|
Söz
konusu olan milattan önce bir tarih veya tarihin
derinliklerinden bulunup çikarilmaya çalisilan
bir konu degildir. 1938in halen yasamakta olan
canli taniklari vardir. Sorun bir tarihçi veya
akademisyen sogukkanliligiyla anlasilabilecek bir
konu da degildir. Yüzlesilmedigi müddetçe
kanamaya devam eden bir olaydan bahsediyoruz.
CAFER
SOLGUN / Yazar
CHPnin
Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygünün
malumun ilani olmaktan ibaret sözleriyle
karisan CHP, artik anlasildi, krizi firsata
dönüstürmek yoluna gitmeyecek.
Tek Parti dönemi CHPsi ve onun uygulamalariyla
yüzlesmek için, Dersim, altin degerinde
bir firsat idi oysa. Baykalli CHP 2009 yilinda
Onur Öymenin Dersimlilerin analarini aglatmalariyla
övünen sözleriyle ciddi elestiri ve
protestolarla karsilasmisti. Ama o zaman kimseler
CHPnin bu durumu Tek Parti zihniyetiyle yüzlesmek
için degerlendirecekleri yönünde
bir beklenti içerisinde degildi. CHP herhangi
bir siyasi parti degildi, kurucu, korucu ve
de kollayici bir partiydi, statükonun bekçisiydi,
tehlikenin farkinda olanlarin temsilcisiydi
vb.
Krizi
firsata dönüstürebilirdi
Kemal
Kiliçdaroglu, yer yer kullandigi yeni
CHP söylemiyle bir fark yaratmak
istemisti. Seçmen bu söyleme CHP kurmaylarinin
umduklari düzeyde itibar etmedi. Sonra bu yeni
CHP söylemi, parti içerisindeki
muhalif hiziplerin zaman zaman yönetimi elestirmek
için kullandiklari bir argüman (ne
demek yeni CHP? CHP, CHPdir ve kimse onu yenileyemez)
olarak kullanilsa da, gündemden düstü.
Yeni CHP söyleminin mucitleri de
bu iddianin içini doldurmak yönünde
kayda deger bir çaba içinde olmadilar,
buna gerek görmediler...
Hüseyin
Aygünün sözleri ve buna karsi
Kemal Kiliçdarogluna geregini yap
çagrisi yapilan deklarasyonla birlikte, CHPde
gerçekten de yeni bir durum ortaya
çikabilirdi. Fakat kisa zamanda anlasildi ki,
CHPnin Dersim 38 gerçegiyle ve bir bütün
olarak Tek Parti dönemi ve onun kanli çagdaslastirma
operasyonlariyla yüzlesmeye cesareti yok. Açik
seçik bir dille biz 2011 yilinin CHPsiyiz,
Tek Parti CHPsinin kanli icraatlarini tasvip
etmiyoruz gibi bir cümle dahi edemediler.
Demek ki yeni CHP denilen bu ve bu kadar
imis...
CHP
Genel Merkezine gün bugündür
deyip ültimatom gibi bir deklarasyon yayinlayarak
kazan kaldiran bazi ulusalci CHP milletvekillerinin,
Aygünün hangi sözlerine niçin
itiraz ettikleri, tartismalar içerisinde boguntuya
geldi. Dersimde 1937-38 yillarinda Cumhuriyet
tarihinin en kanli planli katliamlarindan birinin
yasanmadigini mi söylüyorlar? Tabii ki asil
hassasiyetlerinin Mustafa Kemal ile ilgili oldugunu
biliyoruz. Çünkü en çok Hüseyin
Aygünün lisan-i münasiple katliamdan
Atatürk de haberdardi seklindeki sözlerine
celallendiler. Nedir peki gerçek? Çok
sayida belgesi var.
Dersim
meselesinin kökten halli
Mustafa
Kemal katliamdan tabii ki haberdardi. Bu belgelerden
sadece iki tanesini animsatmakla yetinecegim. Birincisi,
Mustafa Kemalin 1936 yilinda Meclis açilisinda
yaptigi konusmadir. Açip Meclis tutanaklarindan
okusunlar. Bu konusmasinda Mustafa Kemal, Dersimin
en mühim dahili meselemiz oldugunu
söyledikten sonra, çibanbasi
olarak tanimladigi Dersim meselesinin kökünden
halli için hükümete istedigi
her türlü yetkinin verilmesi gerektigini
vurgulamistir...
