Son Devrin Din Mazlumlari!
Iste Dersim konusmasinda Basbakan Erdogan'in
atifta bulundugu o kitap ve Nefip Fazil'in kaleminden Dersim
faciasi...
AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan,
bugünku konusmasinin büyük bölümünü
Dersim Katliami'na ve o dönem yasanan acilara ayirdi.
Basbakan bu konusmasinda Necip Fazil Kisakürek'in
'Son Devrin Din Mazlumlari' kitabina genis yer verdigi ve
kitabi kürsüde gösterip içinden bölümler
okudu...
Iste Necip Fazil'in, kitabinda bu facianin, tarihte bir
benzeri gösterilemez dedigi Dersim Faciasi ile ilgli
6. bölüm ve Basbakan'in atifta bulundugu aci dolu
o hikâyeler...
Süngüyle öldürülen iki Ortaokul
çocugu, alevlerin içine atilan muallim ve
evine girip rahmi parçalanan kadin....
Iste Basbakan'in bahsettigi o kitap: Son Devrin Din Mazlumlari!
(Büyük Dogu Yayinlari)
Nefip Fazil Kisakürek kitabin girisinde, Son Devrin
Din Mazlumlari, kendi agzindan söyle takdim ediyor:
Bu eser, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra
beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor.
Imân ve ideal ugrunda umumî mazlumluk davasinin
çok yakindan, özhayatimizdan, yakin tarihimizden
ele alinmasi ve hususî plânda gösterilmesi...
Bu yakin tarih ve hususî plân, Ittihad ve Terakki
ile baslayip Cumhuriyetle yerlestigini gördügümüz
Islâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin
üzerinde en kuduz zalim kiliciyla düsürülen
masum baslarin hikâyelerini anlatir.
Bu hikâyeleri, zaman ve mekân artlarina göre
mümkün olabildigi kadar ifadelendirme ve mânalandirma
yolunda elimizden geleni yaptik; ve sebep ve netice hükmünü,
son zamanlarda inkisafina sahid oldugumuz Islâm dâvasinin
dost ve düsman kutublari tanimak gibi bir borcu yerine
getirmeleri kaydiyle okuyucunun takdirine biraktik. Allahtan,
mazlumlugumuza nihayet verecek sabahin nurlu safagini diliyoruz.
N. F. K.
Iste kitapta Basbakan Erdogan'in da atifta bulundugu o bölümler!
#Sayfa#
(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Dogu Yayinlari
10. Basim, Nisan 1990, adli kitabinin DOGU FACIASI bölümünden
aynen alintilanmistir.)
Bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez!
En asagi 50.000 müslümanin kanini ve canini ihtiva
etmesi bakimindan, kalin hatlariyle bir harita gibi çizdigimiz
ve su anda yalniz ana prensip ve mânasiyle tesbit
ettigimiz bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez.
Babalarini arayan ve yanina gitmek istediklerini söyleyen
iki mâsum çocugun Hozat Kaymakami tarafindan
süngületilerek babalarinin yanina gönderilmesi
Kendisinin ögretmen ve köy halkiyle alâkasiz
bir sahis oldugunu iddia ederek alevler içinden firlamak
isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine
atilmasi ve karsi -sinda sigara içilmesi
Bugday
saplari üstünde yakilan, daha evvel kursunlanmis
bütün bir köy halki
Annesinin karnindan
sivri uçlu âletle çikartildiktan sonra
yasamakta devam eden ve hala topugunda bu sivri uçlu
âletin izini tasiyan çocuk
Bir dere içinde
bogazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdin bulunmasi
bir hayli zorluga yol açan yirmi mâsum
Ve buna benzer daha neler, dalia neler!..
Cesetleri degil, mânalari muhakeme ve idam eden tarih,
bakalim bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kiz,
kadin, hasta, alil müslüman cesedine karsilik
kaç ferdin mânasi üzerinde ebedî
idam karari verecektir?
Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocugun hikâyesi
Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocuk
Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a
geliyorlar ve facianin tam üstüne düsüyorlar.
