RADIO ZAZA Tv ZONÊ MA KAMIYA MAWA ! BUMISÊ QÊSEY BIKE XU VIRA MÊKE ! Vila Kę

Dersim harekati arsivlerini kim acacak
Khulê 74 Duisburg 20.11.11
Tecavüze ugradigini yazdi...Tuncelide Intihar

Sabiha Gökçen'in Dersim ile ilgili sözleri

Khule 74 Serri / Berlin

Erzincan Cayirlilar Gecesi
Dersim tartismalari dinmiyor
Iclal Aydin'in Dersim yazisi
Ayip ve zulüm günleri

CHP'li Aygün: Dersim'in sorumlusu devlet ve CHP'dir
Seyit Riza'nin torunu Çankaya Köskü'ne çikiyor!

Güner'i Civaoglu: Atatürk'ün hayatini Dersimli kurtardi

Son Devrin Din Mazlumlari!

Son Devrin Din Mazlumlari!

Iste Dersim konusmasinda Basbakan Erdogan'in atifta bulundugu o kitap ve Nefip Fazil'in kaleminden Dersim faciasi...

AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan, bugünku konusmasinin büyük bölümünü Dersim Katliami'na ve o dönem yasanan acilara ayirdi.

Basbakan bu konusmasinda Necip Fazil Kisakürek'in 'Son Devrin Din Mazlumlari' kitabina genis yer verdigi ve kitabi kürsüde gösterip içinden bölümler okudu...

Iste Necip Fazil'in, kitabinda bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez dedigi Dersim Faciasi ile ilgli 6. bölüm ve Basbakan'in atifta bulundugu aci dolu o hikâyeler...

Süngüyle öldürülen iki Ortaokul çocugu, alevlerin içine atilan muallim ve evine girip rahmi parçalanan kadin....


Iste Basbakan'in bahsettigi o kitap: Son Devrin Din Mazlumlari! (Büyük Dogu Yayinlari)

Nefip Fazil Kisakürek kitabin girisinde, Son Devrin Din Mazlumlari, kendi agzindan söyle takdim ediyor:

Bu eser, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor. Imân ve ideal ugrunda umumî mazlumluk davasinin çok yakindan, özhayatimizdan, yakin tarihimizden ele alinmasi ve hususî plânda gösterilmesi... Bu yakin tarih ve hususî plân, Ittihad ve Terakki ile baslayip Cumhuriyetle yerlestigini gördügümüz Islâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin üzerinde en kuduz zalim kiliciyla düsürülen masum baslarin hikâyelerini anlatir.

Bu hikâyeleri, zaman ve mekân artlarina göre mümkün olabildigi kadar ifadelendirme ve mânalandirma yolunda elimizden geleni yaptik; ve sebep ve netice hükmünü, son zamanlarda inkisafina sahid oldugumuz Islâm dâvasinin dost ve düsman kutublari tanimak gibi bir borcu yerine getirmeleri kaydiyle okuyucunun takdirine biraktik. Allahtan, mazlumlugumuza nihayet verecek sabahin nurlu safagini diliyoruz.

N. F. K.


Iste kitapta Basbakan Erdogan'in da atifta bulundugu o bölümler!

#Sayfa#


(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Dogu Yayinlari 10. Basim, Nisan 1990, adli kitabinin DOGU FACIASI bölümünden aynen alintilanmistir.)


Bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez!

En asagi 50.000 müslümanin kanini ve canini ihtiva etmesi bakimindan, kalin hatlariyle bir harita gibi çizdigimiz ve su anda yalniz ana prensip ve mânasiyle tesbit ettigimiz bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez.

Babalarini arayan ve yanina gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocugun Hozat Kaymakami tarafindan süngületilerek babalarinin yanina gönderilmesi… Kendisinin ögretmen ve köy halkiyle alâkasiz bir sahis oldugunu iddia ederek alevler içinden firlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atilmasi ve karsi -sinda sigara içilmesi… Bugday saplari üstünde yakilan, daha evvel kursunlanmis bütün bir köy halki… Annesinin karnindan sivri uçlu âletle çikartildiktan sonra yasamakta devam eden ve hala topugunda bu sivri uçlu âletin izini tasiyan çocuk… Bir dere içinde bogazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdin bulunmasi bir hayli zorluga yol açan yirmi mâsum… Ve buna benzer daha neler, dalia neler!..


