RADIO ZAZA Tv ZONÊ MA KAMIYA MAWA ! BUMISÊ QÊSEY BIKE XU VIRA MÊKE ! Vila Kę

Dersim harekati arsivlerini kim acacak
Khulê 74 Duisburg 20.11.11
Tecavüze ugradigini yazdi...Tuncelide Intihar

Sabiha Gökçen'in Dersim ile ilgili sözleri

Khule 74 Serri / Berlin

Erzincan Cayirlilar Gecesi
Dersim tartismalari dinmiyor
Iclal Aydin'in Dersim yazisi
Ayip ve zulüm günleri

CHP'li Aygün: Dersim'in sorumlusu devlet ve CHP'dir
Seyit Riza'nin torunu Çankaya Köskü'ne çikiyor!

Güner'i Civaoglu: Atatürk'ün hayatini Dersimli kurtardi

Iste Dersim 38 gerçekleri

Iste Dersim 38 gerçekleri

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün “Dersim 38’in sorumlusu CHP’dir ve Atatürk’ün katliamdan haberdar olmamasi düsünülemez” seklindeki açiklamasini nasil degerlendiriyorsunuz? Bunu bekliyor muydunuz?


21 Kasim 2011 Pazartesi 09:08


Hüseyin Aygün’ün açiklamasi, “malumun ilani” olan bir açiklamadir. Benim açimdan sasirtici olmamistir. Zira Aygün, Seyit Riza’nin torunlarinin avukatidir. Onlarin istemleri sonucu, Seyit Riza’nin idam edildikten sonra nereye defnedildigiyle ilgili daha önce yasal, hukuki girisimlerde bulunmustur. Bu girisimlerinden herhangi bir sonuç elde edemedigini de belirtmeliyim. Aygün ayni zamanda Dersim 38 ile ilgili arastirmalari olan bir yazardir da. Dolayisiyla Hüseyin Aygün milletvekili olduktan sonra baska bir insan olacak degildi. Bu açiklamayi yapmasi onun açisindan herhangi bir “sürpriz” anlami tasimiyor. Ama tabii “CHP Milletvekili” olunca, elmaya “elma” demeniz de o kadar kolay olmuyor…


-Neden peki?



-Tabii ki CHP’nin halen resmi ideoloji ve resmi ideoloji eksenli bir statükonun muhafizi parti olarak kendisini misyonlandirmasiyla ilgilidir bu durum.



-Nitekim parti içindeki bazi ulusalci milletvekilleri bir deklarasyon yayinlayarak tepkilerini ortaya koydular. Kiliçdaroglu’na “geregini yap” çagrisi yaptilar. Kiliçdaroglu’nun tutumunu nasil degerlendiriyorsunuz?



-Sayin Kiliçdaroglu Dersim katliaminin içyüzünü iyi bilen bir insandir. Ihsan Sabri Çaglayangil, “Dersimlileri sigindiklari magaralarda fare gibi öldürdük” seklindeki açiklamasini bürokrat oldugu dönemde Kemal Kiliçdaroglu’na yapmistir. Onur Öymen’in Dersimlilerin anasini aglatmaktan gurur duyduklarini deklare ettigi sözlerine de, sonradan arkasinda duramamis olsa da tepki koydugunu biliyoruz, hatirliyoruz. Kiliçdaroglu ortaya çikan tartismaya “parti disiplini” açisindan yaklasti ve nitekim deklarasyoncu milletvekillerini disipline verdi. Hüseyin Aygün’den de sözlerinin Atatürk’le ilgili kismi nedeniyle savunma istendi. Fakat su ana degin bu olup bitenler meselenin asil boyutuyla ilgili olmanin çok uzaginda. Meselenin asil boyutu sudur: CHP, tek parti zihniyeti ve onun uygulamalariyla (Dersim katliami bu uygulamalarin en kanli boyutunu olusturmaktadir) yüzlesmek zorundadir. “Rejimin sahibi ve bekçisi parti” zihniyetiyle siyaset yapiyor olmalari sadece kendileri için degil, bir bütün olarak Türkiye açisindan bir “kayip” anlami tasimaktadir. Eger yüzlesmeye cesaret ederlerse, Dersim 38 tartismasi, bunun için en uygun firsattir. Sayin Kiliçdaroglu’nun meselenin üzerini örtmesi degil, aksine üzerine gitmesi gerektigine inaniyorum. Iste o zaman seçim döneminde içi doldurulamadigi için inandirici da olmayan “yeni CHP” söylemi ciddi bir iddia haline gelebilir.