Hozat yakinlanndaki köylerine geldikleri zaman babalari
Yusuf Cemil'in öldürtülmüs oldugunu
ögreniyorlar ve aglama ya basliyorlar. Onlara su karsilik
veriliyor:
"- Sizi de onun yanina götürecegiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çikartiliyor
ve jandarma muhafazasinda gittikleri yolda süngületiliyorlar.
Böylece babalarnin yanina gönderilmislerdir.
Her evi ayri ayri tutusturulduktan sonra dört bir etrafi
ayrica çali çirpi içine alinip alev
alev yakilan bir köyden, deli gibi bir adam çikip,
çali yiginlari gerisinde manzarayi seyredenlere dogru
ilerliyor ve haykiriyor:
"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim!
Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
Devami bir sonraki sayfada
#Sayfa#
"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim!
Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler
içine atilmasi oluyor. Adam, evvelâ gögsünün
killari tutusarak alev alev yanarken, çali yiginlari
gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasini içmektedir.
(Bu vak'a, bana, 1944 yilinda, Egridir'de askerligimi yaparken,
resmî sahislar huzurunda, yanan adama karsi sigarasini
zevkle içtigini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce
anlatilmistir.)
Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadin ve çocuk
öldürtülmüs ve bunlarin cesetleri bugday
saplari üzerinde yakilmistir. Öldürülenler
arasinda, Elâzig'da askerligini yapan ve o sirada
izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adinda
biri de vardir. Bu zavalli, mezun oldugunu ve isterlerse
hüvviyet ve izin kâgidini da gösterebilecegini
söyledigi halde derdini dinletemiyor ve dört çocugu
ile seksenlik anasi arasinda, onlarla berabir, kursunlaniyor.
Hozat'in Karaca köyünden Cafer oglu Kasim
Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmis,
orada 15 yil kalmis, epeyce para kazanmis ve sonra köyüne
dönmüstür. Kasim, Amerika dönüsünde,
Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi
Köprüköy muharebesinde sehit düsen
kardesi Yüzbasi Sükrü'nün iki çocuklu
karisi Sirin Hatun'la evlenmis, Hozata gelip yerlesmis,
orada bir magaza açmis ve ticarete baslamistir. Hükûmetle
de bazi taahhüt islerine girismektedir. Dersim hareketi
esnasinda, isbu Cafer oglu Kasim, taahhüt bedelinden
alacagi olan 6.000 lirayi tahsil etmek üzere Ovacik
Kaymakamligina müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül
ettirip parayi kendisine veriyorlar.
Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çagiriyorlar!"
diyerek,onu, mahfuzen yola çikariyorlar. Cafer oglu
Kasim, kasabadan ayrildiktan bir saat sonra jandarmalara
öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira
da, iki alâkali idare âmiri arasinda taksim
ediliyor.
Zavallinin zevcesi Sirin Hatun, o esnada, dört çocuguyla
birlikte, komsularina oturmaya gitmistir. Kadin, evine döndügü
zaman bir de görüyor ki, kapisi kirilmis ve bütün
esyasi etrafa dökülüp saçilmistir.
Haykirmaya basliyor:
"Yetisin, evimize eskiya girdi!.."
Devami bir sonraki sayfada
#Sayfa#
"- Yetisin, evimize eskiya girdi!.."
Bu feryadina karsilik olarak kadin, kapisinin önünde,
çocuklariyla beraber öldürülüyor
ve dolgun miktarda altini, parasi ve esyasi yagma ediliyor.
 |
Bu arada Hozat'in Zimbik köyünde (Sekspir)in
hayaline bile tas çikartacak, bir vak'a cereyan etmektedir.
Erkekleri tamamiyle dogranmis olan köyün 100 kadar
kadin ve çocugu, sivri uçlu âletle (süngü)
öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda
biri dogurmak üzere bir gebedir. Bu kadinin karnina
giren sivri uçlu alet, barsaklarini yere döküyor,
rahmini parçaliyor ve kendisini öldürüyor.
Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çikan
birkaç kadin, ölüleri gözden geçirirken,
bu kadinin rahminden düsen çocugun sag oldugunu
dehsetler içinde görüyorlar. Muazzam bir
kader cilvesi olarak yasamakta devam eden çocugu
aliyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi"
adini koyuyorlar. Bu kiz bugün hâlâ ayni
köyde ve hayattadir. Sivri uçlu alet annesinin
karnina girip rahmini deldigi zaman da onun topukçugunda
bir yara açmistir ve kiz hâlâ bu yarayi
topugunda tasimaktadir.
(24 yil evvelki Büyük Dogu 'lardan)
Hozat'in Dolantanir köyünden Veli isminde bir
genç, Elâzig Muallim Mektebinde okuduktan sonra
ögretmen olarak Trakya'ya gönderilmis, orada evlenmis,
3 çocuk sahibi olmus ve tam da Dersim hareketi baslamak
üzereyken, karisi ve çocuklariyle, yaz tatilini
geçirmek üzere köyüne gitmistir. Genç
muallimin köyü, erkekli ve kadinli, çocuklu
ve ihtiyarli dogranirken, kendisi, karisi ve çocuklari
da ayni âkibete mahkûm edilmis ve cesetleri
yakilmistir.
Mazgirt Tersemek nahiyesinin halki dogranmakta
Merhamet
sahiplerinden biri, birle on yasi arasinda 20 kadar çocugu
alip bir derenin içine saklamistir.Vazivet birden
haber aliniyor.
Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine
getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En kati yürekliler
bile, böyle müdafaasiz mâsumlara silâh
kullanamayacaklarini söylemeye mecbur kaliyorlar. Tecrübe
birkaç defa akamete ugruyor ve hayli sikinti mevzuu
oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden
daha karanlik suratli bir adam bulunuyor ve bir dere içinde
titrese titrese bekleyen 20 mâsumun isi bitiriliyor.
Bir sonraki sayfadan: Murat suyunun kandan kipkizil aktigini
görenler olmustur.
#Sayfa#
Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.
Celâl Bayar'in Basvekil ve Maresal Fevzi Çakmak'in
Genelkurmay Baskani bulundugu 1938 yilinda cereyan eden
Dersim faciasi, bütünlestirilmesini okuyucularimizin
hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine biraktigimiz
birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandigi
tek sebep de birtakim âsâyissizlik ve itaatsizlik
bahanesi altinda, bütün Dogu Anadolu'yu kapsayici
olarak, o mintikanin bir türlü sulandirilamayan
koyu Islâmi rengidir.
Bir kivilcim halinde gösterdigimiz Dersim yangininin
kömürlestirilmis 50.000 cesedinde, kutup sahsiyetler
disi bir yigin olarak din mazlumluguiiun en çarpici
levhasini seyredebilirsiniz.
AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan,
bugünku konusmasinin büyük bölümünü
Dersim Katliami'na ve o dönem yasanan acilara ayirdi.
Basbakan bu konusmasinda Necip Fazil Kisakürek'in
'Son Devrin Din Mazlumlari' kitabina genis yer verdigi ve
kitabi kürsüde gösterip içinden bölümler
okudu...
Iste Necip Fazil'in, kitabinda bu facianin, tarihte bir
benzeri gösterilemez dedigi Dersim Faciasi ile ilgli
6. bölüm ve Basbakan'in atifta bulundugu aci dolu
o hikâyeler...
Süngüyle öldürülen iki Ortaokul
çocugu, alevlerin içine atilan muallim ve
evine girip rahmi parçalanan kadin....
Iste Basbakan'in bahsettigi o kitap: Son Devrin Din Mazlumlari!
(Büyük Dogu Yayinlari)
Nefip Fazil Kisakürek kitabin girisinde, Son Devrin
Din Mazlumlari, kendi agzindan söyle takdim ediyor:
Bu eser, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra
beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor.
Imân ve ideal ugrunda umumî mazlumluk davasinin
çok yakindan, özhayatimizdan, yakin tarihimizden
ele alinmasi ve hususî plânda gösterilmesi...
