Zazaca Kürtçe degildir Hürriyet 20.12.2009


Dersim’in asil adi nedir? Bu bölgede oturanlar nereden, ne zaman gelmislerdir? Akrabalari hangi ülkede yasamaktadir? Türk müdürler; Kürt müdürler? Yoksa nedirler? Dillerinin özelligi nedir? Alevi midirler? Eger önyargilarinizin tutsagi iseniz bu yaziyi hiç okumayiniz. Yok anlamak-ögrenmek istiyorsaniz; iste size 10 maddede Dersim gerçegi…


Albert Einstein’in sözünü bilirsiniz:
“Önyargilari parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur.”
Ama bu bas belasi tabulari yikmak zorundayiz.
Çünkü…
Haci Bektasi Veli’nin söyledigi gibi, “ilimle gidilmeyen yolun sonu karanliktir.”
Bu arada su görüsümü tekrarlayayim:
Kisi kendini hangi kimlikte görüyorsa, hissediyorsa öyledir. Ve saygindir.
Ayrica, kimileri gibi “alternatif tarih” adina inkarcilik yapacak da degilim.
O halde…
Gelelim Dersim derslerine…

Madde 1) Dersim’in kökü nereye dayaniyor?

Anadolu kavimler kapisidir…
Dersim bölgesine ilk yerlesimin M.Ö 6 binlere kadar uzandigi biliniyor.
Subarlar, Hurriler, Asurlular, Hititler, Akadlar, Frigyalilar, Urartular, Medler, Persler, Makedonyalilar, Kapadokyalilar, Romalilar, Sasaniler, Araplar, Bizanslilar, Selçuklular, Mogollar, Akkoyunlular, Osmanlilar gibi kimler gelip kimler geçti.
Dersim bölgesine kimi “Isuva” adini verdi: kimi “Supani”…
Yasayanlara kimi “Mustular” dedi; kimi “ Müskiler”…
Ne diyordu koca Ahmet Arif:
“Besikler vermisim Nuh'a
Salincaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayilir,
Anadoluyum ben,
Taniyor musun ?..”

Madde 2) Dersim’in adi nereden geliyor?

Dersim; Farsça, “der” (kapi), “sim” (gümüs) sözcüklerinden olusan bir isim tamlamasidir. Türkçe’ye “Gümüskapi” olarak çevirebiliriz.
Güney agizlarinda Dersim, “Darsim” diye telaffuz ediliyor. Kimi tarihçi bunun sadece söylenis olmadigini belirtiyor. Onlara göre “Darsim” Zazaca bir sözcük; ‘dar” (agaç) ve “sim” (gümüs) idi; ve Darsim aslinda “Gümüsagaç” demekti.
Bu teze göre, Dersimliler “agaca tapinmalari” nedeniyle bu ismi kullaniyorlardi!
Ancak yazdigimiz gibi bölgeye birçok uygarliklar geldi. Ve bunlarin çogu isim degistirdiler.
Örnegin Çemiskezek bölgesine; Hititler “Zuhma”; Urartular “ Tamiskis”; Romalilar “Hieroplis”; Bizanslilar “Tsimisca” dediler…
Dersim’in adi uzun yillar “Daranalis” olarak kaldi. Bu ismin, M.Ö 519’da Dogu Anadolu’yu fetheden Pers Krali Dara’nin adindan kaynaklandigi ileri sürülüyor.
Bu noktada “Daranalis” ve Persler’in adini geçirmemizin özel bir nedeni var. Çünkü Dersimlilerin asil yurtlari Anadolu degil; Iran.

Madde 3) Dersimliler aslinda nerelidir?

Horasanlidirlar.
Hazar Denizi’nin güney batisinda (Tahran’in kuzeyinde) Deylem/Daylam bölgesinde, Pers öncesi halklardan bir topluluk yasardi: Deylemliler/Daylamlilar!
Iran’daki Büveyhogullari Devleti’ni (932-1056) bunlarin kurdugu biliniyor.
Bu halk 13’üncü yüzyilda Mogol istilasindan kaçarak Anadolu’ya geldiler. Anadolu’da yasadiklari bu bölgeye kendi adlarini verdiler.

Madde 4 ) Dersimlilerin akrabalari kimler?