Cesetleri degil, mânalari muhakeme ve idam eden tarih, bakalim bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kiz, kadin, hasta, alil müslüman cesedine karsilik kaç ferdin mânasi üzerinde ebedî idam karari verecektir?

Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocugun hikâyesi

Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocuk… Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a geliyorlar ve facianin tam üstüne düsüyorlar. Hozat yakinlanndaki köylerine geldikleri zaman babalari Yusuf Cemil'in öldürtülmüs oldugunu ögreniyorlar ve aglama ya basliyorlar. Onlara su karsilik veriliyor:

"- Sizi de onun yanina götürecegiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çikartiliyor ve jandarma muhafazasinda gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarnin yanina gönderilmislerdir.
Her evi ayri ayri tutusturulduktan sonra dört bir etrafi ayrica çali çirpi içine alinip alev alev yakilan bir köyden, deli gibi bir adam çikip, çali yiginlari gerisinde manzarayi seyredenlere dogru ilerliyor ve haykiriyor:

"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"

Devami bir sonraki sayfada

#Sayfa#


"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"

Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atilmasi oluyor. Adam, evvelâ gögsünün killari tutusarak alev alev yanarken, çali yiginlari gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasini içmektedir. (Bu vak'a, bana, 1944 yilinda, Egridir'de askerligimi yaparken, resmî sahislar huzurunda, yanan adama karsi sigarasini zevkle içtigini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce anlatilmistir.)

Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadin ve çocuk öldürtülmüs ve bunlarin cesetleri bugday saplari üzerinde yakilmistir. Öldürülenler arasinda, Elâzig'da askerligini yapan ve o sirada izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adinda biri de vardir. Bu zavalli, mezun oldugunu ve isterlerse hüvviyet ve izin kâgidini da gösterebilecegini söyledigi halde derdini dinletemiyor ve dört çocugu ile seksenlik anasi arasinda, onlarla berabir, kursunlaniyor.

Hozat'in Karaca köyünden Cafer oglu Kasim… Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmis, orada 15 yil kalmis, epeyce para kazanmis ve sonra köyüne dönmüstür. Kasim, Amerika dönüsünde, Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi

Köprüköy muharebesinde sehit düsen kardesi Yüzbasi Sükrü'nün iki çocuklu karisi Sirin Hatun'la evlenmis, Hozata gelip yerlesmis, orada bir magaza açmis ve ticarete baslamistir. Hükûmetle de bazi taahhüt islerine girismektedir. Dersim hareketi esnasinda, isbu Cafer oglu Kasim, taahhüt bedelinden alacagi olan 6.000 lirayi tahsil etmek üzere Ovacik Kaymakamligina müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül ettirip parayi kendisine veriyorlar.

Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çagiriyorlar!" diyerek,onu, mahfuzen yola çikariyorlar. Cafer oglu Kasim, kasabadan ayrildiktan bir saat sonra jandarmalara öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira da, iki alâkali idare âmiri arasinda taksim ediliyor.

Zavallinin zevcesi Sirin Hatun, o esnada, dört çocuguyla birlikte, komsularina oturmaya gitmistir. Kadin, evine döndügü zaman bir de görüyor ki, kapisi kirilmis ve bütün esyasi etrafa dökülüp saçilmistir. Haykirmaya basliyor:

"Yetisin, evimize eskiya girdi!.."

Devami bir sonraki sayfada

#Sayfa#


"- Yetisin, evimize eskiya girdi!.."

Bu feryadina karsilik olarak kadin, kapisinin önünde, çocuklariyla beraber öldürülüyor ve dolgun miktarda altini, parasi ve esyasi yagma ediliyor.