Bu yakin tarih ve hususî plân, Ittihad ve Terakki
ile baslayip Cumhuriyetle yerlestigini gördügümüz
Islâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin
üzerinde en kuduz zalim kiliciyla düsürülen
masum baslarin hikâyelerini anlatir.
Bu hikâyeleri, zaman ve mekân artlarina göre
mümkün olabildigi kadar ifadelendirme ve mânalandirma
yolunda elimizden geleni yaptik; ve sebep ve netice hükmünü,
son zamanlarda inkisafina sahid oldugumuz Islâm dâvasinin
dost ve düsman kutublari tanimak gibi bir borcu yerine
getirmeleri kaydiyle okuyucunun takdirine biraktik. Allahtan,
mazlumlugumuza nihayet verecek sabahin nurlu safagini diliyoruz.
N. F. K.
Iste kitapta Basbakan Erdogan'in da atifta bulundugu o bölümler!
Yorum Yap
Editöre e-posta
Yaziyi Gönder
Çikti Al
Tümünü Tek Sayfada Göster
Paylas: google facebook digg twitter yahoo mixx stumbleupon
delicious myspace friendfeed google buzz linkedin xing Son
Devrin Din Mazlumlari!
yeni haber ÜMIT BUGET Giris Saati : 23.11.2011 13:54
Güncelleme : 23.11.2011 18:10 Iste Dersim konusmasinda
Basbakan Erdogan'in atifta bulundugu o kitap ve Nefip Fazil'in
kaleminden Dersim faciasi...
AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan,
bugünku konusmasinin büyük bölümünü
Dersim Katliami'na ve o dönem yasanan acilara ayirdi.
Basbakan bu konusmasinda Necip Fazil Kisakürek'in
'Son Devrin Din Mazlumlari' kitabina genis yer verdigi ve
kitabi kürsüde gösterip içinden bölümler
okudu...
Iste Necip Fazil'in, kitabinda bu facianin, tarihte bir
benzeri gösterilemez dedigi Dersim Faciasi ile ilgli
6. bölüm ve Basbakan'in atifta bulundugu aci dolu
o hikâyeler...
Süngüyle öldürülen iki Ortaokul
çocugu, alevlerin içine atilan muallim ve
evine girip rahmi parçalanan kadin....
Iste Basbakan'in bahsettigi o kitap: Son Devrin Din Mazlumlari!
(Büyük Dogu Yayinlari)
Nefip Fazil Kisakürek kitabin girisinde, Son Devrin
Din Mazlumlari, kendi agzindan söyle takdim ediyor:
Bu eser, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra
beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor.
Imân ve ideal ugrunda umumî mazlumluk davasinin
çok yakindan, özhayatimizdan, yakin tarihimizden
ele alinmasi ve hususî plânda gösterilmesi...
Bu yakin tarih ve hususî plân, Ittihad ve Terakki
ile baslayip Cumhuriyetle yerlestigini gördügümüz
Islâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin
üzerinde en kuduz zalim kiliciyla düsürülen
masum baslarin hikâyelerini anlatir.
Bu hikâyeleri, zaman ve mekân artlarina göre
mümkün olabildigi kadar ifadelendirme ve mânalandirma
yolunda elimizden geleni yaptik; ve sebep ve netice hükmünü,
son zamanlarda inkisafina sahid oldugumuz Islâm dâvasinin
dost ve düsman kutublari tanimak gibi bir borcu yerine
getirmeleri kaydiyle okuyucunun takdirine biraktik. Allahtan,
mazlumlugumuza nihayet verecek sabahin nurlu safagini diliyoruz.
N. F. K.
Iste kitapta Basbakan Erdogan'in da atifta bulundugu o bölümler!
#Sayfa#
(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Dogu Yayinlari
10. Basim, Nisan 1990, adli kitabinin DOGU FACIASI bölümünden
aynen alintilanmistir.)
Bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez!
En asagi 50.000 müslümanin kanini ve canini ihtiva
etmesi bakimindan, kalin hatlariyle bir harita gibi çizdigimiz
ve su anda yalniz ana prensip ve mânasiyle tesbit
ettigimiz bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez.
