat ve dakikalara bagli olarak tutulmaz.
Hizir, Aleviler arasinda çok özel bir yere sahiptir.
Çünkü o, fakirin yaninda zalimin karsisindadir.
Darda kalanlarin yanindadir. Ak sakalli, bembeyaz elbiseleriyle
Bozatina binip diyar diyar dolasarak insanlari koruyan,
kollayan, kurtaran ve hosgörü ile sevgiyi harmanlayan
Pirdir. Bilge, ulu, evliya ve dervis gibi bir degil birden
fazla kisiligiyle insanlara dogru yolu gösteren manevi güçtür.
Buna göre Hizir orucu üç gün (sali-çarsamba-persembe)
tutulduktan sonra, yani persembeyi cumaya baglayan gece evin hatunu
(hanimi) tarafindan (en yaslisi-kâmili) genisçe bir
tepsi içerisinde dibekte iyice kavrulmus olan Orta Anadoluda
Köme veya Kömme, Dogu Anadoluda ise Qawute veya
Qawut (Kavut) olarak ifade edilen lokmanin üstü kapatilarak
bir odaya konulur. Inanca göre persembeyi cumaya baglayan
gece Hizir gelerek Qawuteye bir iz veya isaret koyar. Daha
sonra Qawute eger kesilmisse kurban ile birlikte lokma olarak
dagitilir.
Hizir kurbani, siradan kurbanlar gibi degildir. Kurban edilecek
hayvan en az iki üç ay öncesinden belirlenir.
Bu süre içerisinde iyi beslenir. Tuzu, suyu ve yemi
eksik edilmez. Kurban önce temizlenir. Kurban kesilirken,
kanina kimsenin basmamasina dikkat edilir. Akan kan ya bir çukura
akitilir üst kapanir veya suyla kan yikanarak, kan izi ortada
birakilmaz. Kesilen kurban etinden bir kismi pisirilerek ev halkina
paylastirilir. Kalan büyük bir kismida kapi komsuya
dagitilir. Kurban kemikleri gelisi güzel çöpe
atilmaz. Kurban kemikleri açilan bir çukura özenle
yerlestirilerek üstü kapatilir. Bu islemler bittikten
sonra hazir bulunanlar bir birlerine niyaz olurlar.
KAYNAK
1-
Islam Türk Inançlarinda Hizir Yahut Hizir-Ilyas Kültürü,
A. Yasar Ocak, Ankara 1990
2- Sah Ismail Hayati, Hayati Divani, S. Nüzhet Ergun, Istanbul
1961
3- Yunus Emre, Divan, A. Gölpinarli, Istanbul 1965
4- Kul Himmet Üstadim, Ibrahim Aslanoglu, Sivas 1976
5- Haci Bektas-i Veli, Makâlât, Esat Cosan, 1986
6- Bektasiligin içyüzü, M. Tevfik Oytan, Istanbul,
1979, 7. Baski
7- Sirri Baba Menkibesi, Mehmed Yardimci, 1934
8- Hazreti-i Ali Divani, Müstakimzade Süleyman Saadettin
Efendi
9- Kuran-i Kerim Tesfiri Prof. Dr. Süleyman Ates
10- Haci Bektas Veli Dergisi, Geleneksel Türk Süsleme
Sanati Lâlifer Balibeyoglu, 1998
11- Thema-Larousse Anseklopedisi Tarih-Polotika-Felsefe ve Dinler
12- Bektasilik-Alevilik Nedir? Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba
|