Bu arada Hozat'in Zimbik köyünde (Sekspir)in hayaline bile tas çikartacak, bir vak'a cereyan etmektedir. Erkekleri tamamiyle dogranmis olan köyün 100 kadar kadin ve çocugu, sivri uçlu âletle (süngü) öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda biri dogurmak üzere bir gebedir. Bu kadinin karnina giren sivri uçlu alet, barsaklarini yere döküyor, rahmini parçaliyor ve kendisini öldürüyor. Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çikan birkaç kadin, ölüleri gözden geçirirken, bu kadinin rahminden düsen çocugun sag oldugunu dehsetler içinde görüyorlar. Muazzam bir kader cilvesi olarak yasamakta devam eden çocugu aliyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi" adini koyuyorlar. Bu kiz bugün hâlâ ayni köyde ve hayattadir. Sivri uçlu alet annesinin karnina girip rahmini deldigi zaman da onun topukçugunda bir yara açmistir ve kiz hâlâ bu yarayi topugunda tasimaktadir.

(24 yil evvelki Büyük Dogu 'lardan)

Hozat'in Dolantanir köyünden Veli isminde bir genç, Elâzig Muallim Mektebinde okuduktan sonra ögretmen olarak Trakya'ya gönderilmis, orada evlenmis, 3 çocuk sahibi olmus ve tam da Dersim hareketi baslamak üzereyken, karisi ve çocuklariyle, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gitmistir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadinli, çocuklu ve ihtiyarli dogranirken, kendisi, karisi ve çocuklari da ayni âkibete mahkûm edilmis ve cesetleri yakilmistir.

Mazgirt Tersemek nahiyesinin halki dogranmakta… Merhamet sahiplerinden biri, birle on yasi arasinda 20 kadar çocugu alip bir derenin içine saklamistir.Vazivet birden haber aliniyor.

Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En kati yürekliler bile, böyle müdafaasiz mâsumlara silâh kullanamayacaklarini söylemeye mecbur kaliyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete ugruyor ve hayli sikinti mevzuu oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden daha karanlik suratli bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titrese titrese bekleyen 20 mâsumun isi bitiriliyor.

Bir sonraki sayfadan: Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.

#Sayfa#


Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.

Celâl Bayar'in Basvekil ve Maresal Fevzi Çakmak'in Genelkurmay Baskani bulundugu 1938 yilinda cereyan eden Dersim faciasi, bütünlestirilmesini okuyucularimizin hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine biraktigimiz birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandigi tek sebep de birtakim âsâyissizlik ve itaatsizlik bahanesi altinda, bütün Dogu Anadolu'yu kapsayici olarak, o mintikanin bir türlü sulandirilamayan koyu Islâmi rengidir.

Bir kivilcim halinde gösterdigimiz Dersim yangininin kömürlestirilmis 50.000 cesedinde, kutup sahsiyetler disi bir yigin olarak din mazlumluguiiun en çarpici levhasini seyredebilirsiniz.

AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan, bugünku konusmasinin büyük bölümünü Dersim Katliami'na ve o dönem yasanan acilara ayirdi.

Basbakan bu konusmasinda Necip Fazil Kisakürek'in 'Son Devrin Din Mazlumlari' kitabina genis yer verdigi ve kitabi kürsüde gösterip içinden bölümler okudu...

Iste Necip Fazil'in, kitabinda bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez dedigi Dersim Faciasi ile ilgli 6. bölüm ve Basbakan'in atifta bulundugu aci dolu o hikâyeler...

Süngüyle öldürülen iki Ortaokul çocugu, alevlerin içine atilan muallim ve evine girip rahmi parçalanan kadin....


Iste Basbakan'in bahsettigi o kitap: Son Devrin Din Mazlumlari! (Büyük Dogu Yayinlari)

Nefip Fazil Kisakürek kitabin girisinde, Son Devrin Din Mazlumlari, kendi agzindan söyle takdim ediyor:

Bu eser, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor. Imân ve ideal ugrunda umumî mazlumluk davasinin çok yakindan, özhayatimizdan, yakin tarihimizden ele alinmasi ve hususî plânda gösterilmesi... Bu yakin tarih ve hususî plân, Ittihad ve Terakki ile baslayip Cumhuriyetle yerlestigini gördügümüz Islâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin üzerinde en kuduz zalim kiliciyla düsürülen masum baslarin hikâyelerini anlatir.