Babalarini arayan ve yanina gitmek istediklerini söyleyen
iki mâsum çocugun Hozat Kaymakami tarafindan
süngületilerek babalarinin yanina gönderilmesi
Kendisinin ögretmen ve köy halkiyle alâkasiz
bir sahis oldugunu iddia ederek alevler içinden firlamak
isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine
atilmasi ve karsi -sinda sigara içilmesi
Bugday
saplari üstünde yakilan, daha evvel kursunlanmis
bütün bir köy halki
Annesinin karnindan
sivri uçlu âletle çikartildiktan sonra
yasamakta devam eden ve hala topugunda bu sivri uçlu
âletin izini tasiyan çocuk
Bir dere içinde
bogazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdin bulunmasi
bir hayli zorluga yol açan yirmi mâsum
Ve buna benzer daha neler, dalia neler!..
Cesetleri degil, mânalari muhakeme ve idam eden tarih,
bakalim bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kiz,
kadin, hasta, alil müslüman cesedine karsilik
kaç ferdin mânasi üzerinde ebedî
idam karari verecektir?
Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocugun hikâyesi
Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocuk
Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a
geliyorlar ve facianin tam üstüne düsüyorlar.
Hozat yakinlanndaki köylerine geldikleri zaman babalari
Yusuf Cemil'in öldürtülmüs oldugunu
ögreniyorlar ve aglama ya basliyorlar. Onlara su karsilik
veriliyor:
"- Sizi de onun yanina götürecegiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çikartiliyor
ve jandarma muhafazasinda gittikleri yolda süngületiliyorlar.
Böylece babalarnin yanina gönderilmislerdir.
Her evi ayri ayri tutusturulduktan sonra dört bir etrafi
ayrica çali çirpi içine alinip alev
alev yakilan bir köyden, deli gibi bir adam çikip,
çali yiginlari gerisinde manzarayi seyredenlere dogru
ilerliyor ve haykiriyor:
"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim!
Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
Devami bir sonraki sayfada
#Sayfa#
"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim!
Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler
içine atilmasi oluyor. Adam, evvelâ gögsünün
killari tutusarak alev alev yanarken, çali yiginlari
gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasini içmektedir.
(Bu vak'a, bana, 1944 yilinda, Egridir'de askerligimi yaparken,
resmî sahislar huzurunda, yanan adama karsi sigarasini
zevkle içtigini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce
anlatilmistir.)
Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadin ve çocuk
öldürtülmüs ve bunlarin cesetleri bugday
saplari üzerinde yakilmistir. Öldürülenler
arasinda, Elâzig'da askerligini yapan ve o sirada
izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adinda
biri de vardir. Bu zavalli, mezun oldugunu ve isterlerse
hüvviyet ve izin kâgidini da gösterebilecegini
söyledigi halde derdini dinletemiyor ve dört çocugu
ile seksenlik anasi arasinda, onlarla berabir, kursunlaniyor.
Hozat'in Karaca köyünden Cafer oglu Kasim
Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmis,
orada 15 yil kalmis, epeyce para kazanmis ve sonra köyüne
dönmüstür. Kasim, Amerika dönüsünde,
Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi
Köprüköy muharebesinde sehit düsen
kardesi Yüzbasi Sükrü'nün iki çocuklu
karisi Sirin Hatun'la evlenmis, Hozata gelip yerlesmis,
orada bir magaza açmis ve ticarete baslamistir. Hükûmetle
de bazi taahhüt islerine girismektedir. Dersim hareketi
esnasinda, isbu Cafer oglu Kasim, taahhüt bedelinden
alacagi olan 6.000 lirayi tahsil etmek üzere Ovacik
Kaymakamligina müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül
ettirip parayi kendisine veriyorlar.
Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çagiriyorlar!"
diyerek,onu, mahfuzen yola çikariyorlar. Cafer oglu
Kasim, kasabadan ayrildiktan bir saat sonra jandarmalara
öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira
da, iki alâkali idare âmiri arasinda taksim
ediliyor.