Günümüz Iran’in Kuzey Horasan Eyaleti’nde Deylaman bölgesi vardir. Lahican, Siya, Kal, Koh, Mazendaran, Rast, Gibal, Pir Pulur, Fumen, Gerekerd, Gilan, Teberistan, Chalus, Kalar, Enzeli, Varemin, Bar, Tufem, Rudsa, Muvaz, Kohaman, Hasan Rud, Emurluh gibi yerlerde yasayanlar Dersimlilerin akrabalaridir.
Konustuklari dil ise Zazacadir.
“Dersim’de Kökler” adli kitabindan yararlandigimiz Ali Kara, Iran’daki “Dersimliler” konusunda arastirma yapti. Anadolu’daki Dersimlilerle konusma, türkü söyleme, inanç, yasam tarzi konusunda ayni olduklarini yazdi. Kadin-erkek esitligini; kadinlarin baslarini kapatmadigini, isimlerin doga adlari oldugunu gözlemledi. “Cem”lerine katildi. Aslinda Samanizm’in, Zerdüstlügün hala yasatildigini fark etti.


Madde 5) Dersim dilinin kökeni nedir?

Persler’in “Bisitun Kitabeleri”nde Deylemlilerin konustuklari dile “Zuzu” deniyor. “Zuzu” bugünün anlamiyla Zaza!
Kimi dilbilimcilerine göre bu dilin adi, Deylem’den türeyen “Dimilice”dir.
Bu nedenle bilimsel siniflandirmada bu dil ailesinin "Kuzeybati Iranî diller" grubunda yer aldigi belirtilmektedir.
Dil bilimcileri ve Zazalar, Zazaca/Dimilice’yi bir dil olarak kabul eder.
Keza Iranoloji dilbilimine göre de, Zazaca baslibasina bir dildir.
Kürdolojinin babasi sayilan V. Minorsky; ve David Mc Kenze, Prof, Goiche Kojima, Susani, Oskar Mann ile Karl Hadank gibi bilim adamlari Zazaca'nin bir Kürt lehçesi olmadigini kanitlamislardir.
Zazaca; eski dillerden Partça’nin devami olarak kabul edilir
Fakat bazi Kürdologlar bu durumu kabul etmezler; Zazaca'yi Kürtçe'nin dört lehçesi arasinda sayarlar.
Bütün Kürtler meseleye “milliyetçilik penceresinden” bakmazlar; “Kürdistan Milliyetçilik ve Dil” kitabinin yazari Amir Hassanpour gibi kimi Kürt dilbilimciler, Zazaca’nin Kürt lehçelerinden yapisal olarak farkli oldugunu yazar.
Yine de bazi Kürt “aydinlar”, Zazalar’in Kürt olmadigini iddia edenlere ates püskürürler. Ebubekir Pamukçu, Ali Kaya veya Kürt M Serif Firat gibi yazarlari “inkarcilikla” suçlarlar!
Surasi bir gerçektir ki, Zazalar’in önemli bir bölümü günümüzde Kürt kimligini benimsemislerdir.
Bu arada…
Bazi Türkologlar da, Zazaca'yi Türkçe'nin bir lehçesi varsayar ve; Zazalarin Horasan'dan gelen Türk boyu oldugunu iddia ederler. Bunlara göre Zazalar, Dersim’e gidince Kürtlesmislerdir!
Devletin resmi tarih tezi de böyledir.
Kuskusuz bu “resmi tarihtir ve mutlaka yanlistir” anlayisi dogru degildir.


Madde 6 ) Zazaca konusulan iller hangisi?

Tunceli(bütün ilçeler);

Bingöl (bütün ilçeler);

Elazig (Bati bölgesi hariç);

Diyarbakir (Ergani, Çermik, Dicle, Lice, Çüngüs, Hani, Kulp, Egil, Hazro); Urfa (Siverek, Bucak);

Mus (Varto);

Sivas (Zara, Imranli, Ulas, Kangal, Hafik, Divrigi, Gürün) Adiyaman (Gerger);

Erzincan(merkez ve Tunceli'ye yakin yerlerde); Batman (Merkez, Sason); Bitlis(Mutki,Tatvan);

Malatya (Pötürge, Doganyol, Arguvan);

Ardahan(Göle); Usat Esme gibi Bati’daki bazi ilçe ve köylerde de sürgünler nedeniyle konusulmaktadir.
Zazaca sadece Türkiye’de konusulmuyor. Iran’da da en az 1 milyon insanin Zazaca konustugu biliniyor. Bunlarin küçük bir bölümü, Çaldiran Savasi’ndan sonra Anadolu’dan kaçan Türkmen asiretleridir.

Madde 7) Dersimliler Alevi midir?

