Mehmet Ali Birand yazdi
Dersim
için, Basbakan yetmez, hepimiz özür dilemeliyiz...
24.11.2011 08:15:33
Basbakan'in
dünkü konusmasini yerin dibine girerek izledim.
Tüm ayrintilari daha önce de biliyordum, ancak
bu ülkeyi yöneten kisinin agzindan duymak, sizleri
de rahatsiz etmedi mi? Birakin CHP-AKP çekismesini,
asil önemli olan, bu olayin sorusturulmasi ve tüm
ayrintilarinin ortaya çikarilmasidir. Basbakan, devlet
adina özür dileyerek dogrusunu yapmistir, ancak
yetmez. Milletçe özür dilemeli, Dersim
halkina bu borcumuzu ödemeliyiz.
Basbakan'i dün gurup toplantisinda dinlerken, bir defa
daha yerin dibine girdim .
Anlattiklarini ve olayin ayrintilarini daha önceden
de biliyordum, ancak olanlari Erdogan'in agzindan dinlemek,
utancimi daha da arttirdi.
Dersim, yakin geçmisimizin en kanli ve en aci olayidir.
Kürt kökenli vatandaslarimizi "birer fare
gibi magaralara sikistirip gazladik". Binlercesini
öldürdük ve sürdük.
Basbakan'in konusmasinin temelinde CHP'yi suçlamak
vardi. Ben olaya sadece "Sorumlu kim?" açisindan
yaklasmak istemiyorum.
Dersim, tarihimizin utanç duyulacak bir sayfasidir.
Yeni kurulan bir Cumhuriyetin yasama savasi veya Cumhuriyetimize
karsi ayaklananlarin cezalandirilmasi, tek parti dönemi
gibi gerekçelerin arkasina da saklanmamamiz gerekir.
Unutmayalim ki, kim ve hangi nedenle harekete geçmisse
geçsin, Dersim hepimizin sorumlulugudur.
Basbakan, Dersim' lilerden T.C Devleti adina özür
diledi.
Dogrusunu yapti.
Gerekeni yapti.
Ancak yetmez, Dersim suçu hepimize aittir. Bunca
yil üstünün örtülü kalmasi
, devlet disindaki güçlerin gözlerini yummasi
sayesinde olmustur. Medya'nin önemli bir kesimi susmus
veya susturulmus, Üniversiteler , partiler de konuya
sirtlarini çevirmislerdir. Kürt kökenli
vatandaslarimizin yillardir süren çigliklari
görmezden gelinmistir.
Simdi durum degisiyor. CHP-AK Parti sürtüsmesinden
kaynaklaniyor olsa dahi, Basbakan artik pandora kutusunun
kapagini açmistir. Dersim'in cinleri aramizda dolasmaya
baslamistir. Bundan böyle basimizi kuma sokamayiz .
Görmezden gelemeyiz. Sadece CHP veya tek parti dönemini
suçluyarak, dönemin kosullariyla ilgili gerekçelerin
arkasina da saklanamayiz.
TBMM mutlaka bir sorusturma komisyonu kurmali ve Basbakanin
özrüyle yetinilmeyip, hem yasananlar ayrintili
sekilde kamu oyuyla paylasilmali, hem de bu utançtan
kurtulmamiz için gereken adimlar atilmalidir.
KISLA ADLARININ DEGISMESI ÇOK
DOGRU BIR KARAR OLDU...
Bu konu da yillardan beri tartisiliyordu. Ülkenin çesitli
yerlerindeki kislalara bazi Komutanlarin adlarinin verilmesi,
özellikle Kürt ve Alevi kesimlerde tepki yaratiyordu.
Hele Van'da Muglali Mustafa adinin kislaya verilmesini Kürt
kökenli vatandaslar tarafindan bir gözdagi gibi
algilanirdi. Zira bu komutan, 1943 'te Van 'da 33 Kürdü
kursuna dizdirmekle suçlanirdi. 32'sinin öldügü,
birinin kurtuldugu bu olay çok konusulmustu . Kürt
çevrelerde, TSK'nin Muglali Mustafa adini bu kislaya
vererek "sizin de basiniza gelir" mesaji yolladigina
inanilirdi.
Genelkurmay Baskanligi, basta Van Kislasi olmak üzere,
65 kislanin adlarini degistirdi. Komutanlar yerine, sehitlerin
isimleri verildi.
Çok dogru bir karar. Türkiye artik degisiyor.
Bu degisime TSK'nin da ayak uydurmasi gerekirdi ve simdi
gerçekçi adimlar atilmaya baslan oldu. Bir
ülkenin silahli kuvvetlerinin topluma bu tip mesajlar
vermesine gerek olmadigi gibi, eger ortada bir duyarlik
varsa, bunu ortadan kaldirmak için harekete geçmesi
çok daha dogrudur.
HOPPALAA , VICDANI RET KONUSU YINE
KARISTI...
Basbakan, sali günü "Vicdani Ret konusu gündemimizde
degil" deyince, hersey birbirine giriverdi. Oysa o
ana kadar, Türkiye'nin nasil uygarlastigini yazip çiziyor
ve övgüler diziyorduk.
Ilk haberi Adalet Bakani Sadullah Ergin vermis ve Vicdani
Ret konusunda bir düzenleme hazirlandigini açiklamisti.
Hepimizi de sasirtmisti. Ardindan, Savunma Bakani kafalari
karistirdi. Avrupa Insan Haklari Mahkemesinin Türkiye'nin
bu uygulamasini sürekli cezalandirilmasinin önüne
geçilmesi için bir çalisma yapildigini
söyledi. Yani, Vicdani Retçiler kabul görmeyecek,
sadece aldiklari cezalar hafifletilecekti. Simdi, Basbakan
daha da önemli bir adim atti ve gündemde böyle
bir çalisma olmadigini açikladi.
Nedir bu karmasa, anlayamadik.
Ortada açikça, ya bir yanlis anlama var veya
bir hazirlik Basbakan tarafindan durduruldu. Belki de Bedelli
Askerlik karari açiklanirken, araya bir de Vicdani
Retçiler girmesin mi, denildi?
Anlayacaginiz, besbelli bir karisiklik yasandi.
Peki neden? Kim sorumlu?