Bu hikâyeleri, zaman ve mekân artlarina göre mümkün olabildigi kadar ifadelendirme ve mânalandirma yolunda elimizden geleni yaptik; ve sebep ve netice hükmünü, son zamanlarda inkisafina sahid oldugumuz Islâm dâvasinin dost ve düsman kutublari tanimak gibi bir borcu yerine getirmeleri kaydiyle okuyucunun takdirine biraktik. Allahtan, mazlumlugumuza nihayet verecek sabahin nurlu safagini diliyoruz.

N. F. K.


Iste kitapta Basbakan Erdogan'in da atifta bulundugu o bölümler!


Yorum Yap
Editöre e-posta
Yaziyi Gönder
Çikti Al
Tümünü Tek Sayfada Göster
Paylas: google facebook digg twitter yahoo mixx stumbleupon delicious myspace friendfeed google buzz linkedin xing Son Devrin Din Mazlumlari!
yeni haber ÜMIT BUGET Giris Saati : 23.11.2011 13:54
Güncelleme : 23.11.2011 18:10 Iste Dersim konusmasinda Basbakan Erdogan'in atifta bulundugu o kitap ve Nefip Fazil'in kaleminden Dersim faciasi...

AK Parti Genel Baskani ve Basbakan Recep Tayyip Erdogan, bugünku konusmasinin büyük bölümünü Dersim Katliami'na ve o dönem yasanan acilara ayirdi.

Basbakan bu konusmasinda Necip Fazil Kisakürek'in 'Son Devrin Din Mazlumlari' kitabina genis yer verdigi ve kitabi kürsüde gösterip içinden bölümler okudu...

Iste Necip Fazil'in, kitabinda bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez dedigi Dersim Faciasi ile ilgli 6. bölüm ve Basbakan'in atifta bulundugu aci dolu o hikâyeler...

Süngüyle öldürülen iki Ortaokul çocugu, alevlerin içine atilan muallim ve evine girip rahmi parçalanan kadin....


Iste Basbakan'in bahsettigi o kitap: Son Devrin Din Mazlumlari! (Büyük Dogu Yayinlari)

Nefip Fazil Kisakürek kitabin girisinde, Son Devrin Din Mazlumlari, kendi agzindan söyle takdim ediyor:

Bu eser, Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar'dan sonra beklenmesi ve ona eklenmesi gereken bir bahsi çerçeveliyor. Imân ve ideal ugrunda umumî mazlumluk davasinin çok yakindan, özhayatimizdan, yakin tarihimizden ele alinmasi ve hususî plânda gösterilmesi... Bu yakin tarih ve hususî plân, Ittihad ve Terakki ile baslayip Cumhuriyetle yerlestigini gördügümüz Islâm nefretinin zeminini çizer ve o zemin üzerinde en kuduz zalim kiliciyla düsürülen masum baslarin hikâyelerini anlatir.

Bu hikâyeleri, zaman ve mekân artlarina göre mümkün olabildigi kadar ifadelendirme ve mânalandirma yolunda elimizden geleni yaptik; ve sebep ve netice hükmünü, son zamanlarda inkisafina sahid oldugumuz Islâm dâvasinin dost ve düsman kutublari tanimak gibi bir borcu yerine getirmeleri kaydiyle okuyucunun takdirine biraktik. Allahtan, mazlumlugumuza nihayet verecek sabahin nurlu safagini diliyoruz.

N. F. K.


Iste kitapta Basbakan Erdogan'in da atifta bulundugu o bölümler!

#Sayfa#


(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Dogu Yayinlari 10. Basim, Nisan 1990, adli kitabinin DOGU FACIASI bölümünden aynen alintilanmistir.)


Bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez!

En asagi 50.000 müslümanin kanini ve canini ihtiva etmesi bakimindan, kalin hatlariyle bir harita gibi çizdigimiz ve su anda yalniz ana prensip ve mânasiyle tesbit ettigimiz bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez.

