Sayin Prof.Dr. Sosyologolog Ismail Besikçi!

30 Kasim 2009 Pazartesi günlü yazinizin basligini “Dersim’de Bilincin Uyanisi” koymus.

Olabilir. Istedigi basligi, yazisi için seçebilir.
Buna hiç kimsenin karsi durmasini, biz de istemeyiz. Esasen Dersimliler hep böyle davranirlar. Oyle de…

Insan; Sayin Besikçi’nin yazisini inceleyince, baslikla içerigin pek uyumunu göremiyor.

Hatta dikkatli okuyucu gözünde “Dersim’deki ve Dersimli’deki bu degisiklikten” hoslanmisa benzemiyorlar, Sayin Besikçi.

“Konuyu birileri adina ele aldigi” izlenimi edinebiliyor, insan; bu yaziyi incelediginde… Ve olup bitene baskalarinin gözlügü ile baktiklari düsüncesine kapildim, ben…
-*-


Simdi soralim:

Dersim’de yasanan olaylari biraz düsünerek yazmaniz daha dogru olmaz miydi?
Dersimlilerin ‘kendilerini yasamalari’ haklari yok mu?

Ilgisi olmayan çatismalarin Dersime tasinmasinin anlami ne olmali…?

Baskalarinin davalarina Dersim gençlerinin kurban edilmesinin anlami ne olmali ki…?

‘Zalimin ve yasadigi zulmün hesabinin Dersimliye sorulmasi’nin sorgulanmasi gerekmez mi?

‘Köylerinden çikamayacak insanlarin aç ve susuz kalmalarini’n sorgulanmasi gerekmez miydi?

Bu çift tarafli zor u zextin anlami ne olmali ki…? Sebebi/sebepleri ne ola ki…?

‘Dersimlinin anadilinin kullanildigi yasam alanlarinin yok olmasi’nin çok yönlü sorgulanmasi gerekmez miydi?

Siz; bugüne dek bunlari yazdiniz da, biz mi göremedik?
Yasalari, biraz da dersimli açisindan sorgulamak gerekmez miydi?

Çocuklar, bebeler, hamile kadinlar, yasli piri faniler; sadece “38’de” mi öldüler?
Sürgün, vurgun, talan sadece o gün mü yasandi? Garip diyarlarda, dersimli; sadece “38’de” mi sefil, hasta, aç ve açikta kaldi?
Çocuklar; sadece o dönem mi, kötü emellere araç edildiler?
Gene Dersimin çocuklari; sadece o dönem mi, anadilini ögrenme olanaklarindan yoksun birakildilar?
Gammazlik, iftira, asagilama, tehdit, zor u zext sadece o dönem mi yasandi?

SIMDI:

“Son 25-30 yillik mücadele sürecinde, Kürtlerin mücadelesini kirmak için, devletin, Zazacilik diye bir akim gelistirmeye çalistigi gözlenmektedir...” da ne demek oluyor, Sayin hayrani Profesor?

“ Zazalarin Türk oldugu, bazi Türklerin Zazalastigi anlatilmaktadir. Resmi ideolojinin ikiyüzlülügü hemen dikkati çekmektedir. Kürt olduklarindan ve Kizilbas olduklarindan dolayi soykirima ugratilanlara, bugün de Türk olduklar söylenmeye çalisiliyor...” u açiklama zahmetine katilmaniz olasi mi???


“Devlet, bu propaganda çerçevesinde, bazi Zaza Kürtlerini de hareket ettirebilmektedir…”ifadesi ile kimi kast ediyorsunuz?


“Bu konuda Zaza Kürtlerinin her zaman hatirlamasi gereken süreç sudur. Dersim’de, Alevi inancinda olan, Zaza Kürtleri yasamaktadir. Alevi inancinda olan Dersim’deki Zaza Kürtleri, 1937-1938 de neler yasadi? Zaza Kürtlerine neden bu muamelenin layik görüldügünü, Kürtlere neden soykirim yapildigini da dönemin Adalet Bakani, Ordinaryüs Profesör Mahmut Esat Bozkurt çok açik bir sekilde dile getirmektedir…” demek; sirtinda yük ve yük külfeti tasimak anlamina gelmez mi?

Evet “Resmi ideolojinin ve baskalarinin Zazalarla ilgili bu tutarsizliklarina, çeliskilerine de dikkat etmek gerekir”

Zazalar konusunda Rosan Lezgin’in, Kirmanckî, Kirdkî, Dimilkî, Zazakî konusunda yeterliginin ve yetkisinin kaynagi ne ola ki…”


Siz; elbette ki, lehçe ile dil farkini anlayacak biri iken, anadillerini kullanma ve yasatma derdinde olan insanlari “bölücülük ve ajanlikla” suçlayan durumuna nasil düsersiniz?

Yoksa iki dilin farkini anlayamayacak bir acziyet içinde misiniz?


Eger “bunlardan bana ne” diyorsaniz; peki bu çabanizin anlami ne ola ki…????

Hangi katir ayaginiza basti da, bu davranisi sergilediniz?
Acaba kim adina, bu kaygilanma… ?

Bu davranisi sergilemeniz için, sizi ne çarpti, Sayin Profesor?
Hangi derinlikli iliskinin etkisi ola ki…?

Ha ! Bir de “Türkiye’de, 1925-1945 yillari arasinda tek partiye dayanan bir siyasal hayat vardi. Dogal olarak anti-demokratik bir siyasal sistem, anti-demokratik bir siyasal rejim egemendi. Genel seçimler aslinda atama seklinde cereyan ediyordu. Milletvekilleri Cumhuriyet Halk Firkasi Genel Baskani ve ayni zamanda Cumhurbaskani Mustafa Kemal Atatürk tarafindan ataniyordu…” demissiniz.
Allah askina! Simdi Bölge milletvekillerini kim atiyor/pardon seçiyor.
-*-

Sayin sever Profesor, Dersim; öncelikle ‘DERSIM” degilse, hiçbir seydir. Yani anlayacaginiz; herkes önce kendisi olmalidir. Aksi halde “birilerinin bir seyi” olmaktan öteye geçemez.

Bunun adina “kisilikli olmak” denir.
Dersime ve onun tarihine yakisan budur.

Gerçekten de ”Egitimli olmak, egitimin kalitesini yükseltmek, otoriter ve totaliter bir yönetimin kurulmasina engel olmuyor. Kimliklerin inkari(MT), imhasi, asimilasyon(MT) çabalari, dünya’da(MT) her zaman fasist düsünce ve uygulama için elverisli bir ortam hazirlamaktadir. Bu sürecin Dersim 1937-1938 de oldugu gibi soykirima varan uygulamalari da hala(MT) olmaktadir(MT).

Sonuç olarak:
Bu çabalar “Dersimin gündemden çikarilmasini amaçliyor” olmasin mi?