RADIO ZAZA Tv ZONÊ MA KAMIYA MAWA ! BUMISÊ QÊSEY BIKE XU VIRA MÊKE ! Vila Kę

Dersim harekati arsivlerini kim acacak
Khulê 74 Duisburg 20.11.11
Tecavüze ugradigini yazdi...Tuncelide Intihar

Sabiha Gökçen'in Dersim ile ilgili sözleri

Khule 74 Serri / Berlin

Erzincan Cayirlilar Gecesi
Dersim tartismalari dinmiyor
Iclal Aydin'in Dersim yazisi
Ayip ve zulüm günleri

CHP'li Aygün: Dersim'in sorumlusu devlet ve CHP'dir
Seyit Riza'nin torunu Çankaya Köskü'ne çikiyor!

Güner'i Civaoglu: Atatürk'ün hayatini Dersimli kurtardi

Livaneli: Seyit Riza'yi astiran Mustafa Kemal degil

Vatan yazari Zülfü Livaneli'nin kösesinde yazdigina göre Seyit Riza ve arkadaslarini astiran Atatürk degil. Hatta yine Livaneli'nin verdigi bilgiye göre "Seyit Riza ve arkadaslari Atatürk tarafindan affedilir diye onlari astiranlar da dönemin basbakani Celal Bayar ve sonradan Adalet Partisi hükümetlerinde bakanlik yapacak olan Emniyet Müdürü Ihsan Sabri Çaglayangil.

Livaneli Vatan'daki kösesinde, Sabri Çaglayangil'in anilarinda yer alan ve Seyit Riza ile 16 yasindaki oglunun ölümünü anlattigi belgeyi de kösesinde açikladi.

Zülfü Livaneli'ye göre Sabri Çaglayangil'in anilarinda yer alan bilgiler, Dersim olaylarinin sembol ismi Seyit Riza ve arkadaslarinin asilma emrinin Atatürk tarafindan verilmedigini ortaya koyuyor.

Iste Livaneli'nin o yazisi;

Bu belgeyi 20 Kasim 2009'da, bu kösede yayinlamistim. Tartisma götürmeyecek kadar açik, net bir belge. Dersim olaylarinin bas görevlilerinden birisi olan Emniyet Müdürü Ihsan Sabri Çaglayangil'in agzindan, yani birinci elden aktariliyor.

Eger Dersim meselesini, bugünkü siyasi mücadelenin bir parçasi olarak degil de gerçekten aydinlanmasini istedigimiz bir dönem olarak anlamak istiyorsak, bu belgeyi tekrar okumakta yarar var.

ONLARI ASTIRAN MUSTAFA KEMAL DEGIL

O zaman görecegiz ki Seyit Riza ve arkadaslarini astiran Mustafa Kemal degil. Tam tersine, onun affedici, merhametli yanini bildikleri için, her türlü yasayi çigneyerek acele eden ve Kemal'den çok Kemalci olan isgüzarlar.

Hep söyledigim gibi Kemal baska Kemalist baska. Bu nüansi kavramadan tarihimizi dogru bir biçimde anlayamayiz.

CELAL BAYAR VE SABRI ÇAGLAYANGIL


Son bir not da su: Atatürk affeder, hayatlarini bagislar korkusuyla Seyit Riza ve arkadaslarini alelacele, otomobil farlarinda idam eden bu "Kemalist"ler kimlerdi acaba? "Atatürk'ü sevmek ibadettir" diyen ama onu hiç anlamamis olan, dönemin basbakani Celal Bayar ve sonradan Adalet Partisi hükümetlerinde bakanlik yapacak olan Emniyet Müdürü Ihsan Sabri Çaglayangil.