Ikincisi,
Dersim için orduya tenkil emrinin
verildigi 4 Mayis 1937 tarihli Bakanlar Kurulu kararidir.
Bu kararin alindigi Bakanlar Kurulu toplantisina Mustafa
Kemal ile Genelkurmay Baskani Fevzi Çakmak
da katilmislar, alinan 2 maddelik korkunç kararin
altina imza koymuslardir... (Bu belgeler ve dahasini
Dersim... Dersim... Yüzlesmezsek Hiçbir
Sey Geçmis Olmuyor adli kitabimda yayimladim.)
Kaldi ki, bu deklarasyoncu milletvekilleri Atatürkü
koruyayim derken, bence aslinda ona, onun Tek
Adam kudretine bilmeden de olsa hakaret etmis
oluyorlar...
Yine
de CHPnin Dersim tartismalarina yeni (!) bir
boyut kazandirdigini teslim etmek gerek. O da su:
Dersim 38i siyasetçiler degil, birakalim
tarihçiler tartissin... CHPden yapilan
son açiklamalarda mevzuyu tarihçilere
havale etmek gerektigine vurgu yapilir oldu sürekli...
Bu cümleyi 1915 Ermeni Tehciri olayi ile ilgili
duymaya alismistik. Öyle görünüyor
ki yakin tarihimizin kanli sayfalariyla yüzlesmekten
kaçinan çevreler, islerine gelmeyen
her konu gündeme geldiginde artik bu söylemin
arkasina saklanacaklar: Geçmiste kalmis olaylari
birakalim tarihçiler tartissin...
Dersim
38 ve benzer yüzlesme konularinin
günlük siyasi polemiklerde tüketilen
bir malzeme haline getirilmesini dogru bulmadigimi
belirtmeliyim. Aksine siyasetler üstü bir
hassasiyet ve sorumlulukla ele alinmasi geregi vardir.
Ne
var ki halen resmi ideoloji inkarciligini savunmakta
israr eden anlayislar söz konusu olunca, konunun
günlük siyasi polemiklere malzeme edilmesi,
deyim yerindeyse politikacilar açisindan çekici
hale gelmektedir. Bu bir elestiri konusudur. Fakat,
birakalim Dersim 38i tarihçiler
tartissin yaklasimina ne demek gerekir?
Söz
konusu olan milattan önce bir tarih veya tarihin
derinliklerinden bulunup çikarilmaya çalisilan
bir konu degildir. 38in halen yasamakta olan
canli taniklari vardir. Sorun bir tarihçi veya
akademisyen sogukkanliligiyla anlasilabilecek bir
konu da degildir. Yüzlesilmedigi müddetçe
kanamaya devam eden bir olaydan bahsediyoruz...
Türk
Tarih Tezinde Dersim
Bu
arada bastan sona siyasi olan bir meseleyi tarihçilere
havale etmemizi isteyenlerin kastettigi tarihçiler
kimlerdir acaba? Mesela Ayse Hür mü kastedilmektedir?
Yoksa Günes Dil Teorisi, Türk
Tarih Tezi gibi son derece özgün
çalismalara imza atmis Türk Tarih Kurumu
mu? Malum, bu kurumun eski baskanlarindan biri Dersimlilerin
Ermeni oldugunu iddia ederek dikkat çekmisti...
Insanlarin acilariyla alay edercesine demagojik söylemler
gelistirmek ve o demagojilerin arkasina saklanarak
sorumluluklarindan kaçmak, bu tutumun sahiplerine
ve Türkiyeye bugüne degin oldugu gibi
bundan sonra da bir sey kazandirmayacaktir.
Tek
Parti zihniyetini, resmi ideoloji mantigini asmak
sadece CHP için degil, siyaset kurumu basta
olmak üzere bütün Türkiye açisindan
daha fazla ertelenemeyecek bir sorumluluktur. Bu sorumlulugu
hissetmeyenler, tasimaktan kaçinanlar Türkiyenin
gelecegi adina yeni ve umutlu
olan hiçbir seyi temsil güç ve
yetenegine de sahip olamazlar...
cafersolgun@gmail.com
|