Kökteki Munzur / GÜVEN EKEN
Dersimli bir ana demis ki: Tas olsaydim çatlardim,
toprak oldum içime attim.
Dersimi Dersim yapan bir çay vardir.
Adi Munzur. Insanin içini titreten cinsten. Hani öyle derler
ya, bakmaya kiyamazsiniz. Masmavi rengiyle, Ovacik Gözelerden,
Firata dogru akar.
Dersimin ormanlari da vardir. Mese ormanlari. Tepelerde seyrelen,
vadi içlerinde yogunlasan yemyesil ormanlari. Her orman kadar güzel,
her orman gibi kutsal.
Dersimin bir de insanlari vardir. Damarindaki kani asi, dogayla
arasindaki baglari güçlü, isik yaratilisli insanlari.
Bütün insanlar gibi güzel ve özgürlügüne
düskün.
Anadolunun her karisinda oldugu gibi Dersim cografyasinda da kültür,
dogayla, dereler ve ormanlarla yogrulmustur. Doga, buradaki insanlarin
kökleridir.
* * *
Ne yazik ki Munzur Çayi Türkiyenin tüm akarsulariyla
benzer bir kaderi paylasmaktadir ve üzerine hidroelektrik santraller
ile barajlar yapilsin diye karis karis satilmistir. Hizirin Munzur
kiyisindaki türbesi önce vinçlerle ezilmis, sonra Uzunçayir
Barajinin sulari altinda birakilmistir. Hizirin yani basinda
çirpinan analari duyan tek bir insan evladi bulunmamistir. Munzur,
analarin gözyasi olmustur.
Munzur Çayinin kaderini ormanlar da paylasmaktadir. Her yil,
Munzurun ormanlari yakilmakta ve bölge kültürünün
kökleri birer birer kurumaktadir. Her yaz orman yanginlari için
ayaga kalkan bir ülkede, Dersim ormanlarinin yanmasi haber dahi olmamaktadir.
Egede orman yanarsa afet, Munzurda yanarsa memleket. Var mi
böyle yagma? Var. Ne yazik ki var.
Iste bu nedenle Dersim halki ayaga kalkmistir ve 40 bin insanin yasadigi
bir yerde iki ay önce 20 bin insan barajlara ve her türlü
doga katliamina karsi yürüyüse geçmistir.
* * *
Memleket sevgisi savasmayi degil, barismayi gerektirir. Yakmayi yikmayi
degil, yasatmayi gerektirir. Böyle bir sevgi, okul siralarinda ezberlenmez.
Memleketini seven insan onun her karis topragina dokunur, insanini tanir,
deger verir.
Bugün tüm Anadolu dogasi Munzur Nehrinin ve ormanlarinin kaderini
paylasmaktadir. Iste bu nedenle Anadolu insanlari on ayri koldan yollara
düserek Büyük Anadolu Yürüyüsünü
baslatmistir. Edirneden, Artvinden, Antalyadan, Hasankeyften,
Kastamonudan ve Avanostan yola çikmistir. Dertleri
mayis sonunda Ankaraya ulasarak Anadoluyu vermeyeceklerini
haykirmaktir. Bu yürüyüste din, dil, irk ve siyaset ayirt
etmeden tüm Anadolu insanlari selamlasmaktadir ve birbirine baglanmaktadir.
Dersimli bir ana demis ki: Tas olsaydim çatlardim, toprak oldum
içime attim.
Hepimiz Anadolu topragiyiz. Birbirimize harita üzerindeki çizgilerle
degil, çok derinlerdeki köklerimizle bagliyiz.






