Iste Dersim 38 gerçekleri
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygünün
Dersim 38in sorumlusu CHPdir ve Atatürkün
katliamdan haberdar olmamasi düsünülemez
seklindeki açiklamasini nasil degerlendiriyorsunuz?
Bunu bekliyor muydunuz?
21 Kasim 2011 Pazartesi 09:08
Hüseyin
Aygünün açiklamasi, malumun
ilani olan bir açiklamadir. Benim açimdan
sasirtici olmamistir. Zira Aygün, Seyit Rizanin
torunlarinin avukatidir. Onlarin istemleri sonucu, Seyit
Rizanin idam edildikten sonra nereye defnedildigiyle
ilgili daha önce yasal, hukuki girisimlerde bulunmustur.
Bu girisimlerinden herhangi bir sonuç elde edemedigini
de belirtmeliyim. Aygün ayni zamanda Dersim 38 ile
ilgili arastirmalari olan bir yazardir da. Dolayisiyla Hüseyin
Aygün milletvekili olduktan sonra baska bir insan olacak
degildi. Bu açiklamayi yapmasi onun açisindan
herhangi bir sürpriz anlami tasimiyor.
Ama tabii CHP Milletvekili olunca, elmaya elma
demeniz de o kadar kolay olmuyor
-Neden peki?
-Tabii ki CHPnin halen resmi ideoloji ve resmi ideoloji
eksenli bir statükonun muhafizi parti olarak kendisini
misyonlandirmasiyla ilgilidir bu durum.
-Nitekim parti içindeki bazi ulusalci milletvekilleri
bir deklarasyon yayinlayarak tepkilerini ortaya koydular.
Kiliçdarogluna geregini yap çagrisi
yaptilar. Kiliçdaroglunun tutumunu nasil degerlendiriyorsunuz?
-Sayin
Kiliçdaroglu Dersim katliaminin içyüzünü
iyi bilen bir insandir. Ihsan Sabri Çaglayangil,
Dersimlileri sigindiklari magaralarda fare gibi öldürdük
seklindeki açiklamasini bürokrat oldugu dönemde
Kemal Kiliçdarogluna yapmistir. Onur Öymenin
Dersimlilerin anasini aglatmaktan gurur duyduklarini deklare
ettigi sözlerine de, sonradan arkasinda duramamis olsa
da tepki koydugunu biliyoruz, hatirliyoruz. Kiliçdaroglu
ortaya çikan tartismaya parti disiplini
açisindan yaklasti ve nitekim deklarasyoncu milletvekillerini
disipline verdi. Hüseyin Aygünden de sözlerinin
Atatürkle ilgili kismi nedeniyle savunma istendi.
Fakat su ana degin bu olup bitenler meselenin asil boyutuyla
ilgili olmanin çok uzaginda. Meselenin asil boyutu
sudur: CHP, tek parti zihniyeti ve onun uygulamalariyla
(Dersim katliami bu uygulamalarin en kanli boyutunu olusturmaktadir)
yüzlesmek zorundadir. Rejimin sahibi ve bekçisi
parti zihniyetiyle siyaset yapiyor olmalari sadece
kendileri için degil, bir bütün olarak
Türkiye açisindan bir kayip anlami
tasimaktadir. Eger yüzlesmeye cesaret ederlerse, Dersim
38 tartismasi, bunun için en uygun firsattir. Sayin
Kiliçdaroglunun meselenin üzerini örtmesi
degil, aksine üzerine gitmesi gerektigine inaniyorum.
Iste o zaman seçim döneminde içi doldurulamadigi
için inandirici da olmayan yeni CHP söylemi
ciddi bir iddia haline gelebilir.
-CHP veya Kiliçdaroglu bunu yapabilir mi? Böylesi
bir adim CHPde ayrismaya yol açmaz mi?
-Ben
yapmalidir diyerek olmasi gerekene isaret ediyorum. Ama
görünen gelecek açisindan yapamayacaklari
görülüyor. Bu yönde bir irade sergilenirse,
bence de bir ayrisma durumu kaçinilmaz hale gelir.
Tek parti zihniyetini mahkum eden bir CHP ile o zihniyeti
varlik nedeni gören bir CHP ayni çati altinda
elbette ki yürüyemez. Ama her ayrisma olumsuz
degildir. Bu nedenle Demokrat Haberdeki son yazimda
CHPdeki krizin hayirli oldugunu vurgulamistim.
Ne var ki halen görünen tablo, krizin yatistirilacagini
gösteriyor. Peki ne zamana kadar? Bir dahaki krize
kadar
Türkiyenin içerisine girdigi
süreçte CHP Zihniyeti olarak adlandirdigimiz
statükocu siyaset tarzinin herhangi bir kayda deger
karsiligi yoktur. Bu kafayla CHP Atatürkçü
Düsünce Dernegi gibi marjinal bir konuma
sürüklenecektir. Ne Kiliçdaroglu, ne de
baskalarinin kisisel gayretleri bu gidisatin yönünü
degistirmeye yetmez.
-Peki Atatürkün Dersim harekatindan haberi
olup olmadigi konusundaki gerçek nedir? Ondan önce,
Dersim 38 nedir, belki de oradan baslamak gerekir
-Dersim 38, Cumhuriyetin kendisini Türk etnik
temeline dayali bir ulus-devlet olarak insa etme iradesinin
en kanli sonucudur. Seyh Said basta olmak üzere Kürt
ayaklanmalarinin kaynagi da budur. Çünkü
1924 anayasasindan sonra Kürtlerin varliginin inkar
edildigi bir sürece girildi. Ayaklanmalar bastirildiktan
sonra sira, çiban basi denilen Dersime
geldi.