***

Ihsan Sabri Çaglayangil, anilarinda Seyit Riza ile arkadaslarinin ve 16 yasindaki oglunun 15 Kasim 1937'de idam edildikleri geceyi söyle anlatmaktadir:

"(Ö) Aradan aylar geçti, Seyit Riza ve çevresi yakalandi. Mahkemeleri sürüyor. Iste bu sirada Atatürk Diyarbakir'daki yeni yapilan Singeç (asli Soyungeç Z. L.) Köprüsü'nü açmaya gidecek. Emniyet Genel Müdürü Sükrü Sökmensüer Bey bana diyor ki;

"ATATÜRK'ÜN KARSISINA ÇIKMASINLAR"

'Atatürk, Singeç Köprüsü'nü açmaya gidecek. Dersim hareketi bitti. Beyaz donlu (giysili) alti bin dogulu Elazig'a dolmus, Atatürk'ten Seyit Riza'nin hayatini bagislamasini isteyecekler. Beyaz donlularin Atatürk'ün karsisina çikmasina meydan vermeyelim.'

1937 yilinda resmi tatil günü cumartesi ögleden sonra. Atatürk pazartesi günü Elazig'a gelecek. Bizden istenenler 'asilacak asilsin' ve Atatürk'ün karsisina Beyaz Donlular çiktigi zaman is isten geçmis olsun. O dönemde Elazig Valisi Sükrü Bey, Savci Hatemi Senihi Bey, Emniyet Müdürü Sezerli Ibrahim Bey, savci yardimcisi arkadasiydi.

Sükrü Sökmensüer, 'Sivillerden, Emniyet Genel Müdürlügünün siyasi subesinden istediklerini al. Atatürk'ün istasyondan halkevine kadar korunmasi da size ait' dedi. Basta Macar Mustafa olmak üzere alti kisi alip yola çiktim. Trenle Elazig'a vardim. Emniyet Müdürü Ibrahim Bey'e gittim. Savci için, 'Kural disi bir sey yapmaz, mümkün degil' dedi.

Savciya gittim. Durumu kendisine anlattim. Bu konuda Adalet Bakanligindan da bir sifre aldigini ama mahkemelerin cumartesi tatil oldugunu, tatilde ise sonuç almanin mümkün olmadigini bana bildirdi. Ve ekledi:

BEN DE MAHKEMELERI ETKILEYEMEM

Oysa biz mahkemenin kararini Atatürk gelmeden evvel vermesini ve geldiginde Seyit Riza meselesinin kapanmis olmasini istiyorduk. Ben bunu halletmek için Hükümet tarafindan buraya gönderilmistim.

DEVIR CHP DEVRI

Savci yardimcisi hukuktan sinif arkadasim. Bana, 'Sen valiye söyle bu savci rapor alsin gitsin, ben senin istedigini yaparim' dedi. Biz mahkemenin tatil günü islemesini ve alinacak sonucun infazini istiyorduk. Savci, rapor aldi. Arkadasim vekil olarak savcinin yerine geçti. Mahkeme hakimini evinde buldum. Gittigimde mahkemenin aldigi karari yazdiriyordu. Hakimle konustuk. Kendisi karari daktiloya çektirmekle mesguldü. Devir, CHP devri. Herkes çekiniyor.

Hakim bana, 'Cumartesi mahkeme toplanmaz, ancak pazartesi günü mahkemeyi toplar, karari veririz. Sali günü de idam hükümlerini yerine getiririz' dedi.

O zamanlar dördüncü bölgede temyiz hakki yok.

Abdullah Pasa, sikiyönetim kumandani olarak karari tasdik edecek. O da, 'yukaridaki karar tasdik olunur' demis, basmis bos kâgida imzasini. Yukariya 'Abdullah Pasa'nin idami' diye yazsaniz kendisi asilacak. Hakime dedik ki:

'Bu dediginiz gün Atatürk geliyor. Maksat hasil olmuyor ki.'

Hakim, 'baskaca bir sey yapilamaz' diyerek kestirdi atti. Ben de kendilerine sordum:

'Sizin saat 17.00'den sonra davaya devam ettiginiz olmuyor mu?'

'Ooo, çok oluyor. Gün oluyor, dokuzlara onlara kadar çalisiyoruz,' cevabini verdi.

"Eee, sondan bes saat ihlal ediyorsunuz da bastan bes saat ihlal etseniz, olmuyor mu? Yani pazar aksami sahurdan sonra mahkemeyi açariz. Pazartesi günü 24.00'ten basliyor, dedim.