Babalarini arayan ve yanina gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocugun Hozat Kaymakami tarafindan süngületilerek babalarinin yanina gönderilmesi… Kendisinin ögretmen ve köy halkiyle alâkasiz bir sahis oldugunu iddia ederek alevler içinden firlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atilmasi ve karsi -sinda sigara içilmesi… Bugday saplari üstünde yakilan, daha evvel kursunlanmis bütün bir köy halki… Annesinin karnindan sivri uçlu âletle çikartildiktan sonra yasamakta devam eden ve hala topugunda bu sivri uçlu âletin izini tasiyan çocuk… Bir dere içinde bogazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdin bulunmasi bir hayli zorluga yol açan yirmi mâsum… Ve buna benzer daha neler, dalia neler!..


Cesetleri degil, mânalari muhakeme ve idam eden tarih, bakalim bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kiz, kadin, hasta, alil müslüman cesedine karsilik kaç ferdin mânasi üzerinde ebedî idam karari verecektir?

Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocugun hikâyesi

Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocuk… Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a geliyorlar ve facianin tam üstüne düsüyorlar. Hozat yakinlanndaki köylerine geldikleri zaman babalari Yusuf Cemil'in öldürtülmüs oldugunu ögreniyorlar ve aglama ya basliyorlar. Onlara su karsilik veriliyor:

"- Sizi de onun yanina götürecegiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çikartiliyor ve jandarma muhafazasinda gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarnin yanina gönderilmislerdir.
Her evi ayri ayri tutusturulduktan sonra dört bir etrafi ayrica çali çirpi içine alinip alev alev yakilan bir köyden, deli gibi bir adam çikip, çali yiginlari gerisinde manzarayi seyredenlere dogru ilerliyor ve haykiriyor:

"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"

Devami bir sonraki sayfada

#Sayfa#


"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"

Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atilmasi oluyor. Adam, evvelâ gögsünün killari tutusarak alev alev yanarken, çali yiginlari gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasini içmektedir. (Bu vak'a, bana, 1944 yilinda, Egridir'de askerligimi yaparken, resmî sahislar huzurunda, yanan adama karsi sigarasini zevkle içtigini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce anlatilmistir.)

Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadin ve çocuk öldürtülmüs ve bunlarin cesetleri bugday saplari üzerinde yakilmistir. Öldürülenler arasinda, Elâzig'da askerligini yapan ve o sirada izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adinda biri de vardir. Bu zavalli, mezun oldugunu ve isterlerse hüvviyet ve izin kâgidini da gösterebilecegini söyledigi halde derdini dinletemiyor ve dört çocugu ile seksenlik anasi arasinda, onlarla berabir, kursunlaniyor.

Hozat'in Karaca köyünden Cafer oglu Kasim… Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmis, orada 15 yil kalmis, epeyce para kazanmis ve sonra köyüne dönmüstür. Kasim, Amerika dönüsünde, Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi

Köprüköy muharebesinde sehit düsen kardesi Yüzbasi Sükrü'nün iki çocuklu karisi Sirin Hatun'la evlenmis, Hozata gelip yerlesmis, orada bir magaza açmis ve ticarete baslamistir. Hükûmetle de bazi taahhüt islerine girismektedir. Dersim hareketi esnasinda, isbu Cafer oglu Kasim, taahhüt bedelinden alacagi olan 6.000 lirayi tahsil etmek üzere Ovacik Kaymakamligina müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül ettirip parayi kendisine veriyorlar.

Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çagiriyorlar!" diyerek,onu, mahfuzen yola çikariyorlar. Cafer oglu Kasim, kasabadan ayrildiktan bir saat sonra jandarmalara öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira da, iki alâkali idare âmiri arasinda taksim ediliyor.

Zavallinin zevcesi Sirin Hatun, o esnada, dört çocuguyla birlikte, komsularina oturmaya gitmistir. Kadin, evine döndügü zaman bir de görüyor ki, kapisi kirilmis ve bütün esyasi etrafa dökülüp saçilmistir. Haykirmaya basliyor:

"Yetisin, evimize eskiya girdi!.."

Devami bir sonraki sayfada

#Sayfa#


"- Yetisin, evimize eskiya girdi!.."

Bu feryadina karsilik olarak kadin, kapisinin önünde, çocuklariyla beraber öldürülüyor ve dolgun miktarda altini, parasi ve esyasi yagma ediliyor.