-CHP veya Kiliçdaroglu bunu yapabilir mi? Böylesi bir adim CHP’de ayrismaya yol açmaz mi?



-Ben yapmalidir diyerek olmasi gerekene isaret ediyorum. Ama görünen gelecek açisindan yapamayacaklari görülüyor. Bu yönde bir irade sergilenirse, bence de bir ayrisma durumu kaçinilmaz hale gelir. Tek parti zihniyetini mahkum eden bir CHP ile o zihniyeti varlik nedeni gören bir CHP ayni çati altinda elbette ki yürüyemez. Ama her ayrisma olumsuz degildir. Bu nedenle Demokrat Haber’deki son yazimda CHP’deki krizin “hayirli” oldugunu vurgulamistim. Ne var ki halen görünen tablo, krizin “yatistirilacagini” gösteriyor. Peki ne zamana kadar? Bir dahaki krize kadar… Türkiye’nin içerisine girdigi süreçte ‘CHP Zihniyeti’ olarak adlandirdigimiz statükocu siyaset tarzinin herhangi bir kayda deger karsiligi yoktur. Bu kafayla CHP “Atatürkçü Düsünce Dernegi” gibi marjinal bir konuma sürüklenecektir. Ne Kiliçdaroglu, ne de baskalarinin kisisel gayretleri bu gidisatin yönünü degistirmeye yetmez.



-Peki Atatürk’ün Dersim harekatindan haberi olup olmadigi konusundaki gerçek nedir? Ondan önce, Dersim 38 nedir, belki de oradan baslamak gerekir…



-Dersim 38, Cumhuriyet’in kendisini Türk etnik temeline dayali bir ulus-devlet olarak insa etme iradesinin en kanli sonucudur. Seyh Said basta olmak üzere Kürt ayaklanmalarinin kaynagi da budur. Çünkü 1924 anayasasindan sonra Kürtlerin varliginin inkar edildigi bir sürece girildi. Ayaklanmalar bastirildiktan sonra sira, “çiban basi” denilen Dersim’e geldi.



-Dersim’de bir isyan mi söz konusuydu? PKK’yi saymazsak Dersim 38’in Cumhuriyet dönemindeki son Kürt isyani oldugu söylenir…



-Evet, öyle söylenir. Ve bu bir yalandir. 37-38’den çok önce, 1926 yilindan itibaren Dersim devletin gündemine girmis, çok sayida Dersim’i nasil yok etmek gerektigine iliskin önermeler, yapilan raporlar hazirlanmistir. 1937 yilinda da harekete geçilmistir. Zaten Genelkurmay belgelerinde olay “Dersim Tedip ve Tenkil Harekati” olarak adlandirilmaktadir. 4 Mayis 1937 tarihli Bakanlar Kurulu karariyla Dersim’i yok etme emri verilmistir.



-Yani Mustafa Kemal’in gelismelerden haberi vardi…



-Haberi olmak söyle dursun, Mustafa Kemal’in birinci derecede ilgilendigi bir konu olmustur Dersim. Bahsettigim Bakanlar Kurulu kararinin altinda Mustafa Kemal’in imzasi da vardir. Yine 1936 yilinda meclis açilis konusmasinda Dersim’den “çiban” olarak bahseden ve Dersim’in “en mühim dahili mesele” oldugunu vurgulayan, bu meselenin “kökünden” halledilmesi için hükümete istedigi yetkilerin verilmesi gerektigini söyleyen de Mustafa Kemal’dir. Bütün bunlar belgelere dayali gerçekler olarak “Dersim… Dersim…” adli kitabimda ortaya konulmustur.