Zerdüst/Yezidi olan Deylaman halki 873’te Müslüman oldu.
917’de ise Caferi Sadik mezhebini / Aleviligi kabul ettiler.
Kimi tarihçiye göre Zaza Aleviligi; Sii inanciyla, Zerdüstlügün gelenek ve göreneklerinin bilesiminden olusmustur.
Gelelim Anadolu’daki Dersimlilere…
Dersim denince akla 126 asiret ve boyun birlesmesi geliyor. Bunlarin hepsi Zaza degil. Içlerinde Türkmen asiretleri de var.
Bu asiretlerin hepsinin tarihsel hikayesi farkli oldugu için hepsini ayri ayri ele almak gerekir. Bölgeye gelis tarihleri bile farkliliklar gösterir. Örnegin Hz. Muhammed soyundan geldiklerini iddia eden Kureysan Asireti, Melihsah döneminde Dersim’e geldi.
Gelis tarihleri farkli olsa da Dersim bölgesindeki Zazalar’in büyük çogunlugu Alevi’dir. Fakat Sünni olan Zazalar’in bulundugunu da eklemeliyiz:
Örnegin Cibranli Halit Bey Sünni bir Zaza Kürdü’ydü.

Madde 8) “Tunceli” adi ne zaman verildi?

Vakit Gazetesi yazari Abdurrahman Dilipak 1937-38 Dersim Isyani’ni bastiran askeri harekatin adinin “Tunç- Eli” oldugunu ve operasyondan sonra Dersim’e “Tunceli” adinin verildigini yazdi. Dogru degildir.
Osmanli, Tanzimatla birlikte yeni idari yapilanmaya gitti.
O tarihe kadar “basina buyruk olan” Dersim sancakti.
1847’te; Hozat merkez olmak üzere Erzurum vilayetine bagliydi;.
1859’da; Harput eyaletine; 1867’de ise topraklarinin bir bölümü Erzincan sancagina dahil edildi.
1879’da ayri bir vilayet oldu.
1886’da tekrar mutasarrafliga indirildi.
1892’de Elazig’a baglandi.
Görüldügü gibi Osmanli, Dersim’i hep bölerek yönetmek tavri içinde oldu.
Gelelim Cumhuriyet dönemine:
Dersim 1923’te ilçe yapilarak Elazig’a baglandi.
Ancak…
25 Aralik 1935’te, 3195 sayili, 2884 no’lu kanunla “Tunceli” adiyla il yapildi.
Sünniligi devletin resmi ideolojisi haline getiren Osmanli’nin Dersim’e bakisi belliydi. Peki ya Cumhuriyet’in?
Bunu Içisleri Bakani Sükrü Kaya’nin istegiyle sadece 100 adet basilan “Dersim” kitapçiktan anlayabiliyoruz:
“Dersim’in cografi ve toplumsal yapisi, çapulculuk ve isyana tesvik edicidir. Halk bu yüzden vergi vermiyor, yasa dinlemiyor ve askerlik hizmeti yapmiyor. Topragi tarima elverisli olmadigi için çapulculuk yapip çevre bölgelerdeki halka baskin yapiyor. (2700 kaçak vardi.)
Halkin gerçek efendileri; seyh, seyyid, dede, aga ve bey takimidir. Dersim mutlaka devletin egemenligine girmelidir. Ancak bölgede sadece asker ve jandarma bulundurmakla itaat saglanmaz. Köklü islahat sarttir.
Dersim halki Oguz boylarindan gelmis Türkmenlerdir. Sonradan Kürtlesmislerdir. Türk kökenlerine çevirmek için kislalarin yanina okul yapilmalidir.
Agalar ve Seyyidler bölgeden Türklerin yogun oldugu bölgelere sürülmelidir.”
Cumhuriyet, Dersim’i merkeze hükümetin kontrolüne alip çagdaslastirmak istiyordu.

Madde 9) Atatürk’ü seviyorlar mi?

Dersimliler, Kurtulus Savasi’nda Mustafa Kemal’in yaninda yer aldi.
Sivas ve Erzurum kongrelerinde 250 Zaza gönüllü koruyuculuk yapti.
Kongrelere Diyap Aga ve Hasan Basri’yi milletvekili olarak gönderirler.
23 Nisan 1920’de açilan Büyük Millet Meclisi’ne ise alti milletvekiliyle temsil edildiler.
Seyh Said isyanina katilmadilar.
Dersimlilerin Atatürk sevgisinin iki nedeni vardir:
Birincisi, Cumhuriyet Aleviler’i özgürlestirmisti.
Ikincisi Aleviler Atatürk’ün Alevi oldugunu düsünüyordu. Kimi Alevi’ye göre ise Atatürk “mehdi” idi.

Madde 10 ) Dersimliler niye ayaklandi?