Hakim: Elektrikler kesiliyor, dedi.

Ona da çare bulduk: Otomobil farlari ile hapishaneyi aydinlatiriz. Halkevi'ne lüksler koyariz.

Hakim bu defa; samiin (hazir bulunanlar, sahitler) yok, dedi. Ona da çare bulduk. Samiin de getiririz. Kaç kisi asilacak? Onu karardan önce söyleyemem, dedi.

Ama ekledi: Savci 27 kisinin idamini istedi. Biz ona göre mi hazirligimizi yapalim? Bilemem, dedi.

'BENI ASMAYA MI GELDIN?'

Ceza Infaz Kanunu her asilanin ayri bir yerde asilmasini, asilanlarin birbirini görmemesini emrediyordu. Bu sarti da yerine getirmeye çalistik. Her meydana dört sehpa kurduk. Vali bir de çingene cellat buldu.

Gece 12.00'de hapishaneye gittik. Farlarla çevreyi aydinlattik. Mahkemenin 72 sanigi var. Saniklari aldik. Mahkemeye götürdük. Çingene de geldi. Adam basina on lira istedi. 'Peki' dedik. Saniklar Türkçe bilmiyor. Mahkeme karari açiklandi.

Yedi kisi ölüm cezasina çarptirilmis, saniklardan bazilari beraat etmis, bazilari da çesitli hapis cezalari almisti. Kararlar okununca hakim ilamda idam lafini kullanmadigi ve ölüm cezasina çarptirilmaktan bahsettigi için verilen hükmü iyi anlamadilar. 'Idam Çino' diye bir vaveyla koptu.

Biz Seyit Riza'yi aldik. Otomobilde benimle Polis Müdürü Ibrahim'in arasina oturdu. Jeep jandarma karakolunun yanindaki meydanda durdu. Seyit Riza, sehpalari görünce durumu anladi:

- Asacaksiniz, dedi ve bana döndü:

- Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin?

Bakistik. Ilk kez idam edilecek bir insanla yüz yüze geliyorum. Bana güldü. Savci namaz kilip kilmayacagini sordu. Istemedi.

Son sözünü sorduk.

- Kirk liram ve saatim var. Ogluma verirsiniz, dedi.

Bu sirada Findik Hafiz asiliyordu. Asarken iki kez ip koptu. Ben Findik Hafiz asilirken, Seyit Riza görmesin diye pencerenin önünde durdum. Findik Hafiz'in idami bitti.

Seyit Riza'yi meydana çikardik. Hava soguktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama Seyit Riza, meydan insan doluymus gibi sessizlige ve bosluga hitap etti:

AYIPTIR ZULÜMDÜR CINAYETTIR

- Evladi Kerbelayime, bê gunayime, Ayivo zulimo, Cinayeto, (Evladi Kerbelayih. Bi hatayih. Ayiptir. Zulümdür. Cinayettir.) dedi.

"TÜYLERIM DIKEN DIKEN OLDU"

Benim tüylerim diken diken oldu. Bu yasli adam rap rap yürüdü. Çingeneyi itti. Ipi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayagi ile tekme vurdu, infazini gerçeklestirdi. Oglu yasinda bir subayi öldürecek kadar kati yürekli olan bir insanin bu mukadder akibetine acimak zor. Ama ihtiyarin bu cesaretini takdir etmekten kendimi alamadim. Asabim çok bozuldu. Emniyet Müdürüne;

- Ben üsüdüm, otele gidiyorum, dedim."

"EN GERÇEK BELGE BU"

Iste Dersim ve Seyit Riza meselesinde Mustafa Kemal'in rolünü anlatan en gerçek belge bu. Anlamak isteyen anlar. Her kampin ideologlari ve demagoglari ise anlamaz! Çünkü zaten onlarin "gerçek" diye bir derdi yok.

 

DOSTÊ MA:  |  Zazaki.de   |  Piya Forum   |  Hüseyin Aygün   |  AABF  |  Tunceli Emek |  Faruk Iremet    |  FDG  | Radiozaza Forumu  | Zaza Der  |