-Dersimde bir isyan mi söz konusuydu? PKKyi
saymazsak Dersim 38in Cumhuriyet dönemindeki
son Kürt isyani oldugu söylenir
-Evet, öyle söylenir. Ve bu bir yalandir. 37-38den
çok önce, 1926 yilindan itibaren Dersim devletin
gündemine girmis, çok sayida Dersimi nasil
yok etmek gerektigine iliskin önermeler, yapilan raporlar
hazirlanmistir. 1937 yilinda da harekete geçilmistir.
Zaten Genelkurmay belgelerinde olay Dersim Tedip ve
Tenkil Harekati olarak adlandirilmaktadir. 4 Mayis
1937 tarihli Bakanlar Kurulu karariyla Dersimi yok
etme emri verilmistir.
-Yani Mustafa Kemalin gelismelerden haberi vardi
-Haberi olmak söyle dursun, Mustafa Kemalin birinci
derecede ilgilendigi bir konu olmustur Dersim. Bahsettigim
Bakanlar Kurulu kararinin altinda Mustafa Kemalin
imzasi da vardir. Yine 1936 yilinda meclis açilis
konusmasinda Dersimden çiban olarak
bahseden ve Dersimin en mühim dahili mesele
oldugunu vurgulayan, bu meselenin kökünden
halledilmesi için hükümete istedigi yetkilerin
verilmesi gerektigini söyleyen de Mustafa Kemaldir.
Bütün bunlar belgelere dayali gerçekler
olarak Dersim
Dersim
adli kitabimda
ortaya konulmustur.
Dersim katliami, etnik kimligi ve inanci (Alevi-Kizilbas)
nedeniyle, Dersimin yok edilmek istenmesidir. Bu yönüyle
kanla bastirilan diger Kürt ayaklanmalari içerisinde
özgün bir anlami bulunmaktadir.
-CHPnin Dersim meselesiyle yüzlesmesinin önemi
bu sözlerinizden rahatlikla anlasilabiliyor
-Tabii
ki. Dahasi da var. Onur Öymen, Dersimde
analar aglamasin denildi mi? dedikten sonra, ortaya
çikan tepkiler karsisinda baska açiklamalar
da yapmak durumunda kalmisti. Mesela söyle demisti:
Biz Alevi vatandaslarimiz üzülmesin diye
bildigimiz gerçekleri açiklamiyoruz
Onun bu sözlerini hatirlatmamin nedeni su: Dersimle
ilgili CHP arsivlerinde de belgeler, bilgiler var. Bizim
Dersimle ilgili daha fazla üzülecegimiz,
kahrolacagimiz bir sey yok. Bizi utandiracak bir sey de
yok. CHP, arsivlerindeki Dersim gerçeklerini kamuoyuna
açiklamali, Dersimlilerden özür dilemelidir.
-Kiiçdaroglunun AKPye yönelik bu
yönde bir çagrisi olmustu
-Evet. Bunlar günlük siyasetle ilgili konular.
Ben kimin kime ne dedigi ile ilgili degilim. Dersim meselesi
daha fazla günlük siyasi polemiklerin konusu olarak
kullanilmamalidir. Bu, devlet ve toplum olarak bir yüzlesme
konusu sorumluluguyla ele alinmasi gereken bir konudur.
-Merak edilen konulardan biri de Sabiha Gökçen
-Sabiha
Gökçen, resmi tarihte ilk Türk kadin
savas pilotu olarak tanitilir çocuklarimiza.
Peki Atatürkün manevi kizi Sabiha Gökçen
hangi savasa katilmis da savas pilotu olmustur?
Dersimde savunmasiz köylere bomba yagdirarak
ilkel düsmanlik duygularini tatmin etmis ve bunun için
madalyalarla ödüllendirilmistir. Adi bir havaalaninin
adi olarak yasatiliyor halen. Dersim katliamini yürüten
korgeneral Abdullah Alpdoganin adi da uzun yillar
Dersimde bir mahallenin adi idi. Bunlar pervasizlikta
ölçü, sinir tanimayan, insanlarin acilariyla
adeta alay eden uygulamalar. Herkes tarih içerisinde
hak ettigi yere oturtulmalidir, buna Mustafa Kemal de dahildir.
Hangi demokraside tabu vardir? CHPdeki
kazan kaldiran ulusalci milletvekillerini harekete geçiren,
Atatürkün Dersimdeki katliamdan haberdar
oldugu görüsü idi. Ama hiç düsünmüyorlar,
bunun aksini düsünmek Atatürke hakarettir!
-Bundan sonrasi için neler söyleyebilirsiniz?
-Bütün partilerin temsilcilerinin katilimiyla
olusturulan bir komisyon kurulmasi gerektigini düsünüyorum.
Bu komisyon Dersim konusundaki gerçekleri arastirsin
ve sonuçlarini da kamuoyuna açiklasin. En
azindan kendi adimiza bunu savunacak ve bütün
siyasileri geregini yapmaya davet edecegiz
Haber Kaynagi: Istanbul Ses