Bu arada Hozat'in Zimbik köyünde (Sekspir)in hayaline bile tas çikartacak, bir vak'a cereyan etmektedir. Erkekleri tamamiyle dogranmis olan köyün 100 kadar kadin ve çocugu, sivri uçlu âletle (süngü) öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda biri dogurmak üzere bir gebedir. Bu kadinin karnina giren sivri uçlu alet, barsaklarini yere döküyor, rahmini parçaliyor ve kendisini öldürüyor. Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çikan birkaç kadin, ölüleri gözden geçirirken, bu kadinin rahminden düsen çocugun sag oldugunu dehsetler içinde görüyorlar. Muazzam bir kader cilvesi olarak yasamakta devam eden çocugu aliyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi" adini koyuyorlar. Bu kiz bugün hâlâ ayni köyde ve hayattadir. Sivri uçlu alet annesinin karnina girip rahmini deldigi zaman da onun topukçugunda bir yara açmistir ve kiz hâlâ bu yarayi topugunda tasimaktadir.

(24 yil evvelki Büyük Dogu 'lardan)

Hozat'in Dolantanir köyünden Veli isminde bir genç, Elâzig Muallim Mektebinde okuduktan sonra ögretmen olarak Trakya'ya gönderilmis, orada evlenmis, 3 çocuk sahibi olmus ve tam da Dersim hareketi baslamak üzereyken, karisi ve çocuklariyle, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gitmistir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadinli, çocuklu ve ihtiyarli dogranirken, kendisi, karisi ve çocuklari da ayni âkibete mahkûm edilmis ve cesetleri yakilmistir.

Mazgirt Tersemek nahiyesinin halki dogranmakta… Merhamet sahiplerinden biri, birle on yasi arasinda 20 kadar çocugu alip bir derenin içine saklamistir.Vazivet birden haber aliniyor.

Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En kati yürekliler bile, böyle müdafaasiz mâsumlara silâh kullanamayacaklarini söylemeye mecbur kaliyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete ugruyor ve hayli sikinti mevzuu oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden daha karanlik suratli bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titrese titrese bekleyen 20 mâsumun isi bitiriliyor.

Bir sonraki sayfadan: Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.

#Sayfa#


Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.

Celâl Bayar'in Basvekil ve Maresal Fevzi Çakmak'in Genelkurmay Baskani bulundugu 1938 yilinda cereyan eden Dersim faciasi, bütünlestirilmesini okuyucularimizin hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine biraktigimiz birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandigi tek sebep de birtakim âsâyissizlik ve itaatsizlik bahanesi altinda, bütün Dogu Anadolu'yu kapsayici olarak, o mintikanin bir türlü sulandirilamayan koyu Islâmi rengidir.

Bir kivilcim halinde gösterdigimiz Dersim yangininin kömürlestirilmis 50.000 cesedinde, kutup sahsiyetler disi bir yigin olarak din mazlumluguiiun en çarpici levhasini seyredebilirsiniz.


(Son Devrin Din Mazlumlari, Büyük Dogu Yayinlari 10. Basim, Nisan 1990, adli kitabinin DOGU FACIASI bölümünden aynen alintilanmistir.)


Bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez!

En asagi 50.000 müslümanin kanini ve canini ihtiva etmesi bakimindan, kalin hatlariyle bir harita gibi çizdigimiz ve su anda yalniz ana prensip ve mânasiyle tesbit ettigimiz bu facianin, tarihte bir benzeri gösterilemez.

Babalarini arayan ve yanina gitmek istediklerini söyleyen iki mâsum çocugun Hozat Kaymakami tarafindan süngületilerek babalarinin yanina gönderilmesi… Kendisinin ögretmen ve köy halkiyle alâkasiz bir sahis oldugunu iddia ederek alevler içinden firlamak isteyen bir gencin, kalasla itilip alevler içine atilmasi ve karsi -sinda sigara içilmesi… Bugday saplari üstünde yakilan, daha evvel kursunlanmis bütün bir köy halki… Annesinin karnindan sivri uçlu âletle çikartildiktan sonra yasamakta devam eden ve hala topugunda bu sivri uçlu âletin izini tasiyan çocuk… Bir dere içinde bogazlanan ve bu fiili yerine getiren cellâdin bulunmasi bir hayli zorluga yol açan yirmi mâsum… Ve buna benzer daha neler, dalia neler!..