Dersim katliami, etnik kimligi ve inanci (Alevi-Kizilbas) nedeniyle, Dersim’in yok edilmek istenmesidir. Bu yönüyle kanla bastirilan diger Kürt ayaklanmalari içerisinde özgün bir anlami bulunmaktadir.



-CHP’nin Dersim meselesiyle yüzlesmesinin önemi bu sözlerinizden rahatlikla anlasilabiliyor…



-Tabii ki. Dahasi da var. Onur Öymen, “Dersim’de analar aglamasin denildi mi?” dedikten sonra, ortaya çikan tepkiler karsisinda baska açiklamalar da yapmak durumunda kalmisti. Mesela söyle demisti: “Biz Alevi vatandaslarimiz üzülmesin diye bildigimiz gerçekleri açiklamiyoruz”… Onun bu sözlerini hatirlatmamin nedeni su: Dersim’le ilgili CHP arsivlerinde de belgeler, bilgiler var. Bizim Dersim’le ilgili daha fazla üzülecegimiz, kahrolacagimiz bir sey yok. Bizi utandiracak bir sey de yok. CHP, arsivlerindeki Dersim gerçeklerini kamuoyuna açiklamali, Dersimlilerden özür dilemelidir.



-Kiiçdaroglu’nun AKP’ye yönelik bu yönde bir çagrisi olmustu…



-Evet. Bunlar günlük siyasetle ilgili konular. Ben kimin kime ne dedigi ile ilgili degilim. Dersim meselesi daha fazla günlük siyasi polemiklerin konusu olarak kullanilmamalidir. Bu, devlet ve toplum olarak bir “yüzlesme” konusu sorumluluguyla ele alinmasi gereken bir konudur.



-Merak edilen konulardan biri de Sabiha Gökçen…



-Sabiha Gökçen, resmi tarihte “ilk Türk kadin savas pilotu” olarak tanitilir çocuklarimiza. Peki Atatürk’ün manevi kizi Sabiha Gökçen hangi savasa katilmis da “savas pilotu” olmustur? Dersim’de savunmasiz köylere bomba yagdirarak ilkel düsmanlik duygularini tatmin etmis ve bunun için madalyalarla ödüllendirilmistir. Adi bir havaalaninin adi olarak yasatiliyor halen. Dersim katliamini yürüten korgeneral Abdullah Alpdogan’in adi da uzun yillar Dersim’de bir mahallenin adi idi. Bunlar pervasizlikta ölçü, sinir tanimayan, insanlarin acilariyla adeta alay eden uygulamalar. Herkes tarih içerisinde hak ettigi yere oturtulmalidir, buna Mustafa Kemal de dahildir. Hangi demokraside “tabu” vardir? CHP’deki kazan kaldiran ulusalci milletvekillerini harekete geçiren, Atatürk’ün Dersim’deki katliamdan haberdar oldugu görüsü idi. Ama hiç düsünmüyorlar, bunun aksini düsünmek Atatürk’e hakarettir!



-Bundan sonrasi için neler söyleyebilirsiniz?



-Bütün partilerin temsilcilerinin katilimiyla olusturulan bir komisyon kurulmasi gerektigini düsünüyorum. Bu komisyon Dersim konusundaki gerçekleri arastirsin ve sonuçlarini da kamuoyuna açiklasin. En azindan kendi adimiza bunu savunacak ve bütün siyasileri “geregini” yapmaya davet edecegiz…


Haber Kaynagi: Istanbul Ses

DOSTÊ MA:  |  Zazaki.de   |  Piya Forum   |  Hüseyin Aygün   |  AABF  |  Tunceli Emek |  Faruk Iremet    |  FDG  | Radiozaza Forumu  | Zaza Der  |