Temel sebep; ülkenin batisini siyasi, iktisadi ve kültürel olarak “modernize eden” Cumhuriyet yönetiminin, artik ülkenin dogusuna da el atmasiydi.
Cumhuriyet bölgedeki yoksullugu-geri kalmisligi ortadan kaldirmak istiyordu.
O küçük bütçesine ragmen 4 milyon lira ayirmisti. Bununla yollar, köprüler yapmayi planliyordu.
Bölgeye “el atma”nin siyasi nedeni ise; Cumhuriyet’in, aga ve seyhlerin hüküm sürdügü feodalizmi tasfiye etmek istemesiydi. Atatürk asiret sisteminin yikilmasini ve toprak reformu yapilmasini istiyordu.
Meselenin kültürel ayagi da vardi. Dersim halkini Kürtlesmis Türk olarak görüyorlardi. Mecburi iskan yasasi çikarilarak, Dersim asiretlerinin Türklerin yogun yasadigi bölgelere göndererek Türklesmesinin saglanacagini planliyorlardi.

Ankara’daki bazi bürokrat ve siyasilerin Osmanli döneminden kalma, “Sünniler devlete baglidir, Aleviler kötülüklerin baslica nedenidir” seklindeki Alevi düsmanligiyla yaptiklari yönlendirmeler “reformlarin” sert olmasina yol açti.
Cumhuriyet kadrolari reformlari hayata geçirme konusunda ikiye bölündü; Vali Cemal Bey gibi uzlasmadan yana olanlarla, Umum Müfettisi Ibrahim Tali gibi sert tedbirlerin alinmasindan yana olanlar arasinda.
En sert görüsler Maresal Fevzi Çakmak’a aitti; Kürt memurlara bile karsiydi!
Diger yanda…
Sunu da eklemem gerekiyor; 1937-38 askeri harekati Dersim’e yapilan ilk operasyon degildi.
1861’den baslayarak Dersim’e sürekli askeri harekatlar düzenlendi.
Yazdigim gibi bunun temel nedeni iktisadiydi.
Tanzimat’ta da, II. Mesrutiyet’te de, Cumhuriyet’te de ayni durumla karsilasilmisti: Asiret agalari yeniden yapilandirilan merkezi yapinin kontrolüne girmek istemiyordu. Kendi kanunlarini kendilerinin koydugu feodal düzenin yikilmasina karsi çikiyorlardi.
Bölge halkinin yoksul ve cahil olmasi, feodal düzenin sürmesini isteyenler tarafindan hep kullanilmistir.
Kuskusuz onlarca zulme ugramis Dersimlilerin merkezi iktidarlara güvensizlikleri de bunda etken olmustur.
Ayni bugün oldugu gibi…

ANADOLU


Besikler vermisim Nuh'a
Salincaklar, hamaklar,
Havva Ana'n dünkü çocuk sayilir,
Anadoluyum ben,
Taniyor musun ?

Utanirim,
Utanirim fukaraliktan,
Ele, güne karsi çiplak...
Üsür fidelerim,
Harmanim kesat.
Kardesligin, çalismanin,
Beraberligin,
Atom güllerinin katmer açtigi,
Sairlerin, bilginlerin dünyalarinda,
Kalmisim bir basima,
Bir basima ve uzak.
Biliyor musun ?

Binlerce yil sagilmisim,
Korkunç atlilariyla parçalamislar
Nazli, seher-sabah uykularimi
Hükümdarlar, saldirganlar, haydutlar,
Haraç salmislar üstüme.
Ne Iskender takmisim,
Ne sah ne sultan
Göçüp gitmisler, gölgesiz!
Selam etmisim dostuma
Ve dayatmisim...
Görüyor musun ?


Nasil severim bir bilsen.
Köroglu'yu,
Karayilani,
Meçhul Askeri...
Sonra Pir Sultani ve Bedreddin’i.
Sonra kalem yazmaz,
Bir nice sevda...
Bir bilsen,
Onlar beni nasil severdi.
Bir bilsen, Urfa'da kursun atani
Minareden, barikattan,
Selvi dalindan,
Ölüme nasil gülerdi.
Bilmeni mutlak isterim,
Duyuyor musun ?

Öyle yikma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip...
Nerede olursan ol,
Içerde, disarda, derste, sirada,
Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladin,
Firsatçinin, fesatçinin, hayinin...
Dayan kitap ile,
Dayan is ile.
Tirnak ile, dis ile,
Umut ile, sevda ile, düs ile
Dayan rüsva etme beni.

Gör, nasil yeniden yaratilirim,
Namuslu, genç ellerinle.
Kizlarim,
Ogullarim var gelecekte,
Her biri vazgeçilmez cihan parçasi.
Kaç bin yillik hasretimin koncasi,
Gözlerinden,
Gözlerinden öperim,
Bir umudum sende,
Anliyor musun ?
(Ahmed Arif)