Cesetleri degil, mânalari muhakeme ve idam eden tarih, bakalim bu 50.000, çocuk, genç, ihtiyar, kiz, kadin, hasta, alil müslüman cesedine karsilik kaç ferdin mânasi üzerinde ebedî idam karari verecektir?

Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocugun hikâyesi

Elâzig Ortaokulunda okuyan iki çocuk… Tatili geçirmek üzere memleketleri olan Hozat'a geliyorlar ve facianin tam üstüne düsüyorlar. Hozat yakinlanndaki köylerine geldikleri zaman babalari Yusuf Cemil'in öldürtülmüs oldugunu ögreniyorlar ve aglama ya basliyorlar. Onlara su karsilik veriliyor:

"- Sizi de onun yanina götürecegiz!"
Çocuklar odadan sürükletilerek çikartiliyor ve jandarma muhafazasinda gittikleri yolda süngületiliyorlar. Böylece babalarnin yanina gönderilmislerdir.
Her evi ayri ayri tutusturulduktan sonra dört bir etrafi ayrica çali çirpi içine alinip alev alev yakilan bir köyden, deli gibi bir adam çikip, çali yiginlari gerisinde manzarayi seyredenlere dogru ilerliyor ve haykiriyor:

"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"


"Durun, ben köy ahalisinden degilim! Muallimim! Müsaade edin, kendimi size isbat edeyim!"

Fakat sözüne mukabele, bir kalasla itilerek alevler içine atilmasi oluyor. Adam, evvelâ gögsünün killari tutusarak alev alev yanarken, çali yiginlari gerisinde âmir, zevk ve istihza ile sigarasini içmektedir. (Bu vak'a, bana, 1944 yilinda, Egridir'de askerligimi yaparken, resmî sahislar huzurunda, yanan adama karsi sigarasini zevkle içtigini söyleyen Amirden bizzat dinleyenlerce anlatilmistir.)

Yusuf Cemil'in köyünden 200 kadin ve çocuk öldürtülmüs ve bunlarin cesetleri bugday saplari üzerinde yakilmistir. Öldürülenler arasinda, Elâzig'da askerligini yapan ve o sirada izinli olarak köyünde bulunan Rüstem adinda biri de vardir. Bu zavalli, mezun oldugunu ve isterlerse hüvviyet ve izin kâgidini da gösterebilecegini söyledigi halde derdini dinletemiyor ve dört çocugu ile seksenlik anasi arasinda, onlarla berabir, kursunlaniyor.

Hozat'in Karaca köyünden Cafer oglu Kasim… Bu adam, o tarihten 30 sene kadar evvel Amerika'ya gitmis, orada 15 yil kalmis, epeyce para kazanmis ve sonra köyüne dönmüstür. Kasim, Amerika dönüsünde, Birinci Dünya Harbinde Kafkas cephesi

Köprüköy muharebesinde sehit düsen kardesi Yüzbasi Sükrü'nün iki çocuklu karisi Sirin Hatun'la evlenmis, Hozata gelip yerlesmis, orada bir magaza açmis ve ticarete baslamistir. Hükûmetle de bazi taahhüt islerine girismektedir. Dersim hareketi esnasinda, isbu Cafer oglu Kasim, taahhüt bedelinden alacagi olan 6.000 lirayi tahsil etmek üzere Ovacik Kaymakamligina müracaat ediyor. Muamelesini tekemmül ettirip parayi kendisine veriyorlar.

Muamele biter bitmez "Seni Hozat'tan çagiriyorlar!" diyerek,onu, mahfuzen yola çikariyorlar. Cafer oglu Kasim, kasabadan ayrildiktan bir saat sonra jandarmalara öldürtülüyor. Koynundaki 6.000 lira da, iki alâkali idare âmiri arasinda taksim ediliyor.

Zavallinin zevcesi Sirin Hatun, o esnada, dört çocuguyla birlikte, komsularina oturmaya gitmistir. Kadin, evine döndügü zaman bir de görüyor ki, kapisi kirilmis ve bütün esyasi etrafa dökülüp saçilmistir. Haykirmaya basliyor:

"Yetisin, evimize eskiya girdi!.."