Zavallinin zevcesi Sirin Hatun, o esnada, dört çocuguyla
birlikte, komsularina oturmaya gitmistir. Kadin, evine döndügü
zaman bir de görüyor ki, kapisi kirilmis ve bütün
esyasi etrafa dökülüp saçilmistir.
Haykirmaya basliyor:
"Yetisin, evimize eskiya girdi!.."
Devami bir sonraki sayfada
#Sayfa#
"- Yetisin, evimize eskiya girdi!.."
Bu feryadina karsilik olarak kadin, kapisinin önünde,
çocuklariyla beraber öldürülüyor
ve dolgun miktarda altini, parasi ve esyasi yagma ediliyor.
Bu arada Hozat'in Zimbik köyünde (Sekspir)in
hayaline bile tas çikartacak, bir vak'a cereyan etmektedir.
Erkekleri tamamiyle dogranmis olan köyün 100 kadar
kadin ve çocugu, sivri uçlu âletle (süngü)
öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda
biri dogurmak üzere bir gebedir. Bu kadinin karnina
giren sivri uçlu alet, barsaklarini yere döküyor,
rahmini parçaliyor ve kendisini öldürüyor.
Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çikan
birkaç kadin, ölüleri gözden geçirirken,
bu kadinin rahminden düsen çocugun sag oldugunu
dehsetler içinde görüyorlar. Muazzam bir
kader cilvesi olarak yasamakta devam eden çocugu
aliyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi"
adini koyuyorlar. Bu kiz bugün hâlâ ayni
köyde ve hayattadir. Sivri uçlu alet annesinin
karnina girip rahmini deldigi zaman da onun topukçugunda
bir yara açmistir ve kiz hâlâ bu yarayi
topugunda tasimaktadir.
(24 yil evvelki Büyük Dogu 'lardan)
Hozat'in Dolantanir köyünden Veli isminde bir
genç, Elâzig Muallim Mektebinde okuduktan sonra
ögretmen olarak Trakya'ya gönderilmis, orada evlenmis,
3 çocuk sahibi olmus ve tam da Dersim hareketi baslamak
üzereyken, karisi ve çocuklariyle, yaz tatilini
geçirmek üzere köyüne gitmistir. Genç
muallimin köyü, erkekli ve kadinli, çocuklu
ve ihtiyarli dogranirken, kendisi, karisi ve çocuklari
da ayni âkibete mahkûm edilmis ve cesetleri
yakilmistir.
Mazgirt Tersemek nahiyesinin halki dogranmakta
Merhamet
sahiplerinden biri, birle on yasi arasinda 20 kadar çocugu
alip bir derenin içine saklamistir.Vazivet birden
haber aliniyor.
Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine
getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En kati yürekliler
bile, böyle müdafaasiz mâsumlara silâh
kullanamayacaklarini söylemeye mecbur kaliyorlar. Tecrübe
birkaç defa akamete ugruyor ve hayli sikinti mevzuu
oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden
daha karanlik suratli bir adam bulunuyor ve bir dere içinde
titrese titrese bekleyen 20 mâsumun isi bitiriliyor.
Bir sonraki sayfadan: Murat suyunun kandan kipkizil aktigini
görenler olmustur.
#Sayfa#
Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.
Celâl Bayar'in Basvekil ve Maresal Fevzi Çakmak'in
Genelkurmay Baskani bulundugu 1938 yilinda cereyan eden
Dersim faciasi, bütünlestirilmesini okuyucularimizin
hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine biraktigimiz
birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandigi
tek sebep de birtakim âsâyissizlik ve itaatsizlik
bahanesi altinda, bütün Dogu Anadolu'yu kapsayici
olarak, o mintikanin bir türlü sulandirilamayan
koyu Islâmi rengidir.
Bir kivilcim halinde gösterdigimiz Dersim yangininin
kömürlestirilmis 50.000 cesedinde, kutup sahsiyetler
disi bir yigin olarak din mazlumluguiiun en çarpici
levhasini seyredebilirsiniz.