Yetisin, evimize eskiya girdi!.."

Bu feryadina karsilik olarak kadin, kapisinin önünde, çocuklariyla beraber öldürülüyor ve dolgun miktarda altini, parasi ve esyasi yagma ediliyor.

Bu arada Hozat'in Zimbik köyünde (Sekspir)in hayaline bile tas çikartacak, bir vak'a cereyan etmektedir. Erkekleri tamamiyle dogranmis olan köyün 100 kadar kadin ve çocugu, sivri uçlu âletle (süngü) öldürülüyor.Oldurulen kadinlar arasinda biri dogurmak üzere bir gebedir. Bu kadinin karnina giren sivri uçlu alet, barsaklarini yere döküyor, rahmini parçaliyor ve kendisini öldürüyor. Tehlike geçtikten sonra gizlendikleri yerden çikan birkaç kadin, ölüleri gözden geçirirken, bu kadinin rahminden düsen çocugun sag oldugunu dehsetler içinde görüyorlar. Muazzam bir kader cilvesi olarak yasamakta devam eden çocugu aliyorlar,emzirtip büyütüyorlar ve ona "Besi" adini koyuyorlar. Bu kiz bugün hâlâ ayni köyde ve hayattadir. Sivri uçlu alet annesinin karnina girip rahmini deldigi zaman da onun topukçugunda bir yara açmistir ve kiz hâlâ bu yarayi topugunda tasimaktadir.

(24 yil evvelki Büyük Dogu 'lardan)

Hozat'in Dolantanir köyünden Veli isminde bir genç, Elâzig Muallim Mektebinde okuduktan sonra ögretmen olarak Trakya'ya gönderilmis, orada evlenmis, 3 çocuk sahibi olmus ve tam da Dersim hareketi baslamak üzereyken, karisi ve çocuklariyle, yaz tatilini geçirmek üzere köyüne gitmistir. Genç muallimin köyü, erkekli ve kadinli, çocuklu ve ihtiyarli dogranirken, kendisi, karisi ve çocuklari da ayni âkibete mahkûm edilmis ve cesetleri yakilmistir.

Mazgirt Tersemek nahiyesinin halki dogranmakta… Merhamet sahiplerinden biri, birle on yasi arasinda 20 kadar çocugu alip bir derenin içine saklamistir.Vazivet birden haber aliniyor.

Cocuklarin oldurulmeleri emriveriliyor. Fakat bu emri yerine getirebilecek kimse zuhur edemiyor. En kati yürekliler bile, böyle müdafaasiz mâsumlara silâh kullanamayacaklarini söylemeye mecbur kaliyorlar. Tecrübe birkaç defa akamete ugruyor ve hayli sikinti mevzuu oluyor. Nihayet en kara yüzlü çingenelerden daha karanlik suratli bir adam bulunuyor ve bir dere içinde titrese titrese bekleyen 20 mâsumun isi bitiriliyor.


Murat suyunun kandan kipkizil aktigini görenler olmustur.

Celâl Bayar'in Basvekil ve Maresal Fevzi Çakmak'in Genelkurmay Baskani bulundugu 1938 yilinda cereyan eden Dersim faciasi, bütünlestirilmesini okuyucularimizin hayaline ve istikbaldeki tarihçinin kalemine biraktigimiz birkaç teferruat çizgisi halinde budur! Dayandigi tek sebep de birtakim âsâyissizlik ve itaatsizlik bahanesi altinda, bütün Dogu Anadolu'yu kapsayici olarak, o mintikanin bir türlü sulandirilamayan koyu Islâmi rengidir.

Bir kivilcim halinde gösterdigimiz Dersim yangininin kömürlestirilmis 50.000 cesedinde, kutup sahsiyetler disi bir yigin olarak din mazlumluguiiun en çarpici levhasini seyredebilirsiniz.

 

DOSTÊ MA:  |  Zazaki.de   |  Piya Forum   |  Hüseyin Aygün   |  AABF  |  Tunceli Emek |  Faruk Iremet    |  FDG  | Radiozaza Forumu  | Zaza Der  |