(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Dogu Yayinlari
10. Basim, Nisan 1990, adli kitabinin DOGU FACIASI bölümünden
aynen alintilanmistir.)
Bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez!
En asagi 50.000 müslümanin kanini ve canini ihtiva
etmesi bakimindan, kalin hatlariyle bir harita gibi çizdigimiz
ve su anda yalniz ana prensip ve mânasiyle tesbit
ettigimiz bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez.
Babalarini arayan ve yanina gitmek istediklerini söyleyen
iki mâsum çocugun Hozat Kaymakami tarafindan
süngületilerek babalarinin yanina gönderilmesi
Kendisinin ögretmen ve köy halkiyle alâkasiz
bir sahis oldugunu iddia ederek alevler içinden firlamak
isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine
atilmasi ve karsi -sinda sigara içilmesi
Bugday
saplari üstünde yakilan, daha evvel kursunlanmis
bütün bir köy halki
Annesinin karnindan
sivri uçlu âletle çikartildiktan sonra
yasamakta devam eden ve hala topugunda bu sivri uçlu
âletin izini tasiyan çocuk
Bir dere içinde
bogazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdin bulunmasi
bir hayli zorluga yol açan yirmi mâsum
Ve buna benzer daha neler, dalia neler!..
Cesetleri degil, mânalari muhakeme ve idam eden tarih,
bakalim bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kiz,
kadin, hasta, alil müslüman cesedine karsilik
kaç ferdin mânasi üzerinde ebedî
idam karari verecektir?
Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocugun hikâyesi
Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocuk
Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a
geliyorlar ve facianin tam üstüne düsüyorlar.
Hozat yakinlanndaki köylerine geldikleri zaman babalari
Yusuf Cemil'in öldürtülmüs oldugunu
ögreniyorlar ve aglama ya basliyorlar. Onlara su karsilik
veriliyor:
"- Sizi de onun yanina götürecegiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çikartiliyor
ve jandarma muhafazasinda gittikleri yolda süngületiliyorlar.
Böylece babalarnin yanina gönderilmislerdir.
Her evi ayri ayri tutusturulduktan sonra dört bir etrafi
ayrica çali çirpi içine alinip alev
alev yakilan bir köyden, deli gibi bir adam çikip,
çali yiginlari gerisinde manzarayi seyredenlere dogru
ilerliyor ve haykiriyor:
"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim!
Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim!
Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"
Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler
içine atilmasi oluyor. Adam, evvelâ gögsünün
killari tutusarak alev alev yanarken, çali yiginlari
gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasini içmektedir.
(Bu vak'a, bana, 1944 yilinda, Egridir'de askerligimi yaparken,
resmî sahislar huzurunda, yanan adama karsi sigarasini
zevkle içtigini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce
anlatilmistir.)
Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadin ve çocuk
öldürtülmüs ve bunlarin cesetleri bugday
saplari üzerinde yakilmistir. Öldürülenler
arasinda, Elâzig'da askerligini yapan ve o sirada
izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adinda
biri de vardir. Bu zavalli, mezun oldugunu ve isterlerse
hüvviyet ve izin kâgidini da gösterebilecegini
söyledigi halde derdini dinletemiyor ve dört çocugu
ile seksenlik anasi arasinda, onlarla berabir, kursunlaniyor.
Hozat'in Karaca köyünden Cafer oglu Kasim
Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmis,
orada 15 yil kalmis, epeyce para kazanmis ve sonra köyüne
dönmüstür. Kasim, Amerika dönüsünde,
Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi
Köprüköy muharebesinde sehit düsen
kardesi Yüzbasi Sükrü'nün iki çocuklu
karisi Sirin Hatun'la evlenmis, Hozata gelip yerlesmis,
orada bir magaza açmis ve ticarete baslamistir. Hükûmetle
de bazi taahhüt islerine girismektedir. Dersim hareketi
esnasinda, isbu Cafer oglu Kasim, taahhüt bedelinden
alacagi olan 6.000 lirayi tahsil etmek üzere Ovacik
Kaymakamligina müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül
ettirip parayi kendisine veriyorlar.
Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çagiriyorlar!"
diyerek,onu, mahfuzen yola çikariyorlar. Cafer oglu
Kasim, kasabadan ayrildiktan bir saat sonra jandarmalara
öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira
da, iki alâkali idare âmiri arasinda taksim
ediliyor.
Zavallinin zevcesi Sirin Hatun, o esnada, dört çocuguyla
birlikte, komsularina oturmaya gitmistir. Kadin, evine döndügü
zaman bir de görüyor ki, kapisi kirilmis ve bütün
esyasi etrafa dökülüp saçilmistir.
Haykirmaya basliyor:
"Yetisin, evimize eskiya girdi!.."
Yetisin, evimize eskiya girdi!.."
Bu feryadina karsilik olarak kadin, kapisinin önünde,
çocuklariyla beraber öldürülüyor
ve dolgun miktarda altini, parasi ve esyasi yagma ediliyor.
Bu arada Hozat'in Zimbik köyünde (Sekspir)in
hayaline bile tas çikartacak, bir vak'a cereyan etmektedir.
Erkekleri tamamiyle dogranmis olan köyün 100 kadar
kadin ve çocugu, sivri uçlu âletle (süngü)
öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda
biri dogurmak üzere bir gebedir. Bu kadinin karnina
giren sivri uçlu alet, barsaklarini yere döküyor,
rahmini parçaliyor ve kendisini öldürüyor.
Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çikan
birkaç kadin, ölüleri gözden geçirirken,
bu kadinin rahminden düsen çocugun sag oldugunu
dehsetler içinde görüyorlar. Muazzam bir
kader cilvesi olarak yasamakta devam eden çocugu
aliyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi"
adini koyuyorlar. Bu kiz bugün hâlâ ayni
köyde ve hayattadir. Sivri uçlu alet annesinin
karnina girip rahmini deldigi zaman da onun topukçugunda
bir yara açmistir ve kiz hâlâ bu yarayi
topugunda tasimaktadir.
(24 yil evvelki Büyük Dogu 'lardan)
Hozat'in Dolantanir köyünden Veli isminde bir
genç, Elâzig Muallim Mektebinde okuduktan sonra
ögretmen olarak Trakya'ya gönderilmis, orada evlenmis,
3 çocuk sahibi olmus ve tam da Dersim hareketi baslamak
üzereyken, karisi ve çocuklariyle, yaz tatilini
geçirmek üzere köyüne gitmistir. Genç
muallimin köyü, erkekli ve kadinli, çocuklu
ve ihtiyarli dogranirken, kendisi, karisi ve çocuklari
da ayni âkibete mahkûm edilmis ve cesetleri
yakilmistir.
Mazgirt Tersemek nahiyesinin halki dogranmakta
Merhamet
sahiplerinden biri, birle on yasi arasinda 20 kadar çocugu
alip bir derenin içine saklamistir.Vazivet birden
haber aliniyor.
Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine
getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En kati yürekliler
bile, böyle müdafaasiz mâsumlara silâh
kullanamayacaklarini söylemeye mecbur kaliyorlar. Tecrübe
birkaç defa akamete ugruyor ve hayli sikinti mevzuu
oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden
daha karanlik suratli bir adam bulunuyor ve bir dere içinde
titrese titrese bekleyen 20 mâsumun isi bitiriliyor.
Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.
Celâl Bayar'in Basvekil ve Maresal Fevzi Çakmak'in
Genelkurmay Baskani bulundugu 1938 yilinda cereyan eden
Dersim faciasi, bütünlestirilmesini okuyucularimizin
hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine biraktigimiz
birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandigi
tek sebep de birtakim âsâyissizlik ve itaatsizlik
bahanesi altinda, bütün Dogu Anadolu'yu kapsayici
olarak, o mintikanin bir türlü sulandirilamayan
koyu Islâmi rengidir.
Bir kivilcim halinde gösterdigimiz Dersim yangininin
kömürlestirilmis 50.000 cesedinde, kutup sahsiyetler
disi bir yigin olarak din mazlumluguiiun en çarpici
levhasini seyredebilirsiniz.